Solucan Gübresi Bilgi Portalı 06 Aralk 2016

Vermitek Solucan Yatakları

Vermitek Solucan Yatakları

Vermitek Solucan Yatakları

Vermitek Solucan Yataklarının Hazırlanışına Dair Notlar

Üç tip solucan vardır. Bunlar epigeic, anecic ve endogeic olarak adlandırılırlar.

raising-red-wormsEpigeic Tipi Solucanlar: Bu tür solucanların, tünel kazmadıkları için toprak yapısına doğrudan etkileri yoktur, çünkü toprak içinde değil toprak üstünde yani yüzeyde yaşarlar ve atık yapraklarla beslenir. Bu nedenle fitofag (bitkilerle beslenen) canlılardır.

  1. Anecic Tipi Solucanlar: Bu tür solucanlar ise daha çok toprak yüzeyindeki yapraklar ve toprağın en üst katmanıyla beslenirler ve jeofitofag (hem toprak hem de bitki ile beslenen) canlılardır. Genellikle toprağın kütle yoğunluğuna başlı olarak toprak üstü gübre üretirler.
  2. Endogeic Tipi Solucanlar: Jeofag solucanlardır ve besinlerini esas olarak sindirim sistemlerinden geçirdikleri zengin içerikli toprakların kendisinden temin ederler.

Vermikompost üretiminde bu üç tip solucanlardan Epigeic tipi kısmen, anecic tipi ise yaygın olarak kullanılır.

Solucan Yataklarının Hazırlanışı

Epigeic tip solucanlarda toprağa ihtiyaç olmadığından hazırlanacak olan solucan yataklarında toprağa gerek yoktur. Ancak eğer hem epigeic hem de anecic tipler birlikte kullanılacaksa, hazırlanacak olan solucan yataklarının zeminine 15 cm’den az olmamak koşuluyla tınlı toprak konulması önerilir. Kompostlama işlemi çukurlarda, beton tanklarda, beton kuyu halkalarında, ahşap veya tuğla kenarlı yer yataklarında, ahşap veya plastik kasalarda yapılabilir. Kompostlama yataklarının konuşlanacağı yer oldukça önemlidir. Gölge ve yerden yüksek, yağmurlu zamanlarda su birikintilerinin olmayacağı bir yer seçilmelidir.

vermicompost-diagram

Epigeic ve anecic tipi solucanların bir arada kullanılması tekniğine Vermitek (Vermitech) denir. Vermitek, uygun bir drenaj sağlanabilmesi için en azından 6 ile 7,5 cm yüksekliğinde olan ve temel katman olarak sıkıca kırık tuğla veya kumla karışık çakıl taşlarının yerleştirildiği bir solucan yatağından meydana gelir. Bu tabaka 15 cm’den az olmayan nemlendirilmiş bir toprak tabakasıyla kaplanır. Bu toprak tabakasının içine yerel olarak toplanmış 100 adet solucan eklenir. Bu torak tabakasının üzerine küçük topaklar halinde (yaş veya kuru) inek gübresi dağıtılır ve üzeri 10 cm yükseklinde saman ile kaplanır. Daha sonra bu sistem nemli ancak ıslak olmayacak şekle gelinceye kadar serbestçe sulanır. Son aşamada sistemin üzerini geniş yapraklarla kapatılır, böylece solucan yatağınızın kuşlar tarafından rahatsız edilmesi engellenmiş olur. Eğer geniş yapraklar bulamazsanız sistemi eski jüt çuvallarla da kapatabilirsiniz. Ancak özellikle plastik örtülerden sakınınız, çünkü bunlar sistemde gaz birikmesine neden olurlar. Bu sistemi 30 gün boyunca düzenli olarak sulayın ve kontrolleri aksatmayın. Bu zaman içerisindeki genç solucanların görünümleri sistemin sağlığı hakkında bir işaret olacaktır.

Vermikültürde su yönetimi, solucanların nem ihtiyaçlarından dolayı en önemli etkendir. Çok az su solucanların ölmesine çok fazla su da kaçmalarına neden olur. Aslında sulama yönetimi oldukça basittir ve solucanlarla iş yapmaya başladığınızda bunu rahatça kavrayabilirsiniz.

Otuz birinci günden itibaren yerel kaynaklarınızdan elde edeceğiniz organik atıkları solucanlara vermeye başlayabilirsiniz. Vermikompost üretiminde esas olan bir diğer nokta ise hammadde maliyetinin düşük olmasını sağlamak. Eğer uzak bir noktadan hammadde temin edecek olursanız üretim maliyetini oldukça arttırmış olursunuz.

Organik atıklar, sistemin en üstüne sermiş olduğunuz yapraklar kaldırıldıktan sonra yataklamanın hemen üzerine serilmelidir. Her bir uygulamada serilecek olan atıkların kalınlığı 5 cm’yi geçmemelidir. Bu miktarda atığın günlük olarak verilmesi mümkün iken, yeni başlayanlara haftada iki defa vermeleri tavsiye edilir. Sulamayı ihtiyaç dâhilinde yapmayı sürdürün. Bu aşamada sistemi kuşlardan korumak için üzerini yapraklarla kapatmaya devam edebilirsiniz. Birkaç uygulamadan sonra yataklama malzemesini bozmadan sadece organik atık katmanını ters yüz edin. Sisteme yeterince atık eklediğiniz günden sonra, artık sadece doğru oranda sulamayı sürdürün. Son atık ekleme uygulaması yapmanızın 45. gününde vermikompostunuz artık hasat edilmeye hazırdır.

Vermikompostunuz hasat edilmeye hazır olduğunda ve atıklar yumuşak, süngerimsi, hoş kokulu, koyu kahverengi bir hal aldığında, 42. gününde, sulamayı bırakın. Bu durum solucanları yataklamanın içine hareket etmeye zorlayacaktır. Böylece solucanlara fazla zarar vermeden vermikompostu hasat etmeniz kolaylaşacaktır. Hasat ettiğiniz vermikompostu katı bir yüzeye, parlak güneş ışığı altına koni şeklinde yığınız. Böylece hâlâ hasat ettiğiniz vermikompostta kalan solucanlar en alt tabakaya, dibe doğru kaçacaklardır. Vermikompostunuzu yaydıktan yaklaşık 24 ile 36 sat arasında en dipte kalan solucanları ayırıp yeni bir sisteme nakledebilirsiniz.

Yerel solucanlarla elde edilmiş ve elenmemiş olan taze vermikompost toprağa uygulandığında, taze vermikompost kokon ve genç solucan barındırdığından dolayı, pasif bir biçimde toprağa solucan aşılamış olur.  Yerinde aşılama ve bakım sonucu solucanların sayıları çabucak artar ve ekosisteme fayda sağlanmış olur.

İnsanlık solucanların toprak verimliliğine olan katkılarını oldukça geç anladı, ancak yine de hâlâ solucanlardan toprak yönetimi konusunda birkaç ipucu öğrenmeleri için fırsat kaçmamıştır.

Bitki gelişim üzerinde solucanların etkisi birçok nedene dayanabilir; makro ve mikro besinlerin varlığı, bazı metabolitler, B grubu vitaminler, bazı provitamin D ve serbest aminoasitler. Standart bir kimyasal gübreye göre vermikompostun NPK oranının düşük olmasına rağmen, vermikompostun bitkilerin gür ve yeşil bir biçimde büyümelerini tetiklediği birçok deney ile ispatlanmıştır. Bunun muhtemel nedeni vermikompostta bulunan doğal bitki büyüme tetikleyicileri sitokinin ve oksin gibi maddelerdir.

Tarımsal uygulamalarda toprak ekosisteminin etkin bir biçimde kullanımı için vermikompost, solucan, malç ve bitki kök etkileşimi esastır.

Vermikomposttaki NPK oranı göz önüne alınarak, aynen kimyasal gübre kullanımında olduğu gibi vermikompost uygulaması da toprak analizini yapılması esasına dayanır. Tarımda vermikompost uygulaması da kendi başına, kimyasal gübre uygulamalarında olduğu gibi bir dizi yöntem gerektirir. Vermikompost uygulaması, örneğin uygulama süresi, ekili olan ürünün tipine göre değişmektedir.

Organik gübrelerin sürekli olarak yalnız başına kullanımının hem toprağın hem de ürünün kalitesine zararlı etkilerinin olduğu tespit edilmiştir. Organik tarımın önemi geniş ölçüde beğeni toplar, fakat organik tarımın talebini karşılayan en büyük organik kaynak olan yeterli miktarda sığır gübresi veya yeşil gübre temininde birçok sınırlama vardır. Sıradan teknikler kullanarak biyoatıkların kompostlanması atığın yapısı, yılın mevsimi ve kullanılan tekniğe bağlı olarak yavaş işleyen bir süreçtir ve üç ile altı ay arasında tamamlanır.

Vermikompost üretimi organik atıkların, solucanların kullanılması ile biyolojik gübreye dönüşmesi sürecidir. Vermikompost çoğunlukla bitkinin alabileceği biçimde olan mikro ve makro elementleri barındırır. Bunun yanı sıra bitkinin büyümesi, çiçeklenmesi ve meyve tutumu için temel öneme sahip olan, ayrıca bitki zararlıları ve hastalıklarını baskılayan bitki büyüme hormonları, antibiyotikler ve vitaminler de barındırır. Vermikompostun aynı zamanda toprak yapısını geliştiren ve nem tutma kapasitesini arttıran kalsiyum humat barındırdığı da tespit edilmiştir.

Vermikompost oluşum süresince hiçbir kötü kokunu olmaması oldukça ilginçtir. Bu olgunun gerçekleşmesinde birçok durum etkendir. Bunlardan en makul olanı, solucanın tenine yayılan, cildinde dolaşan oksijence zengin olan hemoglobindir.  Solucanlar çürüyen atıkların H2S, merkaptanlar, skatol vb. bileşiklerle kötü koku üretimini, atıkları kokusuz komposta dönüştürerek oksidasyona uğratmak için oksijen yayarlar.

h2sH2S (Hidrojen sülfür/bozuk yumurta kokusu): Hidrojen sülfür, sülfür içeren organik maddelerin anaerobik ayrışması sonucunda ya da mineral sülfit ve sülfatların indirgenmesi sonucunda oluşur. Oksijenin bol ve yeterli olduğu durumlarda H2S gözlenmez.

 

İçerikMerkaptanlar (CH3)3CSH, CH3(CH2)3SH, CH3SH/kokarca kokusu ve CH3(CH2)SH/çürük lahana kokusu): Petrol rafinerilerindeki bir süreçte oluşan ve kostik soda ile ovularak ayrılan, keskin kötü kokulu, sülfür içeren organik bileşiklerdir. Normalde kokusuz olan doğal gazın fark edilebilmesi için zaman zaman tiyol grubundan maddeler ilave edilmektedir.

Skatol (C9H9N/dışkı kokusu): İnce bağırsakta, albüminli ürünlerin bozuşması sonucu oluşan insan dışkı maddesi bileşenidir. Dışkıya kötü kokusunu verir.

Derleme Çeviri: Savaş

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz