Solucan Gübresi Bilgi Portalı 03 Aralk 2016

Mikoriza ve Organik Tarım

Mikoriza ve Organik Tarım

Mikoriza ve Organik Tarım

Bitki kökleri ile fungusların ortak yaşam (simbios) biçimine “mikoriza” denir. Mikorizal funguslar toprak kökenli olup, genellikle yaşamlarını toprakta geçiren, çoğunlukla belirli alt şube (Zygomycotina-Basidiomycotina) ve bu alt şubelere ait türlerden oluşur. Bu ilişkide fungus bitkiden enerji kaynağı olarak karbon alır, bitkinin kazancı ise fungusun hifleri aracılığı ile topraktan aldığı besin maddeleri ve suyun bitkiye nakledilmesidir. Ayrıca obligat karakterli arbüsküler funguslar için bitki kökleri barınma, gelişme ve çoğalma ortamı görevini üstlenir.

Mikoriza ve Organik Tarım

Mikoriza ve Organik Tarım

Mikorizal funguslar bitki kök yüzeyine veya kök dokularında yer alan hücre veya hücrelerarası boşluklara yerleşerek yaşamlarını devam ettirir. Mikorizal, özellikle ektomikorizal funguslar kök yüzeyinde yoğun bir fungal örtü, çok sayıda hif oluşturarak bitki kökünün ulaşamadığı yerlere ulaşırlar. Mikorizal funguslar genellikle arbüsküler, ektomikorizal, erikoid ve orkide mikorizaları olarak gruplandırmaktadır. Genellikle kültür bitkileri ile arbüsküler mikorizalar simbiyotik ilişkiye girmektedir. Çok yıllık bitkiler ve orman ağaçlarında ise çoğunlukla ektomikorizal birliktelikten söz etmek mümkündür. Arbüsküler funguslar bitki kök dokusu içine, özellikle kortekse yerleşerek kök dışına sadece bitki besin maddelerini ve suyu alma görevini üstlenen misel ve üremeye yönelik yapılarını çıkarır. Bu tip mikorizal yaşantıda en dikkat çekici yapı “Arbüskül”dür. Arbüskül çok sayıda dallanmış, ince duvarlı, oldukça dayanıklı ve konukçu hücresi içinde yer alan haustoryum benzeri bir yapıdır. Arbüskül bitki ile AM fungusun madde değişimini gerçekleştirdiği noktadır.

Ektomikorizal yaşam şeklinde ise fungus bitki kök dokusu içinde sadece hücrelerarası boşluklarda misellerini konumlandır ve genellikle fungal kitle kök dışında oluşur. Ektomikorizal fungus ile enfekte olmuş kökler kısa, enine genişlemiş ve dallanmış (dallanma ile kök yüzeyi normale göre 4 katına kadar genişleyebilir). Kökte yaşlanma görülmez, suberin tabakası ve kök tüyleri oluşmaz. Rhizomorflar ve fungal manto hifleri vasıtası ile kökün absorsiyon yeteneği normale göre 40 yaşına kadar artabilir. Madde değişimi hücrelerarası boşlukta oluşan “Hartig Ağları” aracılığı ile gerçekleşir.

Mikorizal fungus hifleri bitki kılcal kök ve kök tüylerine oranla çok daha ince ve uzun olmaları nedeniyle bitki toprak altı aksamının giremediği, ulaşamadığı alanlara girer ve ulaşır. Yüksek absorbsiyon yetenekleri ile yetersiz toprak koşullarında bitkiye ilave kök olarak hizmet eder, besin maddeleri ve suyu topraktan alarak bitkiye iletir. Mikorizal fungus ile ortak yaşama geçen bitki diğer organizmalar ile çok güçlü ve olağandışı bir interaksiyona geçer. Simbiotik yaşama sahip bitkilerde özellikle toprak patojenlerine genel ve artış eğilimi gösteren dayanıklılık tespit edilmiştir. Bitki savunma mekanizması, potansiyel olarak salisilik asit-jasmonic asit arasında gerçekleşen çapraz sinyal iletişimi ile şekillenir. Bu iletişimin eş zamanlı olarak gerçekleşmesi bitki hastalıklarına karşı oluşacak aktif dayanıklılık mekanizmalarının zaman kaybı olmaksızın ortaya çıkmasına aracılık eder ve bitkilerin hastalıklara azalan duyarlılık ile reaksiyon göstermesi sağlanabilir.

Organik tarım üretimde sınırlı kimyasal girdi kullanılarak, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı elit tarımsal üretim biçimidir. Organik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden; çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Organik bitkisel üretimde girdi sınıfında sınırlanan en önemli kalemler “Toprak İyileştiricileri ve Gübreler” ve “Bitki Koruma Ürünleri”dir. Organik Tarım Yönetmelikleri’nde (EC 2092/91, 25841 vb.) bitkisel üretimde kullanımına izin verilen girdiler listelenmiştir. Yönetmelikler ve ilgili listelerdeki girdilerin temininde ve maliyetlerinde birçok organik bitkisel üretim yapan tarım işletmesi sorunlar yaşamaktadır. Ayrıca kullanılan ürünlerin etkililiğindeki yetersizlik de başlı başına bir problem dikkat çekmektedir. Bazı bitki koruma problemlerine yönelik etkili bir madde veya preparat da bulunmamaktadır. Bu durum belli besin maddeleri için de geçerli olup, bu konuda da zaman zaman çözüm bulmak oldukça güçleşmektedir.

Mikoriza uygulamaları ile organik bitkisel üretimde aşağıda belirtilen sorunlara çözüm getirmek mümkündür; özellikle düşük fosfor stresi içinde olan bitkilere mikoriza uygulaması toprak koşullarının doğal yolla iyileştirilmesi açısından önem taşımaktadır.

Bitki tarafından alınabilir formda olmayan fosforun alınabilir forma dönüşmesi veya bitki kök bölgesi tükenme alanı (depletion zone) dışında mevcut alınabilir fosforun mikorizal fungus hifleri aracı alınması yolu ile fayda sağlamaktadır.

Ayrıca bu uygulama ile kuraklık veya yetersiz sulama koşullarında toprak fiziksel yapısı nedeniyle bitki kılcal kökleri ve tüyleri yolu ile alınamayan suyun alınması açısından da önem taşımaktadır.

Mikoriza tuzluluk nedeni ile bitki yetiştirmeye uygun olmayan çorak toprak koşullarının iyileştirilmesi amacıyla da uygulanmaktadır. Bu sorunlar konvansiyonel tarımda dahi çözümü güç veya mümkün olmayan noktalar olarak dikkat çekmektedir.

Mikoriza fungusları toprakta yer alan diğer birçok yararlı mikroorganizma ile de interaksiyon oluşturmaktadır. Bakteriyel topluluklar ve bazı spesifik bakteri strainleri arbüsküler mikoriza sporların çimlenmesini stimüle etmekte ve daha yoğun mikoriza kononizasyonu ortam sağlamaktadır. PGPR bakterileri ile antagonistik etkileşim olabileceği gibi bu etkileşim sinergistik de olabilmektedir. Baklagil-rhizobium simbiyosu kuvvetli derecede mikorizal fungusların varlığına bağlıdır.

Toprak patojenleri ile savaşım oldukça güç, emek gerektiren ve yüksek maliyetlidir. Ayrıca her zaman ve her koşulda yüksek başarı ve tekrarlanabilir sonuçlar elde etmek mümkün olamamaktadır. Organik bitkisel üretimde ise bu sorunlar ile mücadele çok daha zordur. Genellikle çaresiz kalınmakta, kültürel veya biyolojik yöntemlerle çözüm arayışları dikkati çekmektedir. Mikoriza uygulamaları ile bitki dayanıklılık mekanizmaları uyarılmak suretiyle rhizosferde yer alan önemli toprak patojenleri ile savaşım şansı birçok araştırıcı tarafından yapılan çalışmalarla belirlenmiştir.

Hastalık etmeni Hastalık Bitki
Sclerotium cepivorum Beyaz Çürüklük Soğan
Fusarium oxysporum Fusarium kök çürüklüğü Fasulye
Verticillium dahliae Verticilium solgunluğu Domates-Patlıcan
Rhizoctonia solani Kök ve kök boğazı çürüklüğü Fasulye
(Arbüsküler mikorizal funguslar tarafından kontrol edilen bazı hastalık etmenleri)

Organik tarım insan ve çevre sağlığına maksimum derecede önem veren modern bir üretim sistemidir. Bu sistemde üretici olarak kendimize sormamız gereken ilk soru ne atayım, yerine ne atayım, olmalıdır. Aldığınız cevap yeterli değil ise ne atayım sorusuna geçilmelidir. Tabii ki bu soruya belirli ölçülerde cevap bulabilirsiniz. (25841/2005, Ek liste 1A/B).

Bitkisel üretimde yapılacaklar listesine yeni ve etkili bir kalem eklemek mümkündür ve bu mikorizal funguslar olmalıdır. Kaynakların sınırlı olma trendine girdiği dünyamız ve ülkemizde kaynakları ekonomik ve rantabl kullanma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. İster organik, ister konvansiyonel tarım olsun bu kaynakları korumak zorundayız. Bu kaynakları Su, Toprak, Çevre, İklim olarak sıralamak mümkündür. Mikorizal funguslar ile bu kaynakları korumak ve organik tarım gibi elit bir sistemi sürdürülebilir pozisyona getirmek, ayrıca bitkisel üretimde en önemli sorunlardan olan hastalıklarla etkin savaşım yürütmek de ortak yaşamın tesisi ile mümkün olabilecektir.

Yrd.Doç.Dr.Nedim ÇETİNKAYA

E.Ü. Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Fitopatoloji Bilim Dalı

Kaynak: http://www.bioglobal.com.tr/

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz