Solucan Gübresi Bilgi Portalı 03 Aralk 2016

Solucanlar ve Üremelerine Dair

Solucanlar ve Üremelerine Dair

Solucanlar ve Üremelerine Dair

Merak Ettikleriniz:

Solucanlarda Çiftleşme ve Üreme!

“Solucanlarda çiftleşme ve üremenin altında yatan mekanizma nedir ve nasıl işlemektedir?”

Duymak İstedikleriniz:

solucanların üremesiSolucanlar, daha önce birçok yerde de belirtildiği gibi, hermafrodit (çift cinsiyetli) canlılardır. Fakat bu demek değildir ki, solucanlar üreyebilmek için kendi kendilerine yeterler. Tam tersi solucanların üremeleri iki ayrı ferdin birliği esasına dayanmaktadır. Karşılıklı sperm transferi olmaksızın çiftleşme ve üreme gerçekleşemez.

Solucanlar bir araya geldiklerinde birbirlerine zıt yönlerde (baş-kıç) olacak biçimde kenetlenerek karşısındaki solucana sperm transferinde bulunurlar. Transfer edilen spermler yumurtaları dölleyinceye kadar “sprem torbasında” depolanır.

Çiftleşme sonrası, ne zamanki solucanlar karşısındaki solucandan (veya belki de birden fazla solucandan) sperm alarak, sperm torbasında depolar, işte o zaman söz konusu depolanan spermler bitinceye kadar yumurtaların döllenmesi ve kokon oluşumu zamanı gelmiş demektir. Bu nedenle teknik olarak çiftleşme ve döllenme iki ayrı aşamadır.

Döllenen yumurtalar, mukusumsu bir tabaka ile kaplanır ve bu tabaka ve içindeki döllenmiş yumurtalar solucanın vücudu oyunca hareket ederek zamanla sertleşir, her iki ucu mühürlenerek kapanır ve küçük bir limon şeklini alarak solucanın ağzından dışarı atılır. Atılan bu şey, içinde birden fazla döllenmiş yumurta barındıran ve adına KOKON dediğimiz şeydir. Hemen bu noktada hatırlatmak gerekir ki, “kokon” ile “yumurta” aynı şey demek değildir. Kokon içinde döllenmiş yumurta barındıran şeydir.

Solucanların “sürekli” ya da en azından “yarı-sürekli” üretici reaktörleri olduğu düşünülmektedir. Yani solucanlar yılın sadece belli bir zamanında değil, yılın herhangi bir zamanında üremeye devam edebilirler. Ebette ki bu durum ısı, nem ve yiyecek kaynağı gibi çevresel koşullara bağlıdır.

Bu nedenle kış aylarına göre, baharda ve yaz aylarında daha çok üremenin meydana gelmesine şaşırmamak lazımdır (sıcaklık etkeni). Ayrıca farklı solucan türleri tarafından üretilen kokonların sayısı bakımında makul bir ölçüde değişkenlik mevcuttur. Genel olarak konuşursak, çevresel koşullardan kolaylıkla etkilenen habitatlarda yaşayan solucan türleri, “daha güvenli” habitatlarda yaşayan solucan türlerine nazaran daha çok kokon üretmektedir.

Bu durum, daha çok geçici habitatlar olan gübre ve kompost yığınında yaşayan Kırmızı Kaliforniya Solucanının (Eisenia fetida) neden örneğin, zamanının çoğunluğunu toprağın derinlerinde geçiren Lumbricus terrestris türüne nazaran daha yüksek bir hızda ve sayıda ürediğini açıklamaktadır. Hatta farklı kompost solucanları arasında bile, üretilen kokon sayısı ve bu kokonlardan çıkan yavru sayısı bakımından bir miktar değişiklik söz konusudur.

Bu noktada yine hatırlatmak isterim ki, bir solucan türünün çok fazla kokon üretmesi demek, bu kokonlardan çok fazla yavru elde edebileceğimiz anlamına gelmemektedir. Örneğin Neuhauser ark. (1988) tarafından yapılan bir çalışmaya göre, arıtma çamuru içinde yetiştirilen farklı kompost solucanları türleri üzerine inceleme yapılmıştır. Buna göre Kırmızı solucanlar (Eisenia fetida) ve European Nightcrawlers (Eisenia hortensis – Avrupa Geceyürüyenleri) türü solucanlar sırasıyla, yetişkin başına her hafta ortalama 6 ve 5 kokon üretmektedir. Fakat diğer taraftan Mavi Solucanlar (Blue Worms -Perionyx excavatus) türü solucan ise yetişkin başına haftalık 24 kokon üretmektedir.

Şaşırtıcı bir biçimde, E. fetida ve E. hortensis türü solucanlarının net üreme oranları, kokonlarından daha fazla sayıda yavru çıkardıkları için,  P. excavatus türü solucanın ortalamasından daha yüksek çıkmıştır (E. fetida and E. hortensis için sırasıyla 3.2 ve 3.8 iken, P. excavatus için 0.5). Bu arada bu çalışmanın tek bir yiyecek türü üzerinde yapılmış olan tek bir çalışma olduğunu göz artı etmemek lazım. Zira solucanların üreme oranlarını etkileyen birçok farklı etmen söz konusudur.

Bununla beraber Dr  Edwards’ın (1988) 25 C sıcaklıkta, hayvan gübresi ve sebze atıklarıyla yaptığı bir başka çalışmada ise daha farklı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Buna göre, farklı bir yem kaynağı ile yapılan bu yeni çalışmaya göre, P. excavatus türü solucan,  E. fetida veya E. hortensis türü solucanlara göre daha fazla sayıda kokon üretmiştir (sırasıyla 19.5, 3.8 ve 1.6). Fakat aynı zamanda P. excavatus türü solucanın her bir kokon başına yavru çıkarma oranı 1.1 iken, (E. fetida ve E. hortensis için ise sırasıyla  3.3 ve 1.1), bu yeni çalışmada öncekine göre P. excavatus türü solucan belirgin bir biçimde daha fazla yavru üretmiştir.

Atık kağıtlar ve solucanlar

Atık kağıtlar ve solucanlar

İlginçtir ki, (her ne kadar, hayvan gübresi gibi “ideal” büyümeyi sağlayan bazı gıdaların aynı zamanda yüksek üreme oranını da sağladığı sıklıkla görülse de) solucanın büyümesi için ideal olan yem malzemesi, solucanın azami sayıda çoğalması için her zaman aynı ölçüde ideal olamamaktadır. Kağıt ve karton atıkları bunun en başta gelen örneğidir. solucanlar

Kokon üretiminin belirgin bir şekilde daha fazla olmasının mümkün kılan kağıt ve karton atıkları genellikle, yüksek azot içeren atıklara nazaran daha az besin sunmaktadır. Bu arada hemen belirtmek isterim ki, bu konunun Türkiye koşulları ve Türkiye’de elde edebileceğimiz atık türleri baz alınarak üniversitelerde akademik olarak araştırılması ve hangi tür atıkta ne oranda kokon üretiminin gerçekleştiğinin ortaya konması faydalı olacaktır. Solucanlar üzerine çalışmak isteyen genç akademisyenlerin ve öğrencilerin dikkatine sunulur.

Yurt dışında yapılan bir çalışmada, deneme amaçlı olarak kullanılan kısa elyaf kağıt çamurunun inanılmaz yoğunlukta kokon üretimini teşvik ettiği görülmüştür (ayrı bir deney olarak kullanılan evsel atık ve gübre karışımı uygulamasında elde edilen kokon sayısından belirgin bir biçimde çok daha fazla kokon elde edilmiştir.) Ancak bu arada solucanların boyutlarının, diğer uygulamalardaki solucanlara göre daha küçük oldukları görülmüştür. Yani özetle diyebiliriz ki, üremeyi sağlayan unsurlar beslenmeyi  olumsuz etkilerken, tam tersi yönde beslenmeyi destekleyen unsurlar da üremeyi olumsuz etkilemektedir.

Sıcaklık konusuna gelince, solucanların büyümesi için gereken optimal sıcaklık, üremeleri için gerekenden daha fazladır. Dr. Edwards (1988)  E. fetida türü solucan için en yüksek büyüme oranının 25 C sıcaklıkta gerçekleştiğini belirtirken, optimal üreme sıcaklığı aralığının ise 15-20 C arasında olduğunu belirtmektedir. Benzer şekilde, Reinecke ve Kriel (1981) adlı araştırmacılar da, sıcaklığın 10 C dereceden 25 C dereceye yükseltilmesi durumunda E. fetida türünde kokon üretiminin doğrusal olarak arttığını belirtmişler ancak diğer yandan, 20 C sıcaklıkta her bir kokondan çıkan yavru solucan sayısının da, 25 C sıcaklıktakine göre daha fazla olduğunu ortaya koymuşlar. Yani özetle, sıcaklık arttıkça kokon üretimi artıyor fakat kokonlardan çıkan yavru sayısı azalıyor.

Yani şunu söylemek mümkündür, net üreme daha düşük sıcaklıklarda daha fazla olmaktadır, çünkü sıcaklığın düşmesi, özellikle de sonbaharda, solucanlar tarafından zor zamanların geleceğinin bir işareti olarak algılanmaktadır. Bu da onları daha fazla üremeye teşvik etmektedir. Zira unutmayın ki, bir kokon bir solucanın kendisinden çok daha fazla bir biçimde olumsuz koşullara dayanabilmektedir.

Yine benzer bir biçimde nem oranının düşürülmesi de, yine gelecek kaygısından dolayı, solucanların daha fazla üremesini teşvik edebilmektedir (Parmalee & Crossley, 1988). Tabi burada bir yanılgıya düşmemeye dikkat etmek gerekir; nemin düşülmesi derken, sistemin neredeyse tamamen kurutulması ile maksimum düzeyde kokon elde edebileceğimiz anlamına gelmez. Ancak doğru oranları elde etmek için üzerinde çalışılması gereken bir başka konu olabilir.

Etiketler:

Yorumlar

  1. ismail diyor ki:

    Selamun aleyküm. Yaklasik bir sene önce 12 bin adet solucan aldim.boy 100 cm en 60 cm derinlik 45 cm olan ahsap bir kaba yerlestirdim.yogunluk olarak cay posasi ve ara sira da çürümüş meyve sebzeyi yem olarak kullandim.bu zaman zarfinda hic hasat yapmadim.bu durum bi sıkıntı meydana getirir mi.ve kabi kontrol ettigimde solucanlar genelde kabin kenarlarinda yogunlukta.orta kisim daha seyrek gibi.vermis oldugum ölçülerde kac solucan olmasi gerekir.kabin buyuk veya küçük olmasi üremelerine etki yaparmi.
    Kabin ayni ölçülere yan tarafi boş. Yani ortada bi tahta parca var.onu kaldirip bos olan kisma yeni yem koysam solucanlar oraya intikal etseler , su an bulunduklari ortami hasat edebilir miyim.metrekare de kac solucan olmasi uygundur.
    Simdiden teşekkürler iyi calismalar

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın İsmail,

      100×60: 0,6 metrekare demektir. Yaptığımız çalışmalarda 1.5 metrekarelik bir alan 10.000-20.000 arası solucana sağlıklı bir biçimde ev sahipliği yapabilir. Sizin durumunuzda 4.000-8.000 arası solucan olmalı. Yani elinizdeki solucanı bunun gibi 3 ayrı sisteme pay etmelisiniz.

      Yükseklikte bir sıkıntı yok. Ancak sistemin en altında bir drenaj kanalı olmalı. Aksi halde zeminde sıvı birikimi ve kokuşma meydana gelebilir. Sistem ağzına kadar dolduktan sonra hasat edebilirsiniz.

      Solucanların kenarlarda toplanmalarının birkaç nedeni olabilir. Sizin durumunuzda iki şey öne çıkıyor. Verilen yemin Karbon/Azot dengesi ve buna bağlı olarak sistemin asidik bir yapıya kavuşması. Solucanlara vermekte olduğunuz gerek çay posası gerekse de çürümüş meyve ve sebzeler tamamen azot kaynağıdır. Oysa en ideal yem sadece azottan oluşmamalıdır. Eğer sır evsel atıklarla besleme yapacaksanız, sisteme abartıya kaçmamak şartıyla, aksi halde ısınma oluşabilir, bir miktar saman, reçinesiz talaş veya doğranmış gazete kağıtları katabilirsiniz. Azar azar katarak dengeyi bulun. Denge kurulduğunda solucanlar sistemin her yerine yayılmalıdır.

      Solucanların yeri dar ise üremeleri içgüdüsel olarak durma noktasına gelir. Çünkü yeni nesil için yeterli yer yoktur. Aynı mantıkla yerleri fazla bol olursa da üremeleri için sistemde yeterli solucan yoğunluğu oluşmayabilir.

      Belirttiğiniz yöntemle gübrenizi hasat edebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  2. Emre diyor ki:

    Savaş Bey, solucan haznesinin içi 33 dereceye kadar çıkıyor. Biz küçük bir vantilatör ile ısıyı 28’e çekebildik ancak dipleri halen 30 üstü. Yemi ıslatsak da yaysak da çözüm değil. Diplerde küçük solucanlar ve birçok yumurta mevcut. Hangi ısıda bunlar zarar görür? Yemin içi 33 olduğu halde solucanların canlı ve hareketli olduğunu görüyorum ancak tedirginim. Bu soğutmanın yaratıcı yollarını arıyoruz ancak nafile.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Emre,

      Eisenia Fetida türünü tercih etmemizin bir nedeni de ısı değişkenliklerine gösterdikleri toleranstantır. Ancak yine de verimlilik ve işi riske atmamak açısından tedbir almak gerek.

      Isıyı üşürmek için sistemdeki solucanların sayısını azaltmayı deneyin. Sayı çoksa bakteriyel faaliyet ve yarışma hızlanır bu da ısınmaya neden olabilir.
      Kısa aralıklarla daha az yem verin. Tek seferde çok fazla yem vermeyin. Sıcak havalarda fazla yem ısınma yapabilir. Verdiğiniz yemin kalınlığı 6-7 cm.yi geçmesin.

      Solucanları beslediğiniz kabın yükseliği en fazla 50-60 cm olsun. Fazla yükseklik basınç etkisiyle ısınma yapabilir.
      Hazırladığınız yeme dikkat edin. İdeal Karbon/Azot dengesi solucanların seveceği bir dengedir, ancak aynı zamanda eğer yem fermante olmamışsa yanmayı da sağlayan bir dengedir. Yemi önceden yarı yanmış, yani yarı fermente olmalı. Siteme sonradan yem harici ilave bir şey katmayın, C/N dengesi değişirse ısınma olabilir.

      Ortamda yeterince sirkülasyon yoksa ve iç mekan basıksa, yani ısıyı içeride tutuyorsa, kış için faydalı olan bu durum yaz için ısınma nedenidir.

      Saygılarımla.

  3. AYŞEGÜL ÖZKAN diyor ki:

    merhaba, ben 1 ay önce 500 kadar kırmızı kaliforniya solucanı ile hobi olarak bu işe girdim.
    solucanlar şunda yavruluyorlar, (erken mi bilemiyorum) fakat üretim kabının en alt kısmına iniyorlar.mama olan katta fazla nem olduğunun farkındayım ve bu kattaki nemi almak için karton ve beyaz kağıt parçalrı attım, nem bir ölçüde azaldı ancak yinede solucanlar ve yavruları alt kattalar.yukarı çıkmaları için meyve kabugu attım yinede gelmiyorlar. ne yapmalıyım.
    syg.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Ayşegül,

      Yem olarak tam liste neler veriyorsunuz? Bunları hangi oranlarda veriyorsunuz? Yem olarak verdiğiniz malzemeleri doğrudan mı yoksa çürüterek mi veriyorsunuz? Bu bilgiler ışığında sorunuzu cevaplamaya çalışacağım. Bu arada sisteminizin genel görünümünü ve solucanların toplandığı alt katın resimlerini vermikem@gmail.com adresine gönderebilir misiniz?

  4. Erdem diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,

    Yaklaşık 3,5 m2 lik bir kültür havuzu içerisine 4 çuval fermente hayvan gübresini nemlendirip yatak yaptık ve üzerine 50000 adet solucan bıraktık. Kültür havuzunun altında günde ortalama 1,5 pet bardak kadar damlama yapınca üst yüzeyin nemlendirmesini (bulunduğumuz ortam çok faz ısınmamakta ve genel olarak serin bir ortam, nem kaybı genel olarak yok) 2-3 günde bir yaparak kontrollü bir şekilde alt tarafın çamur halinden kurtulmasına çalıştık. Bu sırada solucanların çok büyük kısmı yüzeye yakındı. Ve havuzun içerisindeki yemin büyük kısmı düzleşip rengi sarıya dönmekte ve samanlar yüzeyde birikmeye başlamıştı.Düzeleşen ve rengi açılan kısımda solucanlar yüzeyin hemen altındaydı. Fakat havuzun bazı kısımlarında yem olduğu gibi koyu renkte ve topak halinde durmaktaydı. Buradan solucanların belli bölgelerde bulunduğu ve bu bölgelerinin yeminin bitmiş olduğuna kanaat getirdik.

    1 hafta sonra 2 çuval fermente hayvan gübresini havuz yüzeyine homojen şekilde yaklaşık 3-4 cm kalınlık oluşturacak şekilde dağıttık ve gerekli menlendirme işlemini yaptık. Bu yemleme sonrası büyük (uzun) solucanlar yüzeye çıktılar ve az sayıda solucan havuz kenarlarına tırmanmaya başladı. Bir sorun olduğunu düşünerek havuzdaki yemi alt üst yaparak karıştırdık ve böylece alttaki çamur kısımdan dolayı oluşan damlamayı kestik. Fakat bu işlem sonrası yeni eklediğimiz yem karışıp alta da geçti. bu işlem sonrası solucanlar bir daha yüzeye çıkmadı ve havuzun orta ve dip kısımlarında bulunmaya başladılar. İlk yemleme sonrasında 3. gün sonunda birkaç solucanın havuz dışına çıktığını, birkaçının da havuz kenarlarına tırmanmaya çalıştığını gördük. bunun üzerine yemin bitmiş olduğunu düşünerek tekrar iki çuval yemleme yaptık yine yemleme sonrası büyük solucanlar yüzeye hücum ettiler. Işık yakarak bunların içeri girmesini sağladık.

    Sonuç olarak ;

    – Yaptığımız her iki yemlemede de büyük solucanlar yüzeye hücum ettiler, sebebi ne olabilir?

    – Solucanlar dipte ve ortalarda olduğundan yoğunluğunu kontrol edemiyoruz? Acaba ölümler oluyor mudur? Havuz içerisinde minik (beyaz)yavrular sıklıkla karşımıza çıkmakta. Sıcaklık 17-23 C arasında değişmekte.

    – Dipteki çamurumsu kısım nispeten devam etmekte ( 3-4 gündür damlama yok denecek kadar az), bu çamurun zararı var mıdır? (Üst kısımların nem oranının iadeal olduğunu düşünmekteyiz)

    – Üst kısımdaki yem bitip (düzleşme , renk değişimi ve yüzeyin samanlanması ) solucanlar hemen yüzeyin 1 cm altındalarsa yem tamamen bitmişmidir?

    – Bir hafta sonra yemleme sonrası yaptığımız karıştırma işlemi doğru bir hareket midir ? Üstteki yemin alta geçmesinin dezavantajı var mıdır?

    – 50000 adet için yemleme sıklığı ve miktarı nasıl olmalıdır?

    – Nem ölçer vasıtasıyla havuzun tamamının nemini ölçüyorun yüzey kısımlarda ortalama %60 civarı nem var , alt taraflarda nem oranı % 80 ve üzerine çıkmakta.

    Sorumuz biraz uzun oldu ama durumu eksiksiz anlatmak istedim. İlginize şimdiden teşekkür eder, iyi çalışmalar dilerim.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Erdem,

      aslında yüzeyde saman birikmiyor, solucanlar yemin biyokütle kısmını öncelikli olarak tüketiyorlar ve geriye henüz ayrışmaya uğramamış oldukları için solucanların yiyemedikleri Karbon kaynağı yani saman vs kalıyor. Onlar da daha sonraki yemlemelerde ara katman olarak kalıyor ve çürüyüp yeme dönüşüyorlar. Bu durum yemin hemen bittiğini göstermez. Yüzeyde samanımsı görünüm oluştuğunda, yüzey yeterince nemliyken sistemin çeşitli noktalarını kontrol edin. Yüzeyin hemen altında solucan yoğun ise henüz yemleme zamanı gelmemiş demektir, çünkü yüzeyin hemen altını yiyorlar. Ancak yüzeyin hemen altında solucan sayısı azalmışsa ve kısmen cansız iseler, yüzeyde yiyecek bir şeyler kalmamış olduğu için solucanlar daha nemli olan alt kısımlara gidiyorlar demektir ki, yemeleme yapabilirsiniz. Eğer yine de emin olamazsanız bir iki gün daha bekleyebilirsiniz.

      Biz 1,5 metrekareye 10.000 solucan koyup, sayıları ikiye katlanıncaya kadar besleme yapıyoruz. Sayı ikiye katlanınca da yarısını sistemden ayırıyoruz. Buna göre orantı yaparsak, 3,5 metrekareye 50.000 adet değil yaklaşık 23000 adet solucan konmalıdır. Sayı 50.000 olunca a yarısı sistemden ayrılmalıdır. Buna göre siz üst limit değerine denk gelecek sayıyı başlangıç sayısı olarak koymuşsunuz. İşe sayıyı azaltmakla başlayın derim.

      Solucanlar sistemin her an her yerinde gezmekle beraber zaman zaman çeşitli nedenlerle belli bölgelerde toplanabilirler. Örneğin sayıları çok fazla olduğunda, sistem içi çok soğuk olduğunda kış uykusu, çok sıcak olduğunda ise yaz uykusu nedeniyle, sistem için nem çok fazla iken sistemdeki oksijen oranının düşmesi nedeniyle, Tam merkezde ısınma fazla olduğunda daha serin olan kenarlara kaçma eğilimi olduğunda, verilen yemde asit-baz dengesi açısından bir problem varsa yemin daha ideal olan kısımlarında toplanma eğilimi gösterebilirler. Ancak bir süre sonra sistemin her yerine yayılıp eşit katman düzeyinde yemi yiyeceklerdir. Yemin aynı anda aynız düzlemde yenmemiş olması sıkıntı değildir.

      Eğer yemin kendi nem düzeyi yeterli ise harici nemlendirme yapmayın. Zira hem yemdeki nem, hem solucanların sayılarının fazla olması nedeniyle ortaya çıkan vücut sıvıları birikerek aşağıda damlama yapacaktır. Kültür havuzları vb sistemlerde damlama olması normaldir, yeter ki seyrek bir düzeyde ve açık sarı bir renkte olsun.

      Yemleme yaptığınızda büyük solucanlar yüzeye çıkmıyor. Bu doğal bir yanılgıdır. Sizin büyük gibi gördükleriniz taze yeme hücum etmiş olan erişkin ve oldukça sağlıklı solucanlardır. Bu solucanların iştahları da yerinde olduğu için yukarıda da bahsetmiş olduğum gibi yemin biyokütle kısmını derhal tüketmeye başlarlar ve böylece çok yiyen insanların göbek bırakması gibi solucanlar da boydan boya dolgun gözükürler. Eh, ne de olsa solucanların tüm vücudu yemeğin geçtiği bir hortum kanalı gibi bir şey olduğu için yemek yemeye başladıklarında tüm vücutları şişer.

      Sizin yemleme yapmanızdan sonra solucanların yüzeye çıkmalarının bir kaç nedeni olabilir. Benim aklıma gelen en önemli etken, sistemin alt kısımlarında meydana gelen çamurlaşma neticesinde ortaya çıkan metan gazı ve anerobik ortam bakterileri ve bunlara bağlı olarak bozulan asit baz dengesidir. Solucanlar dip dalgası olarak yukarıya doğru gelen bu olumsuzluklar neticesinde yavaş yavaş sistemin dışına kaçmaya meylediyor olabilirler. Böyle bir surumda derhal nemlendirmeyi kesin ve işler yoluna girene kadar nemlendirme yapmayın. Yemin kendi nemi yeterli olacaktır. Ayrıca sistemin üstüne mutlaka kuvvetli ışık tutun ki solucanla olabildiğinde yüzeyin hemen altına kaçmaya şartlandılar. Ve tabi en önemli nokta kullandığınız sistem eğer kültür havuzları gibi bir sistem ise mutlaka ama mutlaka uygun drenaj kanallarını bulundurmayı ihmal etmeyin.

      Solucan ölümlerini takip etmeniz çok zordur. Ölümler her zaman olabilir, önemli olan çoğalma hızıdır. Eksilen tamamlanır, ölenleri tecrübe zayiatından sayacaksınız. Beyaz solucanlar fazla nemli ve asidik ortamlarda bolca gözükürler. Onların sayılarının fazla olması nem fazlasını ve asidik ortamın göstergesidir. Zararları yoktur ama fazla olurlarsa solucanların yemeğine ortak olurlar.

      Asla havuzdaki ürünü karıştırmayın. Bu işlem sistem içi ekolojik dengenin bozulacağı ve yüzeydeki yemde bulunan olası patojenlerin aşağıdaki temiz ve işlenmiş gübreye karışacağı anlamına da gelir. Risk faktörüdür, bundan sonra yapmayın. Onu yerine sistemin içinde, çamurlaşmanın olduğu yere kadar olan kısmı alıp başka bir havuza aktarın, çamurlu kısmı ise ayırın ve kullanmayın.

      Nem düzeyinin yüzeyde düşük, daha aşağılarda yüksek olması gayet normaldir. Yüzey hızla nem kaybettiği gibi aşağı doğru sıvı süzülmesi de söz konusudur. Bu nedenle neme değil, nem aralığına bakmalısınız. Sizin durumda nem idealdir. Sıkıntı gözükmüyor.

      Saygılarımla.

  5. Selahattin diyor ki:

    Merhaba

    Evde beslediğim bin tane Kırmızı kalifornia solucanım var yem olarak vermek için Fermente edilmiş sığır gübresi aldım içinde binlerce kırmızı solucan çıktı.
    Bu solucanları Kırmızı kalifornia solucanlarıyla aynı yere koyarsam bir sorun olurmu.

    .

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Selahattin

      bizim kullandığımız tür olan Eisenia Fetida (Kırmızı Kaliforniya) türü “epigeic” bir türdür. Yani toprak üstü kompost veya süprüntü tabakasında yaşarlar. Ancak bir de “endogeic” türler vardır ki, bunlar da toprağın humus tabakasında yaşarlar ve çoğu zaman beslenmek için yüzeye çıkıp daha sonra tekrar toprak altına, humus tabakasına inerler.
      Sizin bahsettiğiniz, yem içinde çıkan solucanlar çok büyük bir *ihtimalle “endogeic” türlere girmektedir. Yani eğer siz bu solucanları Kırmızı Kaliforniya türleriyle bir araya koyacak olursanız, Kırmızı Kaliforniya türlerine baskın gelebilirler ve daha da önemlisi bir süre sonra bir de bakmışsınız ki sistemde tem bir solucan kalmamış. Zira geldikleri yere gitmeyi çok isterler ve bunu bir şekilde yaparlar. Yapamazlarsa da muhtemelen ölürler.

      Bence hiç karıştırmayın.
      Saygılarımla.

  6. harun diyor ki:

    slm savaş hocam daha önceki mail lerime verdiğiniz cevaplar için teşekkür ederim benden fotoğraf istemiştiniz atma imkanım olmadı ama bahsettiğim sorunlar zamanla çözüldü şimdi size başka bir sorum olacak siyah altın firmasından aldığım solucanlar gayet hızlı bir şekilde ürüyor kış aylarında sayı daha fazla olacağı için yem hazırlamaya başladım ama daha bu işi amatör olarak yaptığım için yemi fermente etmekte zorlanıyorum belli bir maliyetle fermente işini yapmamın imkanı yok ben şimdilik kendi hayvanlarımızdan elde ettiğim inek gübresini ince bir tabaka halinde yere serip yirmi gün boyunca hergün karıştırıp ıslatıyorum. bu şekilde yaptığım yem siyah altın firmasının bana gönderdiği bidonun içindeki yem gibi kokuyor ağır bir kokusu kalmıyor. içinde zararlı böcek kurt gibi şeylerde kalmıyor onları da tavuklarımız temizliyor.bu şekilde elde ettiğimiz yemle de çay posası ve diğer organik atıkları karıştırmayı düşünüyorum sizce bu şekilde yapılan yem doğru bir yem olur mu yoksa başka bir yöntem mi denemeliyim ?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Harun,

      bahsettiğiniz yöntem yemi fermente etmenin en basit yöntemlerinden birisi sayılır. Sadece burada şöyle bir sıkıntı ortaya çıkabilir, hayvan gübresi preslenmeden fermente edilecek olursa içinde barındırdığı idrar nedeniyle gübrenin tuz oranı yüksek olabilir. Bunu engellemek için ya seperatör gübresi kullanacaksınız ya da topladığınız ham gübreyi biraz yıkayacak ve fazla suyunun drenajla süzülmesini sağlayacaksınız.

      Onun haricinde bir sıkıntı olmaz. Biz solucanların sağlıklı bir beslenme ortamın kavuşması için her türlü ham maddenin en başta birbirine karıştırılıp bu karışımın yeme dönüşmesini daha doğru ve uygun buluyoruz. Eğer hayvan gübresini önceden fermente edecek olursanız Karbon/Azot dengesini oturtmuş olursunuz. Ancak buna sonradan çay posası ve diğer organik atıkları katacak olursanız bu durumda yemin ham Karbon/Azot dengesi hem de Asit/Baz dengesi bozulur ki bu da risk demektir. Bu nedenle ne katacaksanız ta en başta katıp ortaya tek tip bir yem çıkaracaksınız.

      Bu arada yemi hazırlarken eğer üzerinde tavuklar gezecek olursa, tavukların dışkılaması neticesinde gübrenin tuz oranı yükselebilir hemde kanatlı hayvanlardan kaynaklanan parazitlerin yeme bulaşma riski ortaya çıkabilir. Bunu göz önünde bulundurun lütfen.

      Saygılarımla.

  7. Erdem diyor ki:

    Savaş Bey cevabınız için çok teşekkür ederim.

    Ancak aklıma takılan bir şey var. Benim yazmış olduğum beyaz solucanlar yaklaşık 1, 1,5 cm boyunda beyaz iplik görünümündeler. Biz bunların solucanların yavrusu olduğunu düşünüyorduk. Yanılıyor muyuz?

    Yem bittiği zaman ne kadar miktardayem vermemiz doğru olur? (50000 solucan için)

    Teşekkürler.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Eğer beyaz solucanlar yavru Eisenia Foetida iseler bir-iki gün içinde büyümeye ve renkleri kırmızıya çalmaya başlar. Değillerse Pot Worms denilen beyaz solucanlardır. Bu şekilde ayırt edebilirsiniz.

      50.000 solucan için sabit olarak şu kadar yem verin demek doğru olmaz. Ancak ölçüyü şöyle belirleyebilirsiniz; hiçbir zaman olması gerekenden fazla yemleme yapmayın. Gerekirse daha az ama daha düzenli aralıklarla vermek daha sağlam bir yöntemdir. Vereceğiniz yemi yüzeye yaydığınız zaman kalınlığı 5-6 cm.yi geçemeyecek şekilde olsun. Buna göre ayarlayın..

      Saygılarımla.

  8. ertuğrul diyor ki:

    merhaba savaş bey ben bu solucan işini 10 yıldır ilgimi çekiyordu beni korkutan tarafı kıştı fakat 10 gün önce (istanbuldayım) mersinden bir firmada kargoyla 500ad dendi ama nasıl sayılır bilemiyorum kumpostuyla aldım pls kasalara altan delikler açarak iki kasayı üst üste koydum kapak kısmınınada delikler açtım internetteki tariflergibi kahverengi yeşik katmanlaryaptım üzrine aldığım solucanları koydum 10 gün oldu buarada evsel atıklarıbir poşette biriktiyorumdum artık yemleme yapabilirmiyim daha fermente olmadılar diğer boş kasada bekletiyorum

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Ertuğrul,

      ev tipi besleme için EV İÇİN ÇEŞİTLİ VERMİKOMPOST UYGULAMALARI III adlı başlığa göz atın ve bu başlıkta belirtildiği gibi işlem yapın.

      Bunu şunun için söylüyorum, kahverengi yeşil katmanlar solucanlara yem vermek için değil kompost elde etmek için yapılır. İyi bir solucan kabı yataklaması için yapmanız gereken yukarıda linkin verdiğim başlıktakini yapmanızdır.

      Yememe işini ilk başlarda azar aza yapın. Solucanlar verdiğiniz yemi tükettiklerinde yeni yem verme zamanı gelmiş olacaktır. Ondan sonra ihtiyaca göre yemlemeye devam edebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  9. İbrahim Çelikdemir diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,
    Vermicompost havuzumun içerisinde yeterli miktarda yem varken, ayrıca nem oranı %80 ve havuza 24 saat ışık veriyorken hergün havuzun dışına çıkmış (muhtemelen gece) 4 , 5 tane solucan oluyor. Şartlar uygunken hergün havuzun dışına çıkmaları normal midir?
    Teşekkürler

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın İbrahim,

      solucanların havuz dışına kaçmalarının birkaç nedeni olabilir. Ancak her şey yolunda oldu halde bile zaman zaman bu tür kısmi kaçışlar görme olasılığınız vardır. Önemli olan bunun sık sık ve yoğun olmamasıdır.

      Yem, nem ve şartlandırıcı ışık tamam ise geriye şunlar kalıyor;

      ısı, yemin C/N dengesi, birim alandaki solucan sayısı…

      Eğer yem doğru biçimde fermente olmamışsa, yaz aylarında olmamızın da etkisiyle sistemde ısınma meydana gelebilir. Bu ısınma üst sınır değerine yaklaştıkça ve/ceya bu değeri aşmaya başladıkça solucanlar yavaş yavaş havuzun çoğunlukla daha serin olan kenar ve dip kısımlarında birikmeye başlayacaklar ve zamanla da dışarı kaçacaklardır.

      Eğer yemi C/N dengesi iyi ayarlanmamışsa ve çoğunlukla olduğu gibi yem yarı fermente kıvamını tam bulamamışsa solucanların bir kısmı yemi tüketmeye başlarken bir kısmı da tepki vereceklerdir. Sisteme koyduğunuz yemin zamanla C/N dengesi oturmaya başlar ve solucanlar daha rahat yerler ama olması gereken düzenli bir beslenmedir.

      Son olarak, eğer sistemdeki solucan sayısı çok fazla olmuşsa ya da fazlalaşmaya başlamışsa, nüfus dengesi açısından bir kısım solucan ölümü tercih edebilir. Bu durumda yapmanız gereken solucanların fazla olan kısmını sistemden ayırıp başka bir sisteme nakletmektir.

      Saygılarımla.

  10. İbrahim Çelikdemir diyor ki:

    Savaş Bey cevabınız için teşekkür ederim. Ben bu işe başlayalı 3 hafta gibi bir süre oldu.Solucanlar şartlandırıcı ışığı kestiğim zaman yüzeye çıkıyorlar ve havuzu tırmanmaya çalışıyorlar. Bu ışığı kapattığımda çıkmamaları için belirli bir alışma süreci var mıdır?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın İbrahim,

      eğer sistemdeki yemin C/N dengesi gerçekten ideal olursa dışarı çıkmaları ihtimali çok azalıyor. Ancak evsel üretimde bunu sağlamak çok zor. En azından zamanla olabilecek bir şey…

      Saygılarımla.

  11. Muhammet diyor ki:

    Bu gübrenın alıcısı kimlerdir firmalarami satiyorsunuz

  12. İbrahim Çelikdemir diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,

    Havuzun üzerinde hergün yaklaşık 8 – 10 tane ölü solucan oluyor. Yemin nemi, sıcaklığı ideal gibi görünüyor ölçümlerime göre. Sizce sayısı fazla olduğu için mi bu ölümler gerçekleşiyor. Bu ölümlerin başlaması solucanları ayırmamız gerektiğini mi gösteriyor ?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın İbrahim,

      ölümler bir dereceye kadar normaldir. Her canlının bir ömrü vardır ve solucanların da ölme durumu bir noktaya kadar makuldür. Çoğu zaman solucanların ölümü sistem içinde gerçekleştiği için bunu fark etmeyiz bile. Ancak günlük ölümler ve bunların yüzeyde gerçekleşmesi an azından şuna işaret ediyor; bir şeyler yolunda değil ve solucanların bir kısmı yüzeye çıkıp tekrar aşağıya inmiyor ve yüzeyde kalanlar ölüyor. Bu ne olabilir? Nem ve sıcaklık olabileceği gibi yemin içeriği, içerdiği tuz oranı pH değeri ve nasıl ve ne ölçüde fermente olduğu durumları da etken olabilir.

      Diğer yandan solucanların ayısının çoğalması da elbette bir etkendir. Bu nedenle işe solucanların bir kısmını ayırarak başlayabilirsiniz. Bu bir çözüm olmazsa yemi yeniden gözden geçirin.

      Saygılarımla

  13. Mehmet Aksu diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,

    Solucanlarımı büyükbaş hayvan gübresi ile besliyorum. Yemi vermeden önce dışarıda nemlendiriyorum ve sonra havuza ekliyorum. Son verdiğim yeme solucanlar gelmedi ve alt tarafa gitmeye başladılar. Daha öncesinde yem verdiğimde ertesi gün yemin içine gelmiş oluyorlardı. Havuz yaklaşık 40 cm yüksekliğinde dolu. Havuzun dip kısmına baktığımda yüzeye göre daha nemli olduğunu gördüm ve bu dip kısmı biraz karıştırdığımda koku çıkıyor fakat solucanlar bu kısımda. Dibinin neminden dolayı mı solucanlar oraya gitmiştir? Yukarı gelsinler diye tekrar yemleme yaptım fakat hala aşağıdalar. Onları tekrar yukarı çekmek için ne yapmam gerekir? Altta koku oluşumunun sebebi nedir? Zararı var mıdır? Varsa bunu engellemek için ne yapmalıyım ?

    Şimdiden teşekkürler.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Mehmet,

      öncelikle eğer koku varsa (ki kötü kokuyu kast ettiğinizi varsayıyorum) sistemin alt kısımlarında yeterli drenaj yok demektir. Bu durumda alt taraflarda hem patojen bakteri üreme riski, hem de anaerobik ayrışma neticesinde metan gazı çıkışı olabilir. Bu nedenle her şeyden önce alt kısımlardaki kokunun oluşmasına neden olan tıkanmayı gidermeniz ve fazla nemliliği önlemeniz gerekir.

      Bununla beraber yemi ya da sistemi fazla nemlendirirseniz su fazla nem sıvısı yine aşağıda birikecektir. Nemlendirmeyi doğru oranda yamaya özen gösterin.

      Son defa hazırladığınız yemi kontrol edin. Bu yemi nasıl hazırladınız veya nereden tedarik ettiniz?

      Havuzun iç kısmı 40 cm kadar dolduysa, daha fazla doldurmayı beklemeden solucanları alın ve havuzu yeniden doldurarak beslemeye devam edin. Çok fazla yükseklik orta merkezde ısınma yapabilir. Bu arada ısınma demişken, yemin, sistemin üst kısmının, orta kısmının ve alt kısmının sıcaklığı nedir?

      Özetle:
      Solucanları yavaş yavaş ve azar azar yem vererek besleyin. Eğer verdiğiniz yem tam olarak bitmeden yeniden yem verirseniz alt kısımlarında hâlâ yenmemiş yem kalır. Bu durumda solucanlar aşağı kısımlara gitmeye meylederler. Nemlendirme amaçlı faz su verirseniz bu su süzülerek aşağıda yoğunlaşır ve o kısımlar her zaman daha nemli olacağı için yine solucanları çeker. Doğru nemlendirme mümkün oldukça sistemin her yerinin aynı oranda nemli olmasını sağlamak demektir. Son olarak yemin fermantasyon süresi, fermantasyon şekli, mevcut nem oranı ve ısısı de önemlidir. Özellikle yaz aylarında 3-4 cm kalınlığını geçmeyecek şekilde yemleme yapmaya özen gösterin.

      Saygılarımla.

  14. Ayhan Gücüyener diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,

    Kokondan çıkan solucan yavruları kaç günlük bir sürede kızarmaya başlar ? Havuz içerisinde çok küçük beyaz yavrular var bunların yetişkin hale gelmesi ne kadar sürer ?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Ayhan,

      o gördükleriniz beyaz solucan (pot worms) olabilir. Öyle iseler büyümezler, hep o boyutta kalırlar. Ancak eğer gördükleriniz yavru kırmızı solucan iseler, ortalama 1 hafta 10 gün içinde net olarak kızarmaya başlarlar. Herhangi bir gecikme olsa dahi 2 hafta sonunda mutlaka kızarmaya ve büyümeye başlamış olmalıdırlar.

      Saygılarımla.

  15. salih terzi diyor ki:

    iyi günler Savaş bey,

    yukarıdaki yorumlarda kültür havuzu olduğunu tahmin ettiğim sistemin drenajının yeterli olmamasından bahsetmişsiniz. Bende aynı sıkıntıyı çekmekteyim. Az sulama yaparsam yüzey kuruyo ve yukarı çıkan solucanların derisine gübre yapışması sonucu yüzeyde ölümler oluyor. Çok sularsam dipte çamur ve tuvalet kokusu gibi kötü bir koku meydana çıkıyor. Bende bu sebepten dolayı kültür havuzum dibine yaklaşık 4cm çapında delikler ve dikdötgen şeklinde 3*20 cm boyutlarında kanallar açtım. B delik ve kanalların üzerine solucanların kaçmaması için sineklik (file)benzeri dayanıklı bir plastik yapıştırdım. Bu delik ve kanallardan suyun dreyn olmasını bekliyorum.
    Bende aynı şekilde yemi dışarıda nemlendirip veriyorum, acaba yanlış mı yapıyorum.
    İlk havuzumdaki üretimi dışarı aldım. Rengi siyah ve kuruyunca toz haline geliyor. Tam anlamıyla solucan gübresi midir bu aldığım ürün.
    Daha sonra yaptıracağım havuzların tabanını ızgara şeklinde sağlam bir telden açık olarak yaptırıp üzerine bahsettiğim sineklik benzeri fileden yada tülbent tarzı su geçirgenliği olan bir kumaşsersem yani taban kısmı açık olsa ve tam olarak suyu dreyn etsem nasıl olur. açık taban sayesinde çamurlaşma ve kötü kokuyu önlerim diye düşünüyorum . Yanlış düşünüyorsam lütfen düzeltin.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Salih,

      drenaj için belirttiğiniz şeyleri deneyerek uygulayabilirsiniz. Sonuç olarak bu işin güzel bir tarafı da belli ölçekler hariç, standart bir yapıya mahkum olmamasıdır. Bu nedenle deneme yapmaktan çekinmeyin. Bu arada Sıkça Sorulan Sorula bölümünde yer alan Kültür Havuzlarında Drenaj Nasıl Yapılır? adlı başlığa göz atmanızı rica edeceğim. Bu başlıktaki örnekler başka insanların deneyerek elde ettikleri sonuçlar. Belki bunları uygularsınız. Ancak eğer kendi yönteminizi uygulayacak olursanız lütfen aşama aşama resimleyerek vermikem@gmail.com adresine gönderin. Bu sayede eğer başaralı olursa sizin yönteminizi de sitede diğer insanlarla paylaşma imkanımız olur.

      Solucan gübresini sistemden aldıktan sonra tertemiz bir bölgeye alıp kendi halinde en az 23 ay veya daha fazla bir süre boyunca olgunlaşmaya bırakın. Bu süreç içinde gübrenin tamamının kurumaması gerekir. Eğer kuruyorsa ortamda çok fazla sirkülasyon var demektir. Daha uygun bir ortam belirlenmelidir. Çünkü ani ve hızlı kuruma gübrenin fazla nem kaybetmesine enden olacaktır. Olgunlaşmış gübre siyah renkte ve toprak kıvamındadır. Tamamen kuru değildir.

      Saygılarımla.

      1. salih terzi diyor ki:

        tekrar merhabalar,

        ilk fırsatta açtığım drenaj kanallarının fotosunu çekip tarafınıza göndereceğim.
        Hasatını yaptığım solucan gübresini havalandırmak (karıştırmak) gerekir mi?
        Çok kuruyorsa sulamak gerekir mi?
        Kurumaya bıraktığım solucan gübresi nin azami bir bekleme süresi var mıdır? yoksa üç ay sonunda mutlaka kullanılmalı mıdır?

        1. Savaş Gönen diyor ki:

          Salih bey,

          Havalandırma yapmayın. Eğer yığın çok büyükse belki bir kez aktarma yapılabilir. Yoksa aktarmaya gerek yoktur. Çok kuruma olmaz. En fazla yüzeyde kuruma olur onun altı nemlidir. Sulama yapmayın. Onun yerine yeterince nem kaybı olmuşsa malzeme elenerek paketlenebilir.

          En az 3 ay veya daha fazla süre bekletilebilir. Bir sıkıntı olmaz.

  16. Mehmet Aksu diyor ki:

    Savaş Bey merhaba,

    3 aylık bir çalışma sonucunda havuzum doldu ve solucan gübresini havuz dışına aldım. Şu an alt tarafları doğal olarak daha nemli. Bu solucan gübresini ne zaman elemek gerekir? İçerisinde elekten geçmeyecek topaklar var bunları kırmak için nasıl bir yöntem tavsiye edebilirsiniz?

    Ayrıca bu gübre içerisinde az miktarda da olsa solucanlar var. Bunun dışında kokonlar da olduğunu düşünüyorum. Bu solucanları bu yığından nasıl çıkartabilirim?

    Teşekkürler

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Mehmet,

      teknik olarak en az 3 ay veya daha fazla bir süre gübrenin kendi halinde olgunlaşması gerekmektedir. Eğer en alt tabaka çok nemli ise 1,5 ay sonra yığını bir kez alt üst edebilirsiniz. Bunun haricinde yığının kurutmak için bir müdahalede bulunmayınız.

      Normalde doğru bir şekilde üretilmiş gübrede kırıcıdan geçirilecek düzeyde bir boyutta topaklanmaların olmaması gerekmektedir. Ancak eğer varsa bunlar zaten elek üstü kalacaktır. Çok fazla değilse bunları harici olarak biriktirip malç olarak kullanabilirsiniz.

      Eğer solucanlarınızın sayısı tam kapasiteye ulaşmış ise bitmiş gübredeki solucanları ayıklamayın ki 3 aylık olgunlaşma süresi içinde gübreyi iyice işlesinler. Ancak yine de ayıklamak isterseniz, gübreyi olgunlaşması için bıraktığınız yerde, üzerine, içinde yem olan siyah elekli kasalardan bırakın. Böylece kalan solucanların büyük kısmını göç ettirmiş olursunuz.

      Saygılarımla.

  17. caner diyor ki:

    Daha önce siteniz üzerinden beraber solucan gübresi üretmeye çalıştığımız arkadaşım Salih Terzi’nin bahsettiği ve fotoğraflarını istemiş olduğunuz kültür havuzu drenaj çalışmamızın fotoğrafları ektedir. 3 aydır arkadaşımla beraber solucan gübresi üretmeye çalışıyoruz. Fakat bir takım talihsizliklerle karşılaştık. Biraz uzun olacak ama bu olaylardan biraz bahsetmek istiyorum
    24 mayıs tarihinde fotolarda görünen 1,25m*2,5m boyutlarındaki havuza 50000 adet solucan bırakmıştık. İlk yataklama yaparken solucanları satın aldığımız arkadaşlar 3 çuval mama ile yatak hazırladılar. Fakat hazırladıkları yatak aşırı çamurlu olunca üzerine bir çuval daha ilave ettiler ama yine de aşırı çamurlu kaldığını düşünüyorum. Bu yatağın üzerine 50000 solucanı bıraktık. Fakat aşırı çamurdan bir türlü kurtulamadık . Bulunduğumuz yer çok güneş almıyor ve çok da sıcak olmuyor. Sulama işlemini 3-4 günde bir yapmamıza rağmen çamur devam etti. Arkadaşlar bize dirgen vasıtasıyla alt üst yapmamızı önerdiler. Bu işlem sonrası sistem biraz normale döndü.
    Fakat ilk etapta 50000 solucan ancak bir haftada iki çuval gübre (yaklaşık 50 kg) tüketiyordu. Araştırmalar sonucu normal tüketimin günde yaklaşık 20-25 kg olması gerektiğini öğrendik.Verdiğimiz gübre siyah renkli ve içerisinde küçükbaş içermekteydi. Tüketim 2 ay boyunca hiçbir zaman normal değere çıkmadı.( Satın aldığımız arkadaşar aynı gübreyi kendileri de kullandıklarını, küçükbaş gübresini solucanların yemedeğini söylediler. Fakat geçenlerde bu gübrenin iyi bir gübre olmadığını ve mecbur kaldıkları için bu gübreyi kullandıklarını söylediler. Artık separatör gübresi kullanaklarını söylediler.) Ve sistemin üstleri kuru olmasına rağmen alttan iki subardağına yakın su damlamaya başladı. son yemlememizde tüm hayvan sistemin dibine göç etti. Dip tarafta bazı bölgelerde tuvalet kokusu gibi koku oluşmaya başladı. Sayım yaptık 50000 adet koyduğumuz havuzdan 42000 solucan saydık (beyaz ipliksi solucanlar hariç) Belli ki çokca solucan ölümü olmuş.

    Bu olaylar neticesinde yedekteki kültür havuzuna fotoğraflardaki delikleri delip üzerine tel döşedik. Yeni mama satın aldık. Yeni aldığımız mama içerisinde küçük baş gübresi yok ve rengi kahverengi. 38000 adet solucanı sayarak yeni havuza aldık. Bu havuzda günde yaklaşık 20 kg mama tüketimi var. ( yemleme yaparken 3-4 çuval mamayı dışarıda nemlendirip öyle siteme ekliyoruz) 45 gündür bu havuzda devam ediyoruz. Çok daha az ve sisleme şeklinde suluyoruz. Deliklerden tek damla bile damlamadı. Son bir hafta öncesine kadar hiç ışık yakmadık dışarı çıkan solucan olmuyordu. Aynı yemi vermemize rağmen son bir haftadır ışık yakmazsak solucanlarda dışarı çıkma eğilimi var. Geçen gün sistemin dibini kontrol ettim. Dipte de üst kısımlar kadar olmasa solucan ve kokon var. Sistemin dibi çiğ köfte kıvamında ama çamurlanma yok. Damlama da hiç yok.

    – Yeni havuzda az sulama yaptığımızdan üst taraf alta göre bayağı kuru. Hayvanların tekrar dibe inmesinden korkuyorum. Sulamayı arttırsam yine dipte çamurlanma olacak diye de korkuyorum. Ne yapacağımı bilemiyorum.????
    – İlk havuzdan çıkardığımız gübrenin fotosu ekte. Genelde siyah görünümlü. Bazı bölgelerde topak halinde kahverengi mama nın durduğunu görüyorum . Hala dipler bayağı nemli. Ufak ufak eleyip kurumaya bırakıyorum. Bilmiyorum doğru mu yapıyorum ???
    – Aynı yemi kullanmamıza rağmen neden son günlerde solucanlar dışarı çıkıyorlar?
    – Bazen havuzun çok küçük bir noktasında solucan olmadığını görüyorum ? Bazen sağ tarafta küçük bir alanda solucan olmazken bazen solda, başta yada arkada solucan olmayabiliyor.? Her yemlemede bu noktalar yer değiştirebiliyor?
    – Yeni havuzda 1,5 ayda yarıyı geçti, dolduğunda solucan sayısının ayırmaya hazır olduğunu nasıl anlarım? Ayırma zamanı altlarda olan solucanlar nasıl yukarı çıkacaklar acaba?

    Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler,

    İyi çalışmalar.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Caner,

      göndermiş oldunuz resimler aşağıdadır.



      Bu resimde görülen havuzları hangi malzemelerden yaptınız? Kenarları metal gibi görünüyor; eğer öyle ise bu pek faydalı bir seçim olmayabilir. Metal kenarlıklar zamanla paslanabilir ve hem de ısı yalıtımını sağlayamayabilirsiniz. Bir de bu havuzların yüksekliği ne kadardır?

      Gelelim asıl konumuza,

      solucanların bakımı çoğu zaman hemen her türlü ölçekte mümkündür. Ancak en ideal olanı ve risk düzeyi en düşük olanı zamanla denemeler sonucunda tecrübe edilmiştir. Bu konu esasen tartışmaya açık bile olmayacak bir konudur. Bu konuda en doğru cevabı Dr. Clive Edwards vermiştir:

      “CAE: Hımm, cevap gerçekten de oldukça basit. İnsanlar Dan Holcombe’ın reaktörüne bakıp, birkaç not alıp ve bir de fotoğrafını çektikten sonra eve gidip aynısından bir tane yapabileceklerini ve hemen çalıştırabileceklerini düşünürler. Ancak çalışmaz. Temelde, tüm sistem bilgi ve mükemmel bir yönetimi esas almaktadır. Ben henüz sistemi gerçekten de olması gerektiği gibi yöneten birisine rastlamadım. Elimizdeki veriler mükemmel bir şekilde yönetilen on iki adet reaktöre dayanmaktadır. İşte benim, iyi bir yönetimle erişilebilir olan şeye insanların erişemez olduğunu düşünmemin nedeni budur. Solucan popülasyonu, sistemde ne kadar bulunması gerektiği, ne kadar yem verilmesi gerektiği ve diğer tüm gereklilikler üzerine büyük bir miktarda veriye sahibiz. Tabi bu arada, bir solucanın günlük olarak kendi ağırlığının yarısı kadar tükettikleri yorumu da var. Tüm bunlar literatürde geçerliliğini sürdürmeye ısrarla devam ediyorlar. Bunların nereden geldiğini bilemiyorum. Ben bu figürün bilimsel bir geçerliliğini bilmiyorum. Esasen bu tür beyanlarda bulunmak iyi bir şey değildir, çünkü solucanlar her türlü atığı farklı düzeylerde tüketmektedirler ve bunun için herhangi bir bilimsel dayanak da mevcut değildir.” [Röportajın tamamı için buraya tıklayınız…]

      Buna göre Eisenia Fetida türü için 1,5 metrekarelik bir yüzey alanı olan ve 1 metreküplük bir havuzda 10.000 adet solucanla üretime başlanmalıdır. Havuz 2,5-3,5 arasında dolmalıdır, daha erken değil. Dolduğunda ise, eğer tüm koşullar optimum olarak sağlanmış ise, solucanların sayıları en az 2 katı veya daha fazla olmalıdır (teoride 28 kat çoğalabilmektedirler.)

      İkinci husus, solucanların yemi asla çamur kıvamında olmamalıdır. Burada anlattığınız durum tamamen bir beceriksizlik örneğidir. Nem solucanlar için en önemli kriterdir. Yemek olmadan doğru nem koşulları sağladığında solucan sizi şaşırtacak kadar uzun bir süre canlı kalabilir. Olması gereken nem düzeyi yemden bir avuç alıp sıktığınızda en fazla 9-10 damla sıvı çıkışı olan yemdir. Nem oranı fazla oluca sisteme oksijen işlemediği için patojen bakteri üreme riski ve buna bağlı olarak metan gazı oluşumu meydana gelir; bu da solucanların strese girmesi ve ölmesi anlamına gelmektedir. Kötü koku oluşumu bunun en belirgin göstergesidir. Ayırca kıl gibi ve beyaz olan solucanlar nemli ve asidik ortamda çok fazla olurlar. Bunlar yavru solucan değildir, pot worms denilen bir tür nematod solucanlardır.

      Solucanların yem tüketim miktarı konusunda sanırım ilave bir şey dememe gerek yoktur. Zira yukarıdaki pasajda sayın Edwards söylenmesi gerekeni çok net olarak özetlemiş. Bizim kendi tecrübemize dayanarak şunu söyleyebilirim: 1 metreküplük hacmi olan ve 10.000 adet solucanla başlanılan ve bizim adına kültür havuzu dediğimiz sistemde 3 aylık yem tüketimi optimum koşullarda 1,5 ton olmaktadır. Ancak bu rakam değişkenlere bağlı olarak kısmi farklılıklar gösterebilir.

      Üçüncü husus, solucanlar her türlü organik atığı tüketebilirler. Çünkü esasen solucanlar onlara verdiğimiz yemi değil, bu yemin içinde ve yüzeyinde yaşayan çeşitli mikrop, bakteri, mantar ve toprak canlılarıyla beslenmektedir. Ancak bu canlıları yerken haliyle onlara verdiğimiz yemi de tüketirler. Yem onların sindirim sisteminden geçerken dönüşüme uğrar ve solucan gübresi meydana gelir. Solucanın herhangi bir yemi yemeleri için yemin C/N değerinin ideal olması ve yarı fermente durumda olması gerekmektedir. Eğer siz solucanlara tam fermente yem verirseniz solucanlar bunu çoğunlukla tercih etmezler. Bunun nedeni de, tam fermente olmuş yemin hem C/N dengesinin solucanın tercih edeceği düzeyin dışına çıkmış olması ve hem de yemde meydana gelen canlı organizma farklılıklarıdır. Sizin bahsettiğiniz küçükbaş hayvan gübresi pekala iyi bir yemdir; ancak içerdiği tuz oranı seyreltilmiş ve doğru koşullarda yarı fermente edilmiş ise… Buna göre, demek ki yem doğru koşullarda hazırlanmamış.

      Yarı fermente yem hâlâ yanma riski taşıdığı için her yemlemede özellikle yaz aylarında kalınlığı 10 cm.yi geçmeyecek şekilde ve belirttiğiniz gibi önceden nemlendirilip eve eğer sıcaksa bu sayede soğutularak verilmelidir.

      Solucanlar (Eisenia fetida için söylüyorum) eğer tüm koşullar ideal ise sistemden kaçmazlar. Ancak eğer sayıları fazlalaşmışsa bu da sistemden kaçma nedeni olabilir. Her şeye rağmen gezmeyi seven bir tür olduğu için geceleri (kaçsınlar veya kaçmasınlar) tepelerinde bir aydınlatmanın olması gerekmektedir.

      Üst tarafın normalden fazla kuru olması yanlış bir şey değildir. Bu durumda sadece üstteki 5-6 cm.lik kuruyan tabakayı nemlendirmeniz yeterli olacaktır. Nemlendirme öyle ayarlanmalıdır ki, su alt kısma süzülmemelidir. Bu da ancak periyodik olarak sisleme şeklinde yapılırsa mümkündür.

      Gübrenin koyu siyah görünmesi tek başına iyi olduğunu göstermez. Doğru koşullarda üretilmemişse patojen bakteri içerebilir. Gübreyi ufak ufak eleyerek kurutmayın. Sistemden çıkan gübrenin tamamını temiz bir ortama yığarak en az 3 ay kendi halinde, gerekirse an fazla bir kaç defa alt üst ederek, olgunlaşmaya bırakarak nem atmasını sağlayın. Olgunlaşmanın önemi için buraya bakınız…

      Solucanların havuzda eşit dağılmamaları eğer başka bir neden yoksa yemle alakalıdır. Yemin tam olarak doğru bir biçimde hazırlanmamış olması bir etkendir. Solucanlara yem verme süreniz yarıya düştüğünde sayılarının kabaca iki katına çıktığını anlayabilirsiniz.

      Ayırdığınız gübredeki solucanları, yavruları ve kokonları içinde bırakırsanız gübreniz işlenmeye devam eder. Ayırmak isterseniz delikli kasalara yem koyarak bitmiş gübrenin üzerine dikkatlice ve dökmeden yerleştirin. Zamanla kalan solucanlar bu kasalara göç edeceklerdir.

      Saygılarımla.

  18. caner diyor ki:

    iyi günler Savaş bey,

    – kültür havuzunun kenarları ve tabanı metal değil. Sudan etkilenmyen (Plywood benzeri ) kartona benzer maddelerin sıkıştırılmasıyla üretilmiş ve üzerinde polyester benaeri kaplama olan bir malzeme.
    – Kültür havuzunun yüksekliği 60 cm.
    – Yemleme yaparken 3 m2 havuza 3 yada 4 çuval mama döküyoruz. Buda tüm yüzey üzerinde 5-6 cm’lik bir tabaka oluşturuyor.
    – Sistem şu an yarıya kadar dolu. Dip taraflar çiğ köfte kıvamında ve açtığımız deliklerden 1,5 aydır tek bir damla bile su damlamadı. Sistemin üstten 4-5 cm lik kısmının nem miktarı oldukça az. Yüzey ise genelde kuru. Fazla nemlemeye korkuyoruz tekrardan su dibre çöker ve kayıplar olur diye. Günde iki sefer azar azar ve sisleme şeklinde sulama yapmaya özen gösteriyoruz. Havuzun içerisndeki sıcaklık şu ana kadar 28 C’nin üzerine hiç çıkmadı. Havuzun bulunduğu bölge güneş almadığından aşırı sıcaklarda dahi sistemin sıcaklığını en fazla 28C ölçtük.

    Saygılar,

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Caner,

      belirttiğiniz tüm koşullar doğru ve ideal gözüküyor; sadece ısı biraz fazla yüksek. Normalde olması istenilen ısı aralığı 15-25 arasıdır. Sizin durumuzda sistem sıcaklığı normalin üstünde olduğu için, sistemin özellikle üst kısımlarındaki nem ısınarak buharlaşıyor ve bu nedenle üst kısımlar fazla nem kaybediyor. Öncelikle sistemi biraz daha yoğun nemlendirmenizi tavsiye ederim. Ancak bunun kademeli olarak arttırın. Mesela günde iki yerine dört defa nemlendirmekle başlayın. Zamanla hem ısı düşecek, hem yüzeydeki kuruluk azalacak ve kısmen da olsa alttan azar azar su damlamaya başlayacak. İşte o an tam ideal koşulların oluştuğu an demektir.

      Kolay gelsin.
      Saygılarımla.

  19. ahmet can diyor ki:

    iyi günler Savaş bey,
    Benim ceviz bahçem var fakat ilgilenemediğimden dolayı üretimim 2 tondan 400 kg’a kadar düştü ve ağaçlarım hastalandı. Solucan gübresi kullansam işe yarar mı? İşe yararsa ne kadar ve nasıl kullanmalıyım? Ağaçlarım 10 yaşında bu arada.
    İyi çalışmalar

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Ahmet,

      ceviz ağaçlarında deneme yapan kişilerin bana yaptıkları dönüşlere göre hastalıktan kurtulma durumu söz konusu. Hatta artık kesilmek üzere işaretlenen bazı cevizlerin son bir umut katı solucan gübresi ve solucan gübresi çayı ile gübrelenmesi neticesinde, en kötü durumdaki ağaçlar bile kurtarılamamış olsalar dahi diğerlerine göre daha uzun süre yaşayabilmişler. Yani eğer hastalanmadan uygulama yapılmış olsaydı veya hastalık belirtisi görülür görülmez uygulama düzenli olarak yapılmış olsaydı ağaçları kurtarmak mümkün olacaktı.

      Sizin durumunuzda hastalığın türüne bağlı olmakla beraber, bana sorarsanız deneme yapmanızda fayda olacaktır. Kurtulmaları durumunda verim artışı da ilave kâr olacaktır.

      Kullanım biçimi katı gübrede: taç iz düşümü 10-15 cm kadar eşilerek, gübre çukura konur ve üzeri toprakla kapatılır. Daha sonra sulama düzenli olarak taç iz düşümünden yani gübrenin verildiği yerden yapılır.

      Sıvı formda olan solucan çayını ise, 48 saate kadar demleyeceğiniz çayı yapraktan, 48-96 saat arası demleyeceğiniz çayı ise damlama sulamadan toprağa taç iz düşümüne verebilirsiniz.

      Çay ile ilgili detay için Kompost Çayı Nedir? adlı başlığa ve Vermikompost Çayı ve Fungusit Olarak Kullanımı adlı başlığa göz atınız.

      Solucan çayı yapımı hakkında internette yerli ve yabancı bir çok video yer almaktadır. Onları da incelemenizde fayda olacaktır.

      Saygılarımla.

  20. Soncan diyor ki:

    Savaş hocam merhabalar
    Kendi imaltımız olan 3 adet ahşaptan oluşan 180*120*50 ölçülerinde 2 ay önce 100000 adet solucanla başladıgımız sistemimimiz var haftada bir 10 cm civarında separatörden geçmiş sıgır gübresi veriyoruz gelişimleri oldukça iyi ançak sormak istedigim iki soru var özellikle yağmur yagdıgında üstlerinde ışık yanmasına ragmen dışarı cıkma durumu var mevsim geçişlerinde bu normalmidir ikincisi havuzların ısısı dışarısı 7 derece iken 15-17 derece arasında dün havuzlardan birinde yaklaşık 100-150 adet havuzun üstünde dolşırken gördüm bu olagan birşeymidir yoksa ters giden bişeylermi var cevabınız için şimdiden teşekkürler

    1. Emrah Sezgin Can diyor ki:

      Sayın Soncan;

      Seperatörden geçmiş hayvan gübresini fermentasyon işlemine tabi tutup tutmadığınızı belirtmemişsiniz. Sepere edilmiş gübrenin 3’er gün ara ile 14 gün boyunca aktarma usulü ile veya diğer fermentasyon teknikleri ile ısıl işleme tabi tutulması gerekmektedir. Konu hakkında mevsim geçiş sorunları tecrübelerimize dayanarak Eylül Ekim aylarıda olmasından dolayı sorun olmayacağını umuyoruz. Solucanların yüzeyde gezmesi yemin fermentasyon işleminin tam olarak gerçekleşmemesine bağlıdır.

      Saygılarımızla

    2. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Soncan,

      mevsimsel geçişlerde meydana gelen ısı ve havadaki nem değişiklikleri bu tür durumlara neden olabilmektedir. Belli bir ölçüye kadar normaldir ancak eğer toplu bir biçimde ve oldukça çok fazla sayıda solucan kaçışı söz konusu ise bu durumda başka etkenlere de bakmak gerekir. Örneğin solucana verdiğiniz yem tam olarak onların talep ettiği kıvamda yarı-fermente olmamış olabilir. Normal koşullarda solucanlar bu tür bir yemi de idare edebilir ancak mevsimsel değişikliklerin olduğu böyle bir dönemde tepki verebilirler. Yemin fermantasyon sürecini ve süresini tekrar gözden geçirmenizi tavsiye ederim. Bir de çıkışların olduğu bu süreçte yemi daha kısa aralıklarla ve daha sık kontrollerle 10 cm yerine daha az bir miktarda vererek süreci atlatmalarını sağlayın. Solucanların zaman zaman havuzların yüzeyine çıkmaları da aynı süreçten kaynaklanmaktadır.

      Saygılarımla.

  21. Onur diyor ki:

    Savaş Bey,
    Ben başlangıç olarak 10.000 bin solucanla evimde başladım. İlk etapta amacım solucanı tanımak, beslemeyi öğrenmek, üremesini görmek, gübre çıkartmayı öğrenmek ve kullanarak etkisinden emin olmak. Fazla bir bütçe ile başlamak istemedim zaten evde geniş yerim de yok. Ancak bu sayı ile başlayabilirdim.

    Aklımı kurcalayan konu yem olayı.
    Şehrin ortasında inek gübresi bulmam zor.
    Peyzajcılarda, çiçekçilerde çuval içinde 25 kg lık inek gübreleri satılıyor bugün dolaştım. Fiyatı 10 tl kadar. Bu gübreler parklar, sitelerin bahçeleri, evlerdeki çiçekler için satılıyor genelde.
    1)Öncelikle bu gübre solucan maması olur mu? (Üzerinde yanmış, elenmiş, organik gübre yazıyor)
    Sizlerin mama olarak hazırladığı gübre ile aynı işlemlerden mi geçiyor, ekstra yapılması gereken bir işlemi var mıdır?
    Yem olarak bu çuvallardan alıp kullanabilirim ama mama olarak uygun mudur onu öğrenmem gerek?

    Benim için ilk hedef yukarıda yazdığım gibi solucanı tanımak, beslenmesini bakımını öğrenmek vb.. Kaliteli gübre üretimi şimdilik çok önemli değil sonuçta henüz ticari işletme değilim. Gübrenin üretildiğini görmem ve denemem öğrenmek için ilk adımda yeterli olacaktır. Aşağıdaki soruları buna göre yanıtlarsanız sevinirim.

    2) İnek gübresi yerine, pazardan toplayacağım yeşilliklerle ve evde biriktireceğim yeşil atıklarla besleyebilir miyim?
    Bir yorumunuzda yeşilliğin yeterli olmayacağını yazmıştınız. Yeterlilikten ne anlamalıyız?
    Solucanları insanlar gibi düşünüp gerekli protein, yağ, vitamin alması için farklı besinlerle beslenmesi mi gerekir?
    Tek tip beslenme yeterli olur mu? Kısaca solucanın beslenme için nasıl bir gıda kombinasyonuna ihtiyacı vardır, sadece C/N oranı ve ph dengesi mine bakıyoruz?

    3) üstteki soruyla bağlantılı olarak, eğer sadece yeşillikle beslemem yeterli olacaksa, pazardan hangi tür yeşillikleri toplamamı önerirsiniz?
    Yine çok çeşitli olması mı avantajlı olacaktır? Yoksa tek tip marul yada muz kabuğu gibi besin vermek daha mı etkili olur?
    Bugün pazarı gezdim bir çok sebze meyve atığı yerlerde ve akşam gittiğimde istediğimden toplama imkanım var.

    Şahsen inek gübresi vermek yerine sadece pazardan ve evde biriktireceğim yeşillikle beslemek mama için hiçbir harcama yapmayacağım anlamına geleceğinden tercih nedenimdir. Ama önerinize göre hayvanların sağlıkları ve gelişimleri için ideal olanı yapmaktan kaçınmam.

    Yardımlarınız için şimdiden teşekkür ederim.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Onur,

      1) çiçekçilerde satılan bu gübre çok büyük ihtimalle tam manasıyla bizim yem elde etme yöntemimizle üretilmiyor. Birincisi organik yazmasına bakmayın, çoğunun sertifikası bile yoktur ve kanunen suç işlemektedirler. Bu tür gübreler eğer doğru üretilmişlerse tam fermente olmuş olmaları gerekir. Ancak o zaman da bu gübre solucan için ideal bir em olmuyor. Fakat çoğu zaman bu tür gübreler yarı fermente halde bırakılıyor, ki bu yanlış olmakla beraber solucan için iyi bir yem olabilir ancak yine de çok kaliteli bir sonuç elde edilemiyor. Özetle bu tür bir gübreyi alıp dikkatli bir ölçekte denemenizde fayda var. Tutarsa devam edebilirsiniz.

      2) Yemin çeşitliliği solucanlar açısından değil ele edeceğiniz gübrenin kalitesi açısından önemlidir. Solucanlar aslen ona verdiğimiz atıklarla beslenmezler. Bu atıkların içinde bulunan mikroorganizmalarla ve mantarlarla, mikroskobik toprak canlılarıyla beslenirler. Onlara verdiğimiz atıklar ne kadar çeşitlilik arz ederse mikrobiyal zenginlik de o denli kuvvetli olur. Sadece evsel atıklarla besleyebilirsiniz ancak elde edeceğiniz gübrenin besleyici içeriği çok zengin olmaz. Eğer sırf evsel atıklar kullanacaksanız, C/N dengesini iyi tutturmanız gerek. Aksi halde asidik ortam oluşur, kokuşma meydana gelir ve sineklenme ortaya çıkar vs. Evsel atıklar ne kadar çok çeşitli olursa o kadar iyidir tabi ki.

      Evsel atıklarda solucanla verilecekler konusunda Solucanlara Ne Vermeli-Ne Vermemeli? başlıklı sıkça sorulan sorular kısmına bakınız.

      Sebze atıklarıyla beslemenizi iki şekilde yapabilirsiniz:

      A) EV İÇİN ÇEŞİTLİ VERMİKOMPOST UYGULAMALARI III başlığında olduğu gibi doğrudan ya da

      B) Solucan Yemi Olarak Kompost Yapımı adlı başlıkta olduğu gibi önce kompost üretip sonra solucanlara verebilirsiniz.

      Hangi yöntemi kullanacak olursanız olun başlarda mutlaka hatalar olacaktır ve bu nedenle cidden sabırlı olmalı ve asla aşırıya kaçmadan denemeler yapmalısınız. Aklın yolunun bir olduğu yerlerde asla fanteziye kaçmamak gerekir.

      Saygılarımla.

  22. Onur diyor ki:

    Savaş Bey, aklıma takılanları sormak istiyorum. Zaman ayırıp detaylı yanıtladığınız için teşekkür ederim.

    Peyzajcılardan aldığım inek gübresinden bende emin olamadığım için, solucanları 4 ayrı kaba böldüm. Amaç yanlış yemleme yaparsam solucanların hepsini birden kaybetmemek ve farklı yemlere ve yaşam ortamlarına nasıl tepki verip gelişim gösterdiklerini gözlemlemekti.

    Geldikleri kutu içindeki yemle benim aldığım gübreyi karıştırarak 4-5 cm kalınlığında yatak oluşturup içine bıraktım. 1. Kabı sadece gübreden oluşturdum. 2. Kaba biraz yeşil attık kattım ve her kapta yeşillik ve kuru yaprak oranını artırarak devam ettim.
    İlk 2 gün solucanlar çok hareketliydi, sürekli üstte gezindiler ve kabın yan yüzlerinden dışarı çıkmaya çalıştılar. Tabi deneyimsiz olduğum için durumu anlamaya çalıştıkça kaygılandım. Resmen başlarında nöbet tuttum ilk gün. Dışarı çıkanları toplayıp tekrar içine attım. Bu arada 15-20 dakika uğramadığımda dışarı çıkmış olanlar kuruyup öldüler. Üstte gezinenler içeri girerler diye bekledim. Acaba yem kapları dar mı geldi, yemi mi beğenmediler, yoksa ortamları değişti ve kaplara bölerken çok rahatsızlık verdiğim için stresten dolayı mı bu kadar hareketli ve kaçma isteklilerdi soruları geldi aklıma. Tabi ben yanıtı bilmiyorum. Her neyse 3. Gün sakinleşme gördüm. Artık dışarı çıkma sayısı çok azalmıştı ve çoğuda gübrenin içine girmişti. Üstlerde görünen çok azalmıştı. Demekki stres olmuş ve ancak sakinleştiler diye yorumladım kendimce.

    Bu arada solucanlar içine girince ve üstte bir hareket görmeyince yada gübre oluşumuna dair bir belirti görmedikçe acaba hepsi öldü de o yüzden mi hareketsizler diye endişelendim. Biraz kurcalayınca diplerde canlı olduklarını gördüm. Yoğunluk çok azalmıştı böldüğüm için. Verdiğim yem oranına göre solucan sayısı az gelmiş ama içine girebilmeleri için de belli bir yükseklik olması gerekiyordu.

    Kaplardan biri fazla dar olduğundan, daha geniş 2 kap aldım. Dar kaptan genişe olduğu gibi aktardım ve yeni yarattığım 5. Kapta farklı bir şeyler denemek istedim. Bu sefer kuru yaprak, yeşil atık ve gübreyi karışım olarak yatak yaptım ve solucanları içine attım. Üstlerini örtecek kadar gübre attım. Yine rahatsız edildikleri için sanırım çok hareketli oldular bu son kapta ve dışarı kaçmaya çalıştılar. Çıkanları tekrar içine attım ama biraz kayıp oluştu. 2 gün boyunca sakinleşme biraz olduysada üstlerde çok gezindiler ve dışarı kaçma isteği sürekli oldu. Bu sefer ortamı beğenmediler galiba diye düşündüm ve kabı karıştırarak solucanlar ne durumda görmek istedim. Dipleri karıştırıp yaprakları, marulları elime aldıkça solucanların üstlerine yapışıp kuruduklarını gördüm. Özellikle yapraklarda bu oran daha fazlaydı. Evsel atıklar nemli olduğu için belki biraz idare etmiş ama yapraklara değen solucan sanki yapışmış ve kurumuş kalmış. Halbuki ben solucanın kendine uygun ortama doğru hareket edeceğini ve organik atığı da yemeye hazır hale gelmiş noktasından yiyeceğini düşünüyordum. Tabi bu beni korkuttu ve tüm kabı karıştırıp tüm bitkisel atıkları toplayıp üstündeki hiç olmazsa yaşayan solucanları kurtarmaya karar verdim. Büyük parça atıkları topladım, daha küçük parçalar zararlı olmaz diye gübre ile karışım halinde bıraktım kabın içinde. Kurtardığım solucanların çoğunu diğer kaplara aktardım çünkü bu kapta randıman yakalayana kadar çok fazla solucan kaybetmek istemedim ve daha az solucanla yeni bir deneme yapmaya karar verdim.

    Evsel atıkları büyük oranda topladıktan ve küçük parçalara böldükten sonra kalan yemi kabın bir yanına yığın olarak topladım, diğer yanı boş kaldı. Amacım yerde yürütme sistemi yapanların mantığı ile hareket edip yem nasıl yeniyor, solucanlar nasıl hareket ediyor ve davranıyor görmekti. Ayrıca sadece üstten değil, yandan da yemi görme olanağı sağladı bu. Fakat yine sanırım solucanlar rahatsız edildiklerinden çok hareketli oldular ve kaçmaya çalıştılar. Kabın boş kısmına çok gelenler oldu. Yine nöbet vakti geldi ve başlarında dikilip çıkanları toplayıp tekrar içine attım ama baktım ki baş edemiyorum, çıkanları toplayıp diğer kaplara aktardım. Yığının içinde artık ne kaldıysa onlarla devam etmeye karar verdim. En azından çıkmayan kaldıysa, onlar ortama uyum sağlamışlar anlamına geliyordur. 3 gün oldu hala bazıları yemden çıkıyor uzaklaşıyor ve kuruyup ölüyor. Bu arada solucanların kırmızı değil siyah olmaları, üstlerine gübre yapışmış halde gezinmeleri, elime aldığımda kayganlık değil daha kuru hissetmem acaba ortam çok mu nemsiz diye düşündürdü. Biraz nemlendirdim tüm kapları ama bu kapta solucanları kaçma isteği yine devam etti.

    1) Yorumlarda nem için, elinize alıp sıkın çiğ köfte gibiyse idealdir deniyor. Elime alıp sıkarsam, içinde solucanlar olacağından ölecekler. Üstten bakıp nemi anlamaya çalışıyorum. Üstlerde biraz kuruluk görüyorum ama dipleri ideal nemdedir diye tahmin ediyorum. Nemini nasıl en ideal yapabilirim bilmiyorum. Kapların altında delikler açtım, çok sularsam su akıp gidecektir fakat fazla nemde solucan için öldürücü değil midir?
    2) Bu deneme sırasında aklıma takılan, solucanlar kabın boş tarafına gelince geri dönmeyip orada kuruyup öldüler. Öyleyse yerde yürütme sistemi yapanlar solucanları nasıl yanlardan kaçırmıyorlar?
    3) Sizce benim kaptaki yemde mi sorun var? Ortam mı nemsiz?

    Verdiğiniz linkteki ev için solucan kabını daha önce incelemiştim ve gittiğim büyük bir firmanın sattığı kompost kaplarındaki solucanların içine evsel atıkları doğrudan atılmasını önermesi bende 5. Kabı o şekilde yaratma cesareti doğurdu. Firmanın temsilcisi evsel atıkların doğrudan atılması içeride fermente olayı yaratmaz mı? Ve bu solucanlara zarar vermez mi diye sormama rağmen, bir şey olmaz aynen yemekten sonra oluşan atığı içine atın demişti.

    4) Sizce evsel atığı deneme amaçlı bir kaba direk mi atayım, başka bir yerde bir süre fermente olmasını mı sağlamalıyım? Bu süre ne kadar olmalı?
    5) Sanırım yem olarak benim gübre çok ideal olmadığından, bir miktar evsel atıkla karıştırıp kullanmak doğru olan. Yine evsel atığı gübre içine katıp mı fermente etmeli, ayrıca fermente edip mi gübreye katmalı?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Onur,

      1) Kuruluk kadar fazla nem de solucanları rahatsız eder. Çünkü oksijen sisteme rahatça nüfuz etmez, çürümeye başlı asidik ortam oluşabilir, metan gazı oluşabilir ve patojen bakterilerin üremesi için ortam oluşur. Bir avuç yemi sıktığınızda en fazla 5-6 damla su damlamalı…

      2) Solucan bir yerden kaçmışsa orada istenmeyen bir durum var demektir ve o sorun giderilmediği sürece ölümleri pahasına da olsa geri dönmezler. Olay budur!

      3) Sizin sadece kabınızda değil yaptığınız bir çok şeyde sorun var. Özetlemek gerekirse aşağıdaki linke göz atınız:

      http://solucangubresi.web.tr/merak-ettikleriniz/solucan-kabiniza-dair-10-temel-hata.html

      4) Evsel atıkları direk olarak da birkaç gün bekletip ayrışma başladığında da atabilirsiniz. Önemli olan solucanlar elinize ilk geçtiğinde hemen yemleme yapmamanız gerekir. En azından 4-5 gün veya bir hafta bekleyeceksiniz. Solucan ilk nakliye stresini atmalı. Daha sonra ister taze olarak ister çürütülmüş olarak olsun, evsel atıkları ilk başta olması gerekenden az vermelisiniz. Ne zaman ki solucanlar verdiğiniz yemi sağlıklı bir şekilde tüketmeye başlarlar, işte o zaman yemi ihtiyaç kabilinde arttırırsınız.

      Kaba gübreyi nemlendirerek koyun. Solucanları içine koyun ve gübreye tepki verip vermediğini anlamak için birkaç gün bekleyin. Eğer solucanlar tepki vermezlerse, yani gübreyi benimserlerse yavaş yavaş ve her defasında kabın bir kenarından evsel atıkları gübreye gömerek verebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  23. turgut diyor ki:

    Savas bey merhaba fermante ettigim mamayi cuvallara doldurdum yemleme zamani islatip cay posasiyla karistirip veriyorum gubreler cuvallarda kuru haldeler bunun bir mahsuru varmi acaba birde solucan gubresi elegi kac mm olmalı 5 mm lik elek uygunmu tesekkurler…

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Turgut,

      Solucan yemi çuvalda beklerken haliyle bir miktar süzülür ve kurur. Ancak bu kuruma tamamen olmamalıdır. Eğer ortam gereği tamamen kuruma riski söz konusu ise, en azından çuvalları üst üste yığıp, üzerine nemin kaçmasını engelleyecek bir branda çekebilirsiniz. Kurumuş olan yemi önceden nemlendirip solucanlara vermeniz doğru bir işlemdir.

      Elek konusu tercihinize bağlıdır. Bağ, bahçe, tarla ve seralarda kullanılacak olan gübrenin çok ince elenmesine gerek yoktur. Eğer çok ince eleyecek olursanız elde edeceğini gübre miktarı azalırken elek üstü malzeme de çok fazla olur. Bir de gübre zaten belli bir neme sahip olduğundan çok da ince bir elekten geçmez, geçmemelidir. Ölçüyü buna göre belirleyebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  24. Çağrı diyor ki:

    Savaş Bey, bu işte henüz acemi biri olarak sitenizde paylaştıklarınız sayesinde çok faydalı şeyler öğreniyoruz gerçekten. Ben 3 ay önce IBC tanklarda vermicompost üretimine başladım. Şu an evime yakın bir tesiste üretim yapıyorum, ancak şartlarım gübre fermantasyonu için çok elverişli olmadığından, gerekli mama tedariğini başka bir üretim çiftliğinden sağlıyorum. Bir süre bu böyle devam edecek. Ancak gübre tedariği sağladığım yerden her ay ufak farklılıklar taşıdığını düşündüğüm gübreler alıyorum. Seperatör gübresi alıyorlar ve kendileri ıslatıp bir iki hafta bekletiyorlar. Ancak son aldığım gübreyi solucanlara verdiğimde solucanlar iki gün geçmesine rağmen yeme yürümediler. Genelde 5 6 cm yemleme yapmaktayım her hafta, ama elimle kaldırıp baktığımda son iki yemlemedir solucanların yüzeyden yaklaşık 20 cm aşağıda olduklarını farkettim. Halbuki genelde yüzeye hep 3 4 cm mesafede olurlardı. Bu durumu gübredeki fermantasyonun uygun olmaması ile mi açıklayabiliriz? Yoksa başka bir neden mi vardır? Çünkü diğer tüm şartları 3 aydır optimize ettiğimi düşünüyorum, bu zamana kadar bir sıkıntı yaşamamıştım. Son olarak da, her birinde 12 bin civarı solucan olan IBC tanklarda haftalık olarak 5 6 cm yemleme uygun mudur sizce?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Çağrı,

      eğer diğer şartları gerçekten de optimize edebilmiş iseniz geriye yemin fermentasyonu ile ilgili sıkıntı kalıyor. Yüksek ihtimalle hala asidiktir ve C/N oranı ideal düzeye gelememiştir. Havalardaki sıcaklık değişiklikleri de buna neden olabilmektedir. Bu sorunu ancak denemeler yaparak çözebilirsiniz. Aldığınız bu on yemi bir süre daha karıştırıp havalandırarak yanmasını sağlayın ondan sonra verin.

      Vermiş olduğunuz yem ise zamanla dengeye oturur ve solucanlar geç de olsa o yeme yürüyeceklerdir. Eğer bilmediğimiz başka bir soru yoksa tabi…

      Yemleme oranlarını doğru gözüküyor.

      Saygılarımla.

  25. çağrı diyor ki:

    Savaş Bey, cevaplarınız için çok teşekkür ederim. 6 aydır faaliyet içerisindeyiz. Üretimi 12 adet IBC tankta yapıyoruz, tahmini 200.000 dolayında solucanımız var. IBC tanklar doldu, içlerinden solucanları ayıklayıp gübreyi çektirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle meyve kasaları ile iki üç seferde büyük oranda solucanı çektirdik, daha sonra tanktaki gübreyi havalandırıp hazır hale getirmek için tanklardan küreklerle gübreleri almaya başladık. Ancak tankların ortalarına doğru geldiğimizde hala azımsanmayacak sayıda solucan olduğunu görüyoruz. E tabiki de bu solucanları tek tek olmasa da özenli şekilde gübreden ayrıştırmaya çalışıyoruz, dolayısıyla bu bizim çok zamanımızı alıyor. Sorum şudur ki;
    – Tanklarda daha aşağılara indikçe hala azımsanmayacak kadar solucan görmemizin anlamı nedir? neden meyve kasalarına gelen kadar olmasa da hala aşağılarda bu kadar solucan var, birşeyleri yanlış mı yapıyoruz acaba?
    – Yerde yığın veya SAS sistemi ile üretim yapanların solucanları gübresinden ayırma faaliyetleri pek zorlu değil çünkü onlarda sistemin devamlılığı her zaman sağlanıyor, ama tanklarda üretim yapanların tankları boşaltmadan tekrar üretim yapmaları zor. IBC tanklarda ya da kültür havuzlarında bu işi yapanların, solucanı gübresinden ayırırken bu kadar zorlanmaları yerine daha rahat bi,r yol yok mudur? Bu aşırı zaman alıcı birşey oluyor ve iinsan yılıyor bir süre sonra.. Sanarsınız ki esas faaliyetimiz “solucanı gübresinden ayırmak” 🙂

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Çağrı,

      IBC tanklar maliyeti düşürür, en azından başlangıç için. Tank diğer sistemlere göre daha fazla nem tutar ve bu nedenle solucanların bir kısmı her daim sistemin genelinde yer alır. Bu normaldir.

      Bu solucanları sistemden tamamen alamazsınız ancak, en makul ölçüde almanın yolu ise şudur;

      1) Tankların yüzeyinden olabildiğince solucanları göç ettirin.
      2) Tanktaki gübreyi olgunlaşması için tamamen uygun bir yere yaklaşık 30-50 cm yükseliğinde serin.
      3) Serili olan bu gübrenin üzerine, içinde taze yem bulunan kasalar -dan yerleştirin ve bir kaç hafta bekleyin. Bu süreçte yemin bitmiş gübreye temas etmemesine veya karışmamasına dikkat edin. Nihayetinde gübrede kalan solucanların çok büyük bir kısmı daha göç etmiş olacaktır.

      Geriye kalanlar ne mi olacak? Eğer hâlâ kalmışlarsa, “Göçen göçer bizimdir, kalan kalır toprağındır!”

      Hepsi bu kadar!

      Kolay gelsin.
      Saygılarımla.

  26. Mehmet Fazlı Türker diyor ki:

    Merhaba savaş bey bu işi 20000 adet solucan ile boluda iş yerimizde 20 metrekare bir depoda başlamak istiyorum.Bolu kışın -15 leri gördüğünden dolayı korkuyorum iş yeri dışarısı kadar soğuk olmaz ama solucanlarım ölür mü nasıl ısıtma sistemi yapabilirim teşekkürler.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Türker,

      Kültür Havuzlarında Isıtma adlı konuya göz atabilirsiniz.

      Saygılarımla.

  27. Çağrı diyor ki:

    Tekrar merhaba Savaş Bey. Daha önce de değindiğim gibi IBC tanklarda üretim yapmaktayız ve drenaj sistemlerini de ahşap bir düzenekle güzel şekilde yapmıştık, düzenli olarak dibe gelen suyu çektiriyoruz. 7-8 ayda yaklaşık 6 7 damacana bidonu kadar gübre suyu aldık. ben bunları ağzı kapalı damacanalarda bekletiyorum. Peki bu suları solucan çayı veya sıvı gübre yapımı için kullananlara verme imkanım var mıdır? Diğer yandan, çıkan bu gübre suyunu nemlendirme yaparken tekrar sisteme su yerine vermek mantıklı mıdır sizce? Su vermek yerine sisteme yeniden besin değerine yakın bu sıvıyı vermek nasıl olur? Gerçi bu sıvılar birkaç aydır bekliyor, içerisindeki besin değeri, patojen vs. gibi durumların zarar verme ihtimali de var mıdır sizce?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Çağrı,

      eğer sıvıda belirgin ağır bir koku oluşumu yoksa, bu sıvıyı kontrollü bir biçimde sisteme su yerine verebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  28. Ahmet Ay diyor ki:

    Üstat İyi Akşamlar.

    Biyogaz tesislerinde anaerobik fermantasyon ile işlem görmüş kompostları yüzde 80 su oranına kadar indirgediğimizde solucanlarımıza mama olarak ta verebiliyor muyuz?
    Yoksa oksijenli fermantasyon yapmak zaruri midir?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Ay,

      oksijensiz fermantasyon ile elde edilen, biyogaz tesisi atıkları çok fazla besin içermemektedir. Ayrıca C/N dengesi solucanların tercih ettiği bir seviyede olmamaktadır. Bu nedenle pek tercih edilmez. Ayrıca oksijensiz ortamda fermente olan atıkların ne tür bakteriler içerdiği pek fazla çalışılmış bir konu değildir.

      Saygılarımla.

Yorum Yaz