Solucan Gübresi Bilgi Portalı 06 Aralk 2016

Solucanlar ve Genel Anatomileri

Solucanlar ve Genel Anatomileri

Solucanlar ve Genel Anatomileri

Solucanların basitçe oltaya yemi veya tavukların iştahla yedikleri bir yem olmadığını biliyoruz artık . Onları daha yakından tanıyalım.

Solucanların yaşamsal organı clitellum’un altında yer alır. Bu şerit solucanların ana karakteristiğidir ve diğer türlerden ayırt edilmesini sağlar.

Burada, bu şeridin altında, yoğun düzgünlükte, sperm vezikülleri ve kapları, testis, yumurtalık, yumurta kanalı ve yumurta kesesi bulunur. Bunların tam olarak arkasında, mideye gidecek olan besinlerin hazırlanmasını sağlayan kursak (crop) bulunur. Hemen arkasında açık bir şekilde oval şekilli bir tüp olan bağırsaklar gelir. Bu beslenme kanalının sonu ise delik veya anüstür. Solucanlar vücuda tüm kanı pompalayan çoklu ve karmaşık bir kalp sistemine sahiptirler. Paradoksal olarak yeterli olan bu kalp sistemi muhteşem derece basittir. Karşılaştırmalı manada solucanların toprağa yaptıkları şey, modern rafinerilerinin ham petrole yaptıkları şeye benzer. Solucanlar nemli epidermisleri veya dış ciltleriyle nefes alıp verirler. Eğer solucanı nazikçe sıkarsanız, derisinden dışarıya minik damlalar halinde sarımsı bir serumun çıktığını görebilirsiniz. Bu serum başlıca yüksek tıbbi değere sahip yağdan oluşur ve bu maddenin özü konusundaki deneyler devam etmektedir. Solucanlara, nişasta ve şekerde olduğu gibi et ve yağları da sindirme yeteneğini sağlayan sindirim sıvısı ileri hayvanlardaki pankreas sıvısı ile aynı kimyasal doğaya sahiptir. solucanlar

Solucanlar yeraltında, solucanları değişimli olarak kısaltan ve uzatan kas daralmaları dalgalarıyla yolculuk ederler. Kısalan vücut çevreleyen toprağa minik pençe benzeri kıllarıyla demir atmış gibidir. Tüm tünel kazma işlemi yağlı mukus salgılama işlemiyle desteklenir. Solucanlar rahatsız edildikleri zaman yeraltındaki yağlı tünellerinde hareket ederken lıkırtılı sesler çıkartabilirler. Aynı zamanda açtıkları tünellerde hava akışını sağlayan birer biyolojik piston görevi de görürler. Yüksek geçirgenli topraklar haricinde solucanlar yolları boyunca beslenmelidirler. Dişleri olmadığı için eğer yutak için çok büyük değilse gıdaları ağızlarından içeri çekiverirler. Bu bir gerekliliktir ve bu nedenle solucanlar birer açgözlü yiyicidirler. Toprağın, çürüyen sebzelerin ve hayvan gübrelerinin her bir lokması sindirim sisteminden geçmek üzere solucan tarafından içeri alınır. Solucanlar taşlık benzeri bir organa sahiptirler. Burada yutulan maddelerdeki besin değeri solucanların kullanımı için ayıklanmıştır. Kalanlar kassal aktivitelerle aşağılara doğru taşınırlar. Bu atık maddeler solucan dışkısı olarak bilinirler.

Solucanlar tamamen büyüdükleri zaman 120-170 arası halkaya sahip olurlar. İlk halkada ağızları, son haklada ise kıçları yer alır. Solucanlar her bir halkası üzerinde 4 çift kıla sahiptir.

Solucanlar ağızlarının hemen en uç tarafında ağızlarını kapatan bir kapakçığa sahiptirler. Bu kapakçığın adı prostomium’dur. Bu kapakçık ağzıma girmesini istemediğim maddeleri engeller.

Solucanlar, ağızlarının yanından başlayan ve ilkel bir beyin formuna doğru uzayan bir sinir kodununa sahiptirler.

Solucanlar bir ağız, bir yutak, bir yemek borusu, bir kursak, bir taşlık, bir bağırsak ve bir de anüsten oluşan bir sindirim borusudurlar. Yutak, besin ve toprağı ağız vasıtasıyla emer. Gıda, yemek borusundan geçerek geçici olarak depolandığı kursağa gider. Taşlık gıdaları küçük parçacıklar halinde öğütür ve sindirilmek üzere bağırsağa gönderir. Toprak ve diğer çer çüp, bütün sindirim sisteminden geçerek anüsten dışarı atılır. Sindirim borusunun her bir kenarı boylu boyunca bir seri nephridia’dan, omurgasız hayvanlarda boru biçiminde boşaltım organlarından oluşur. Nephridium, vücuttaki sıvı atığı çekip alan ve derideki deliklerden dışarı atan bir organdır.

Sindirim borusunun altı bir sinir kordunu ile kaplıdır. Bu kordon, ağzın hemen yanından beyinsel bir sinir düğümü formu oluşturmak için genişlemeye başlar: bu bir tür ilkel beyindir.

Solucanların gözleri yoktur ama, vücutlarının değişik bir çok bölgesinde ışığa duyarlı noktaları vardır. Bir solucanın dokunma duyusu çok iyi gelişmiştir ve aynı zamanda tat alma ve koklama görevi de görürler.

Oksijen solucanın cildinden küçük bir kan damarına doğru hareket eder. Kan, oksijeni damarlar boyunca vücudun diğer bölümlerine taşırlar. İki ana kan damarlarından sırt damarı sindirim tüpünü hemen üstündedir, karın kası ise sindirim tüpünün hemen altındadır. Yemek borusunun her iki yanında beşer adet aort kemerleri olarak adlandırılan, sırt damarını karın damarına bağlayan kan damarları vardır. Sırt damarları kanı, kan basıncını düzenleyen bu aort kemerlerine pompalar. Böylece basınçlı kan karın damarına akar. Aort kemeleri yaygın olarak solucanın kalbi olarak anılır.

Derinin altında iki ayrı kas seti yer alır: uzunlamasına kaslar (boylamasına düzenlenmişlerdir), dairesel kaslar (vücudu çevrelerler). İleri gitmek için solucan ilk olarak bir kas setine daha sonra diğer kas setine komut verir. Vücut üzerinde bulunan ve geri çekilebilir olan küçük kıllar, çekiş gücünü desteklerler.

Her bir solucan hem sperm hem de yumurta üretirler. Bir solucanın yumurtası, diğer bir solucanın spermi tarafından döllenir. Döllenmiş bir yumurta, toprak yüzeyinin altında depolanan kapalı bir koza içinde yer alır. Yumurtalar, yaklaşık 2 veya 3 hafta sonra bebeleri çıkartırlar. Genç solucanlar, ölçüleri dışında tamamen yetişkinlere benzerler.

Eğer bir solucan vücudunu belli bir yerinden kesilirse, kesilen parçalar kendilerini yeniden bütüne tamamlarlar. Genellikle clitellum’un, semer bezleri kapsayan bölümü, gerisinde kalan arka segmentlerin büyük bir bölümü veya tamamı eğer kesilirse tekrar büyüler. Buna rağmen, ön segment bölünen parça sayısına ve her bir solucana bağlı olarak yenilenir. Normalde ilk beş segment yeniden büyür. Bu yenilenme gücü solucanları aşılama deneyleri için değerli bir hayvan kılar.

SOLUCANLARIN ALIŞKANLIKLARI

En önemli olan şey, tutarlı deneyler ve araştırmaların da ortaya koyduğu gibi, balıkların suya ihtiyaç duymaları gibi solucanlar da besine aynı önemde ihtiyaç duyarlar. Solucanların alışkanlıklarını anlayabilmek için öncelikle onların diyetlerini bilmek gerekir; acaba solucanlar diyet ihtiyaçlarını karşılamak için yuttukları her şeyi sindirebilecekler mi? Eğer solucanların içinde yaşadıkları toprak yaşam verici şeylerden yoksunsa, solucanlar yok olmaya başlarlar. Onlar yağı, sütü fındığı severler, kısaca toprağı zenginleştirebilecek her şeyi severler. Charles Darwin, ekilebilir her arazinin bir metrekaresinin 13 solucandan fazlasını içerebileceğini tahmin etmiştir.  Fakat son araştırmaların ortaya koyduğu rakamlara göre her çorak toprakta metrekarede 62 solucan varsa,  verimli zengin tarım alanlarında metrekarede olması gereken solucan sayısı 432’den fazla olmalıdır. Bu da her yaklaşık 4000 metrekarede 1,5 milyon solucan demektir. Buna rağmen kesin olan bir şey var ki, organik olarak bakımı yapılmış, iyi beslenmiş ve idareli kullanılmış olan toprak iyi bir solucan üfusuna ve mükemmel bitkilere sahip olacaktır.

YAŞAM BİÇİMLERİ VE ORTAMLARI

    • Karada, gece yaşayan ve toprak kazıcı canlılardır.

    • Yenilenme gücüne sahiptirler ancak bölünmüş bir solucanın sadece ön tarafı bir bütüne kendini tamamlayabilir.

    • Asidik ve bazik özellikteki topraklar hariç her türlü toprakta yaşayabilirler.

    • Yumuşak toprakta tünellerini 30-50v cm derinliğe kadar kazabilirler. (Yaz aylarında 3-5 metreye ulaşabilir.)

    • Tüneller kısmen toprağın delinmesi kısmen de yenmesiyle kazılır.

    • Tüneller hareket etmeleri ve yiyeceklerini toplayabilmeleri için tabanda genişlemeye başlar.

    • Kazdıkları tüneller, tünelin ağız kısmında bulunan solucan dışkısının şekliyle ayırt edilirler. Örneğin Pheretima türü solucanda dışkı çakıl taşı şeklinde iken, Eutyphoeus türü solucanda ise sarmal kulesi şeklindedir.

    • Tonoscolex vermenicus türü solucanın dışkısı 120 cm yüksekliğinde, kuru ve ağırlığı 500 gr. gelir.

DÜŞMANLARI

    • Ana düşmanları kuşlardır.

    • Diğerleri ise kurbağa, kertenkele ve kırkayaklardır (centipedes).

DIŞ MORFOLOJİSİ

Şekil

Uzun, silindirik, ön ucu sivri arka ucu ise kör şekillidir.

Boyut

Uzunluğu 150 mm. genişliği 3-5 mm. dir.

Renk

Klorofilin sindirilmesiyle elde edilen Porphyrin adlı pigmentten dolayı parlak kahverengi renktedirler. Bu pigment vücut duvarının dairesel kasları içerisinde yer alırlar.

Bu pigment solucanı aynı zamanda zararlı güneş ışınlarından da korur. Bu nedenle solucanların sırt yüzeyleri vücutlarının diğer bölgelerine göre daha koyudur.

Sırt bölgesinde siyah bir çizgi vardır. Bu en geniş ve en kalın olan sırt kan damarıdır.

Kromozom

2n=32

EKOLOJİK VE EKONOMİK ÖNEMİ

Solucanlr dünya çapında dağıtıcıdırlar. Avrupa ve Amerika ortak türü Lumbricus’tur. Drawida ve Megascolex cinsi Güney Hindistan’da, Eutyphaeus ve Pheretima ise Kuzey Hindistan’da bulunmuştur. Pheretima’nın 300 türü ve tuhaf türleri Kuzeydoğu Asya, Japonya, Sri Lanka, Avustralya ve diğer ülkelere dağılmıştır. Türünün 13 tanesinin Hindistan topraklarında olduğu raporlanmıştır. Toprak solucanlartı göç  etme alışkanlıklarından dolayı böylesi geniş bir alana yayılmayı severler. Boyutça küçük olmalarından ötürü yaygın olarak su akıntıları ve ülkeler arasındaki bitki değişimleri sayesinde yayılırlar.

Darwin, 4046 metrekare nemki toprakta yaklaşık 50000 toprak solucanının bulunduğunu tahmin etöiştir. Sonradan yapılan çalışmalar bu sayının 250000 kadar olduğu tespit edilmiştir. Bir yıl içinde oldukça fazla sayıda solucan tonlarca dip toprağını yüzeye çıkarırlar ve bu toprağı kendi dışkılarıyla harmanlarlar.

solucanlar

Eğer bu çoklukta yeraltı toprağı eşit biçimde yayılırsa birkaç santimetre kalınlığında bir zemin katmanı oluşur.

Çiftçiler benzer bir sonuca erişmek için pulluklarını kullanırlar; üst toprak verimliliğpini yitirince pulluk kullanarak alttaki verimli toprağı yukarı çıkarırlar. Açıktır ki, solucanlar toprağın pullukçuları veya dostlarıdırlar. Zaten verimli olan alt toprak, solucanların midesinden geçerek dışkı, mukus ve üre ile daha da zenginleşir. Böylece ortam çimlenme için mükemmel bir ortam olur. Dahası solucanların tünel açma alışkanlıkları toprağı gevşek ve gözenekli yapar.

İnsanlık solucanlardan başka yollarla da faydalanmışlardır. Eski Ayurvedik’e ve Unani Tıp Sistemleri göre solucanlar böbrek taşı, sarılık, kazık, irin akması, romatizma ya da damla, ishal, iktidarsızlık gibi hastalıkların tedavisi için ilaç yapımında kullanılmıştır.

Solucanlar 3 ana kategoride sınıflandırılırlar.

    a.   Yaprak karıştırıcı/kompost solucanları. Ör: Eisenia fetida
    b.   Toprakaltı veya toprak üstünde, humus tabakasında yaşayan solucanlar
    c.   Derinlerde yaşayan solucanlar; bunlar toprağın derinlerinde kalıcı tüneller inşa ederler.

Solucanların nüfusu, toprağın ısısı, nemi, pH’ı, tuzu, havalanması ve dokusu gibi toprağın fiziksel ve kimyasal yapısına bağlı olmakla beraber gıda yeterliliği ile çoğalma ve yayılma yeteneklerine de bağlı olarak değişebilmektedir. En önemli çevresel faktörlerden birisinin PH olmasına rağmen solucanlar tercihlerinde değişebilmektedirler. Bir çok solucan türü nötr veya hafif asidik toprağı sever. Solucanekin’de (Vermikültür) birçok solucan türü kullanılır; bunlar genellikle Eisenia Fetida veya onun yakın akrabası olan Eisenia Andrei türüdür.

Bir solucanın ekolojik fonksiyonu nedir?

toprak kalitesi

Eğer toprak altındaki solucanların varlığı olmasaydı bugün dünytada yaşam çok daha farklı olurdu. Toprağımızın kalitesi çok büyük oranda solucanlarımızın yaşantılarına bağlıdır. Uzun süreçte toprağın kalştesi sürdürülebilir bir çevre bizim yaşantımız için kilit bir öneme sahip olacaktır. Bitkilerin büyümesi, yaraltı suları için toprağın düzenlenmesi ve tasniflenmesi, kimyasal zaralıların arındırılması, temizlenmesi ve tampomlanması için toprağın biyolojik, kimyasal ve fiziksel özellikleri temel öneme sahiptir. Aslında toprak bu tür olumsuzlukların bertarafı için doğal ir biyolojik çeşitlilik kaynağıdır. solucanlar

Solucanlar bu manada toprakta bazı eşsiz fonksiyonlara sahiptirler. Toprakta açtıkları geniş tüneller yağmus sularının rahatlıkla toprağun derinliklerine süzülmesine müsaade eder ve toprağın verimlilik onanını filtreler ve artırır. Bu durum toprak erezyonunu önlediği gibi, bitkilerin faydalanması için suyun kök bölgesine inmesine de olanak sağlar. Yine aynı tüneller bitki köklerinin toprakta farklı bölgelere daha rahat yön bulmasını da sağlar. Solucanalr tarafından işlenen toprak kırıntıvari durağan bir yapıya sahiptir ve bu sayede rüzgarda savrulmaz.

Solucanlar toprağın organik madde dönüşümünü sağlamada büyük öneme sahiptirler. Bazi tür solucanlar, bitkiler için faydalı olan besinleri içermek üzere organik atıkların çürümesi ve çözülmesi sürecinde rol alırlarken, diğerleri de yüzey kalıntılarını diplere gömmekle sorumludurlar.

toprak verimliliği

Solucanlar aynı zamanda bazı olumsuz niteliklere de sahiptirler. Bazı bölgelerde sonradan getirilen solucanlar bölgenin yerli solucanına karşı bir rekabet sergilerler. Bu durum yerli solucanın başarılı bir şekilde yaşamasını ve yaşamınız sürdürmesini engeller ve yerli türler çoğunlukla belli küçük alanlarda hapsolurlar. Genel kanıya göre bir çok solucan türü Avrupa kökenlidir. Bu kötü bir durum anlamına gelmemektedir  ama bazı olumsuz sonuçlara sahiptir. Lumbricus terrestris türü solucan tarafından üretilen mezbele (middens: toprakta tünel açan canlıların açtıkları tünelleri çevreleyen toprak yığını) buna bir örnektir, Kalsiyum (calcareous) ana maddesinin toprağa baskın geldiği Batı Kanada’da derinlere tünel açan bir tür olan Lumbricus terrestris türü solucan taş kesilmiş mezbele, gübre (midden) üretirler. Onların toprağı kazmaları yer altı toprağının açığa çıkarak kuruma ve nemlenme döngüsüne girmesine neden olur ki böylece bahçe ve çayırlarda kullanılması zor ve sert bir madde ortaya çıkmış olur. solucanlar

 Çeviri ve Derleme: Savaş

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz