Solucan Gübresi Bilgi Portalı 03 Aralk 2016

Sıkça Sorulan Sorular

Ne Kadar Solucan Ne Kadar Gübre Üretir?

Ne Kadar Solucan Ne Kadar Gübre Üretir?

Ne Kadar Solucan Ne Kadar Gübre Üretir?

Ne Kadar Solucan Ne Kadar Gübre Üretir, sorusunun net bir yanıtını vermek işin doğası gereği zordur. Çünkü İşin içinde oldukça fazla değişken söz konusudur. Sıcaklık, nem, yemin hazırlanma yöntemi, solucan türü, beslenme yöntemi, solucan yoğunluğu, pH vs.

Bu nedenle bu sorunun net bir biçimde yanıtını vermek yerine ortalama bir bilgiyi paylaşmak daha doru olacaktır.

Solucan gübresi hasadı, kullanılan sistemlere bağlı olmakla beraber, esasen kısa önemlerde hasat edilmez. Eğer SAS kullanıyorsanız, ilk üç aydan sonra hasat işlemini gübrenin oluşum hızına göre yapabilirsiniz. Bu süre haftada bir, daha seyrek veya daha sık olabilir.

Ancak eğer, windrow sistemi, yer havuzu vb sistemleri kullanıyorsanız ayda bir ya da üç ayda bir gübre hasadı yaparsınız.

Bu nedenle, ortalama bir rakama erişmek i.in günlük ve haftalık değil, en azından aylık gübre hasadını göz önüne alın.

Normal koşullarda, her şey yolunda gidiyor ise, 200.000 – 400.000 arası solucan ilk üç aydan sonra aylık ortalama 4,5 -5,5 ton arası gübre verir.

Belirttiğim gibi bu rakamlar sistemden sisteme, yöntemden yönteme değişebilmektedir.

 

Kompost Çayı Hakkında Kısa Kısa

Kompost Çayı Hakkında Kısa Kısa

Kompost Çayı Hakkında Kısa Kısa

  1. Kompost çayı bir gübre veya besin uygulaması değildir. Kompost çayı yapmaktaki amaç toplam biyokütleye oldukça aktif olan yararlı aerobik organizma çeşitliliğini aşılamaktır. Bu organizma setleri arke/bakteri, fungal hifler, amipler ve (bazı siliyatlarla birlikte ) kamçılılardır. Kompost çayında bir miktar besin de vardır ancak kompost çayı demlemenin asıl amacı bu besinleri elde etmek değildir.
  2. Kompost çayı yapmaya karar verdiğinizde “dengeli” bir çay elde etmek istersiniz. Çoğu yerde mantar veya bakteri ağırlıklı çay tariflerinin adı geçer. Kompost çayının ana faydası besin döngüsünü sağlamasıdır. Yani siz toprağa olabilecek her faydalı mikrobu koyarsınız ve bitki, eksüdasına (kök bölgesi salgı maddeleri) bağlı olarak rizosfer bölgesinde neye ihtiyacı olduğuna kendisi karar verir. Olay bitkinin kontrolündedir. Eğer bitki kök bölgesinde daha fazla bakteri istiyorsa, daha fazla bakteriyel eksüda (akıntı) salgılayacaktır. İnsanlar bitki süksesyon tablosuna baktıkları zaman kafaları karışır ve yıllık bitkilerin bakteriyel toprakları tercih ettiklerini görerek bakteriyel çay istediklerini düşünürler. Oysa çayda fungal sporların/hiflerin yer alması, çayın kalitesini iyileştirecek ve genel olarak toprak sağlığını arttıracaktır.
  3. Anafor Tipi Demleme diğer çay yapma tasarımlarından daha mı iyidir? Bu argüman sıkılıkla duyulmaktadır ancak herhangi bir bilimsel veya mikroskobik perspektifi yoktur. Evet, anafor tasarımı iyi görünmektedir ve onunla iyi bir çay elde edilebilmektedir. Sonuç itibariyle yapacağınız çayın kalitesini etkileyen şey, demleme ünitenizin, tüm demlenme döngüsü boyunca uygun miktardaki çözülmüş oksijen düzeyinini sürekli kılabilme yeteneğidir. Anafor tasarımı olsun olmasın, diğer birçok farklı sistem olmasına rağmen, çözülmüş oksijeni arttırmanın en etkili yolu bir hava ikmal sistemidir. Önemli olan nokta, mikroplar kompost partikülünden ayrılırlar ve çözülmüş oksijen düzeyinin düştüğü ya da malzemenin çökelme yaptığı yerlerde “ölü bölge” oluşmamasıdır.
  4. Sürekli olarak demleme yapmak mümkün müdür? Bu soru çay demleme işi yapanların öne sürdüğü en hasar verici iddiadır. Cevap kısaca hayır’dır ve nedeni ise şudur: Çay demleme işini 24-36 saat boyunca yaptığınızda (zamanlama çoklu değişkenlere dayanarak belirlenmiş ortalama bir süredir) sürdürülemez bir aerobik mikrobiyal aktivite ve çeşitlilik miktarı yaratmış olursunuz. Bazı noktalarda elde ettiğiniz çay “zirve” yapar. Bir mikroskop olmadan kesin bir şey söylemek mümkün olmasa da, bu “zirve” noktasından sonra mikroplar, başlangıçta sisteme koyduğunuz besin kaynağından çok daha fazla besin tüketmeye (melas, mikrop katalizörleri, yosun unu, alfa-alfa unu vb.) başlayacaklardır. Bu meydana gelirken zamanla çaya, tek tip kamçılı hücreler tarafından tüketilen bir tek bakteri morfolojisinin (şekli) hakim olmaya başladığı monokültürler görmeye başlayacaksınız. Çayınız bakteriler ve kamçılı canlılar arasında ileri ve geri dalgalanma yaşayacaktır. Kamçılı canlılar, yeterli yiyecek olmadığı sürece tüm bakterileri yemeye başlayacak ve sonra da öleceklerdir; kalan bakteriler yeniden canlanacak ve döngüyü tekrar kuracaklardır. Sistemin içinde olanları Darwinci bir deney gibi düşünebilirsiniz, “güçlü olan hayatta kalır”. Çay yapma faaliyetinin, besin döngüsünü arttırmak için farklı değişkenlerin bir yapboz gibi bir araya getirilmesi olayı olduğunu unutmayın. Zamanla bu çeşitlilik tamamen yok olur ve kompost çayının faydalarının büyük kısmını kaybedersiniz. Bu durumda akla ilk olarak şu soru gelir; “neden belli bir zaman periyotu geçtikten sonra demlemeyi sürdürmek için sisteme kompost veya besin ekleyemiyorum?” Bu, kulağa çok hoş gelen bir fikir ancak ne yazık ki realitede iş görmemektedir. Yapılan bir çalışmada, demleme süresi bir hafta boyunca sürdürülmüştür. Demleme yapıldığı sürece gün boyu her on dakikada bir sistemden örnekleme alınmıştır. Elde edilen sonuçlara bakıldığında çayın üretilme sürecinin yönetilmesi gerçekten de çok zor olmuştur; çünkü çayın kalitesinde her saat oldukça ciddi değişkenlikler meydana gelmiştir. Netice itibariyle bu biçimde çay elde edilemez diyemeyiz ancak, yapılan yoğun mikroskobik gözlemler göstermiştir ki, süreç çok zor işlemiştir. Son tahlilde bitki veya toprak için uygulamaya yönelik üretilmek istenen bu çayın, oldukça değişken bir içeriğe sahip olduğu için kalitesi konusunda garanti verilemez.

EC ve pH Ne Demektir?

EC ve pH Ne Demektir?

EC ve pH Ne Demektir?

EC:

EC, İngilizce Electrical Conductivity (Elektriksel İletkenlik) kelimelerinin baş harflerinden oluşan kısaltmadır. Birimi mS/cm dir. Elektriksel iletkenlik ölçümü yapılarak sulama suyuna karıştırılan gübrelerin yoğunluğu ayarlanabilir. Elekriksel İletkenlik(EC) kavramı içinde bulunulan ortamın tuzluluğunu ifade eder. Bu ifade hem toprak, hem su ve hem de gübrelemede kullanılacak gübreler için geçerlidir. Bu nedenle, her üç ortamdaki EC değerleri ne kadar yüksek ise, bitki sağlığını tehdit eden tuzluluk sorunu da o kadar ciddidir.

Bu noktada ne kadar suya ne kadar gübre uygulanması gerektiği konuları ve uygulama teknikleri ön plana çıkmaktadır. Bitkilerin verilen gübreden maksimum derecede faydalanabilmesi için kök bölgesine uygulanan su içerisinde belirli miktarda gübre olması gerekir. Belirli miktarda su içine uygulanan bu gübre su içinde bir nevi tuzdur ve su içine karıştırılan tuz su içinde uygulanan miktarlarına bağlı olarak belli bir elektriksel iletkenlik oluşturur. Bu elektriksel iletkenlik değeri kısaca “EC” olarak ifade edilir ve ölçülebilir bir değerdir. 1 litre su içinde eritilen her çeşit 1 gram gübrenin kendine özel bir EC değeri oluşur ve bu iletkenlik yaygın olarak mS/cm cinsinden ifade edilir.

Sonuç olarak 1 litre sulama suyuna uygulanacak miligram cinsinden herhangi bir gübrenin su içerisinde belirli bir iletkenlik değeri vardır ve bu EC değerini uyguladığımız su hacmi ve/veya gübre miktarı ile ayarlayabilir ve ölçebiliriz. Buradan yola çıkarak bitkilerin sulama ihtiyaçlarına dair su hacmi/sulama süresi ve sulama frekansı/sulama sayısı iklim durumu, toprak yapısı ve yetiştirilen ürünün özel isteklerine göre ayarlanabilir. Aynı şekilde üretilen her bir ürünün kendine özel ve yetiştirme dönemlerine ait özel EC istekleri vardır. Tüm bu etkenler bir arada ayarlanıp ölçülerek bitkilere uygulanmak zorundadır. Bu şekilde ancak ürettiğimiz meyve veya sebzeden en yüksek verim ve kaliteyi elde edebiliriz. Yüksek kalite ve tonaj çiftçinin daha yüksek gelir elde etmesini sağlayacak, ihracatta kaliteye bağlı olarak satış hacmi büyüyecek ve şahıs ve ülke çıkarlarına pozitif etki yapacaktır.

pH:

PH, İngilizce potential Hydrogen (Hidrojen Potansiyeli) kelimelerinin baş harflerinden oluşmaktadır. Toprak pH’sı toprakta mevcut besin maddelerinin alınabilirliğini, alüminyum ve mangan gibi toksik maddelerin çözünebilirliğini, mikroorganizma faaliyetlerini hatta toprağın yapısını ve tavını etkilediği için önemlidir. Toprak pH’si 0-14 arasında değişen rakamlarla ifade edilir (pH= -log [H + ]). 7 değeri nötr 7’nin altı asidik ve 7’nin üzeri baziktir. Çoğu toprakların pH’sı 4.5-8.5 arasında değişir, fakat bir çok tarım ürünü için en uygun aralık 6-7 arasıdır.

Düşük pH’li (asidik) topraklarda bakır, mangan, demir, çinko ve alüminyum gibi ağır metaller ve borun alınabilirliği artar; magnezyum, molibden, kalsiyum, fosfor ve potasyumun alınabilirliği ile nitrifikasyon (ürenin amonyum ve nitrata dönüşümü) azalır. Düşük pH’lı (asidik) topraklarda gübrelerin etkinliği de azalır; verim düşer.

Öte yandan yüksek pH’lı (alkali) topraklarda mikro elementler (demir, mangan, bor, çinko)ve fosforun bitki tarafından alınması zorlaşır. Alkali topraklarda üre – amonyum – nitrat dönüşümü daha hızlıdır. Asitleşme ile üreaz enzimi aktivitesi azalır. Üre hidrolizi yavaşlar.

Bu değerler bitki türüne, kök ortamına(toprak, torf, kayayünü vb) ve iklim değerlerine göre farklılıklar gösterir. İdeal değerlerde gübreleme yapılırsa bitki gelişimi en iyi düzeyde tutulur.

Toprak kalitesine ilişkin ABD, Kanada, Avustralya ve İtalya’daki toprak bilimciler ve Toprak – Gübre Araştırma Enstitülerinin kabul ettiği ve önerdiği değerlere göre (bu değerler ülke ve bölgelere göre değişkenlik gösterebilir):

Verimli bir toprakta bitki büyümesi ve gelişimi için,

İdeal pH Değerleri: 5,5 – 6,5

Organik Madde İçeriği: % 4-6

C/N Oranı: 10 – 12

Tuzluluk Seviyesi (EC değeri): 1,5 – 3,5 dS/m

K/Mg oranı: 2-5 olmalıdır.

Örnek EC – pH değerleri :

BİTKİ EC pH   BİTKİ EC PH
Muz 1.8 – 2.2 5.5 – 6.5 Biber 1.8 – 2.2 6.0 – 6.5
Kavun 2.0 – 2.5 5.5 – 6.5 Havuç 1.6 – 2.0 6.3
Çilek 1.8 – 2.2 6.0 Hıyar 1.7 – 2.5 5.5
Fasulye 2.0 – 4.0 6.0 Patlıcan 2.5 – 3.5 6.0
Brokoli 2.8 – 3.5 6.0 – 6.8 Sarmısak 1.4 – 1.8 6.0
Kabak 2.5 – 3.0 6.5 – 7.0 Marul 0.8 – 1.2 6.0 – 7.0
Soğan 1.4 – 1.8 6.0 – 6.7 Ispanak 1.8 – 2.3 6.0 – 7.0
Patates 2.0 – 2.5 5.0 – 6.0 Mısır 1.6 – 2.4 6.0
Domates 2.0 – 5.0 6.0 – 6.5 Nane 2.0 – 2.4 5.5 – 6.0
Afrika Menekşesi 1.2 – 1.5 6.0 – 7.0 Anthurium 1.6 – 2.0 5.0 – 6.0
Begonya 1.4 – 1.8 6.5 Karanfil 2.0 – 3.5 6.0
Kasımpatı 1.8 – 2.5 6.0 – 6.2 Cymbidium 0.6 – 1.0 5.5
Fern 1.6 – 2.0 6.0 Freesia 1.0 – 2.0 6.5
Gerbera 2.0 – 2.5 5.0 – 6.5 Gül 1.5 – 2.5 5.5 – 6.0

 

Solucan Gübresi Olgunlaştırılmalı mıdır?

Solucan Gübresi Olgunlaştırılmalı mıdır?

Solucan gübresinin olgunlaştırılması gerekmektedir. Bunun nedenlerini özetle şöyle sıralayabiliriz:

  1. Olgunlaşma süresi solucan humusunun solucan gübresine doğru evrilmesine yardımcı olur.
  2. Olgunlaşma solucan gübresi daha stabil hale gelmesini sağlayarak kullanımını daha da güvenli kılar.
  3. Olgunlaşma için gereken süre aynı zamanda solucan gübresinin paketleme ve tarımsal faaliyete kullanılması için uygun nem düzeyine erişmesini doğal yollarla kolaylaştırır.
  4. Stabil olmayan veya olgun olmayan solucan gübresi/kompost, organik maddenin uygun olmayan biyolojik bozunmasına bağlı olarak, oksijen için rekabet ederek zayıf bitki büyümesine neden olabilir ve ürünleri tahrip edebilir veya bitkilere fitotoksik olabilir. Ayrıca olgun olmayan solucan gübresi/kompost, azotu, tipik olarak bitki büyümesi için salıvermek yerine hareketsiz hale getirir. Bunun nedeni, olgun olmayan solucan gübresinin/kompostun toprağa uygulandıktan sonra bile bozunmaya devem etmesidir ve bu durumda toprak mikroorganizmaları, bitkilere kullandırılacak besi maddelerini kendilerine alırlar. Bu nedenle, solucan gübresi/kompost etkili şekilde olgunlaşmadıkça toprağa uygulanmamalıdır. Stabilize olmamış organik maddelerin toprağa uygulanması, fitotoksik bileşiklerin varlığı nedeniyle hem ürünleri hem de çevreyi etkileyebilir.
  5. Olgunlaşma süreci solucan gübresinin içerdiği besin elementlerinin daha üst düzeye erişmesini de mümkün kılar.

Not: Solucan Gübresinin olgunlaşması ile ilgili olarak Solucan Gübresi ve Olgunlaşma Süresi adlı konuya da göz atabilirsiniz.

Solucan Gübresi Tamamen Kurutulmalı mıdır?

Solucan Gübresi Tamamen Kurutulmalı mıdır?

kuru solucan gubresi

Solucan gübresi hasat edildikten sonra en az 3 ay veya daha fazla bir süre boyunca olgunlaşmaya bırakılmalıdır. Bu olgunlaşma süreci hem gübrenin içerdiği fazla nemi atması ve hem de bitkinin alabileceği mikro ve makro besin elementlerinin daha yoğun bir biçimde oluşması için gereken bir süreçtir. Ancak solucan gübresi asla tamamen kurutulmamalıdır.

Tamamen kurutulmuş olan solucan gübresinde iki önemli durum gerçekleşir:

  1. İçerdiği yararlı mikroorganizma ve mantarların sayısı azalır veya etkinliğini yitirecek kadar düşük bir düzeye erişir.  Bu istenmeyen bir durumdur, çünkü solucan gübresini anlamlı kılan en önemli unsur bu mikroorganizma ve mantarlardır.
  2. Tamamen kuruyan solucan gübresinde Hidrofobik Etki meydana gelir. Hidrofobik etkiyi özetle suyu sevmeme veya suyu itme durumu olarak tanımlayabiliriz. Aynen teflon tavaların yüzeyi veya yeni nesil su tutmayan dışa cephe boyaları gibi… Daha yakın bir benzetme gerekirse, yeni model arabalarda yapılan porselen boya koruması gibi… Özellikle teflon tavanın yüzeyini veya porselen koruma uygulanmış arabanın yüzeyini göz önüne getirin. Su bu tür malzemelere işlemez. Yüzeyinden akarak gider. İşte solucan gübresi de tamamen kuruyacak olursa, gübreyi kaplayan mukus tabakası, gerilerek aynen örneklerdeki gibi bir kaplama görevi görür ve su gübrenin içine işlemeden yüzeyden akarak gider. Bu durumda gübrenin özünde bulunan besin elemntleri toprağa ve dolayısıyla bitkiye geçmez.

Solucanlara Ne Vermeli-Ne Vermemeli?

Solucanlara Ne Vermeli-Ne Vermemeli?

Ev Tipi Üretimlerde Solucanlara Yem olarak Neler Verilmeli – Neler Verilmemeli

Aşağıdaki tablo bu konuya dair görsel bir özet niteliği taşımaktadır. Başlangıç düzeyinde fikir vermesi için… 🙂

solucanlane yer ne yemez

Solucanlane yer ne yemez?

Solucan Yemi Neden Kompostlanmalıdır?

Solucan Yemi Neden Kompostlanmalıdır?

Kompostlaşma olayı, organik ayrışabilir (özellikle mutfak ve bahçe atıklarının) maddelerin mikroorganizmaların aktiviteleri sonucu kontrol edilen şartlar altında biyokimyasal yollarla ayrıştırılması şeklinde tarif edilebilir. Gerçekte kompostlamada atık maddeler tam stabil hale getirilmeden kısmen kararlı halde tutulurlar. Başka bir deyişle organik maddelerin tamamen ayrışıp mineralleşmesine imkan verilmez ve kompostun daha sonra kullanılacağı toprakta bir organik madde kaynağı olması sağlanır. Kompostlama işlemi, nemli tutulan ve havalandırılan karışık organik atıklarda doğal olarak bulunan, kendiliğinden çoğalan mikroorganizmalar tarafından gerçekleştirilir.

Başlangıçta çoğunlukla bakteri olan bu organizmaların çoğalması sırasında, ısı, CO2 ve su buharı açığa çıkar. Eğer ısının açığa çıkması, ısı kaybından hızlı ise, sıcaklık yükselir, ısıya karşı duyarlı organizmalar ölür ve ısıya karşı dayanıklı bakteriler çoğalır. Ayrışma sırasında ısı (8-10 kcal/˚C) ortamdan çok hızlı şekilde uzaklaştırılmamaktadır. Birinci aşamada mezofilik bakterilerle beraber aktinomisetler, mayalar ve diğer mantarlar; yağları, proteinleri ve karbonhidratları ayrıştırırlar. Protozoonlar; bakteri ve mantarlarla beslenirler. Sıcaklık 30˚C ‘ye erişene kadar küf mantarları, bakteriler, protozoonlar ve nematodlar aktif rol oynarlar. 30-40˚C arasında aktinomisetler egemen olmaya başlarlar ve ortamdan topraksı koku meydana yayılır. Aktinomisetler asıl humuslaştırıcı organizmalar olarak bilinmektedir. Bunlar humik asidi çıkarmakta ve verimli kil-humus kompleksi oluşturmaktadırlar.

Ayrıca aktinomisetler antibiyotik etki maddeleri üretmekte ve patojenlerin ölmesini sağlamaktadırlar. Sıcaklık 40-50˚C ‘ye ulaştığında kompostlamayı başlatan organizmaların hemen hemen tamamı ölür ve bunların yerinin 70˚C sıcaklığa kadar dayanabilen ve ısı üretebilen termofilik bakteriler alır. Ayrıca 40-50˚C sıcaklıkta gelişen bakteri ve aktinomisetler katı atıkların içindeki zor parçalanabilir maddeleri ayrıştırmaktadırlar. Kompostun 60-70˚C sıcaklığa ulaşan kısmında, birkaç sporun dışında temel olarak bütün patojenik organizmalar 1-2 saat içinde ölür. Termofilik bakteriler kendileri için mevcut besini tükettiklerinde ısı üretmeyi durdururlar ve kompost soğumaya başlar. Soğuyan kompostta, son özelliklerini veren; ölü bakterileri de içeren geriye kalan besinle beslenen, genellikle mantar ve aktinomisetlerden oluşan yeni bir grup mikroorganizma çoğalır.

Solucan Yemi Neden Kompostlanmalıdır?

Kompostlaşmanın sonuç aşamasında, çok sayıda solucan ve böcek larvaları oluşmaktadır. Kompostlamanın üç evresi; ilk mezofilik evre, termofilik evre ve iyileştirme (soğuma) evresi olarak adlandırılabilir. Kompostlamanın son ürünü, toprakta bitki ve hayvan kalıntılarına benzer biyolojik işlemlerle doğal olarak yapılan humusa oldukça benzeyen ve daha fazla parçalanamayan maddelerden oluşan organik bir kütledir. Filizlenen tohumlar için toksik olan amonyak ilk evrede üretilir ve soğuma evresinde uzaklaştırılır.

Kültür Havuzlarında Drenaj Nasıl Yapılır?

YÖNTEM I:

Bu yöntemde ICB su tankının dibine musluk hizasına kadar orta büyüklükte çakıl taşı döşenir (Resim 1). Çakıl taşının çok iri veya çok küçük olmamalıdır. Ardından çakıl taşlarının üzerine suda ve nemde çürümeyecek herhangi bir naylon torba bezi (yem çuvalı, şeker çuvalı vb.)  serilir (Resim 2). Çuval bezi serildikten sonra havuzlara solucanlar bırakılır ve üretime geçilir.

Kültür Havuzlarında Drenaj Nasıl Yapılır?

YÖNTEM II:

Bu yöntemde ise ICB su tankının zeminine ahşap döşenmektedir. İki adet uygun kalınlıkta kalas Resim 3’de görüldüğü gibi havuzun zeminine yan yana konulur. Kalasların üzerine resimlerde görüldüğü gibi çentikler açılır.  Bu çentikler zeminde biriken sıvının belli bir yerde toplanmasını önleyerek musluğun ön kısmına gelmesini sağlayacaktır. Daha sonra kalasların üzerine ahşap tahtalar döşenir (Resim 4).  Ahşap tahtalar döşendikten sonra havuzlara solucanlar bırakılır ve üretime geçilir.

Kültür Havuzlarında Drenaj Nasıl Yapılır?

Solucan Yemindeki Amonyak ve İnorganik Tuz Oranı Ne Olmalıdır?

Amonyak ve İnorganik Tuz Oranı

Solucan için hazırlanan yemdeki amonyak konsantrasyonu eğer 1 mg/g değerinden yüksek olursa bu yem solucanlar için toksik etki gösterir; aynı biçimde eğer hazırlanan yemin içerdiği tuz konsantrasyonu %0.5 oranından fazla olursa solucanlar zarar görecektir (Edwards, 1988). Örneğin, bir bakış açısı olması için mandıra gübresinin bazı durumlarda %5-8 oranlarında tuz içerebileceği gerçeğini hatırlatalım (Bogdanov, 1996). Bu nedenle ham gübrenin süzülerek yeme dönüştürülmesinde fayda olacaktır. Bu tuzluluğun nedeni memeli hayvanlarda idrar ve dışkı şeklinde atılan atıkların aynı alanda toplanmasından kaynaklanmaktadır.

Bu açıdan bakıldığında örneğin tavşan dışkısı gibi, dışkı ile idrarın ayrı yerlere atıldığı türden bir gübre bulabilirseniz bu ham maddenin solucan yemine dönüşmesi daha hızlı ve zahmetsiz olacaktır.

Hazırladığınız bir yemin solucanların ağzına layık olup olmadığını anlamanın en kolay yolu, bir miktar yemi uygun büyüklükte bir elek-kasaya koyarak solucanların bulunduğu sistemin bir köşesine koymak ve 1-2 gün beklemek olacaktır. Eğer yem hazır ise solucanlar bu süre içinde yeme yürümüş olacaklardır.

Solucan Gübresi Üretmek İçin Hangi Solucan Türü İdealdir?

hangi solucan türü

Bu sorunun basit bir yanıtı vardır, hangi amaçla solucan besliyorsunuz?

Dünya genelinde vermikültürde kullanılan belli başlı solucanlardan bazıları ve özellikleri şunlardır:

Eisenia fetida (Kırmızı Kaliforniya Solucanı)

Eisenia fetida solucanı çok yönlü bir solucandır ve yapılan çalışmalara göre Eisenia fetida türü diğer türlere nazaran çok daha yüksek bir performans saplamaktadır.  Bu türün sıcaklık toleransı çok yüksektir (donma noktasından +35 C sıcaklığa kadar) ve ayrıca oldukça dayanaklıdır. Atıkları büyük bir hızla işleyebilir ve sayıları ideal koşullar atında hızla artabilir. Ayrıca Eisenia fetida solucanı dünya genelinde çok yaygın olarak kullanılan solucandır.

Eisenia hortensis (European Nightcrawlers)

Bu solucan türü Eisenia fetida türünün çok yakın bir akrabasıdır. Ancak bu türün Eisenia fetida türüne göre çok daha yavaş üremekte, geç olgunlaşmakta ve organik atıkları işlemekte Eisenia fetida kadar etkili olamamaktadır. Fakat diğer yandan eğer olta balıkçılığı için solucan beslemeyi düşünüyorsanız Eisenia hortensis en iyi seçim olabilir. Çünkü bu tür  Eisenia fetida türüne göre daha iridir ve gübre içinde yetiştirilebilmektedir.

Eudrilus eugeniae (African Nightcrawler) ve Perionyx excavatus (Blue Worm)

Bu iki tir esasen Eisenia fetida türü kadar olmasa da iyi birer vermikompost üreticisidirler, ancak bir şartla; dünyanın daha ılık (veya sıcak) bölgelerinde kültüre alınmak şartıyla. Kendi ideal koşulları altında African Nightcrawler ve Blue Worm türü solucanlar, gerek atık işleme hızı açısından ve gerekse de üreme potansiyelleri açısından, en az E. fetida türü kadar iyi performans sağlayabilirler. Fakat diğer taraftan, E. fetida türünün aksine, bu solucan türlerinin ideal sıcaklık aralığı daha dardır; sıcaklık 10 C derecenin altına düştüğünde veya 30 C derecenin üstüne çık aya başladığında her iki tür de ölmeye başlarlar. Ayrıca bu iki tür için, herhangi bir görülebilir neden olmadığı halde, zaman zaman solucan yataklarından dışarıya sıklıkla kaçtıkları rapor edilmiştir.

Solucanlara Yem Olarak Ne Tür Materyaller Verebilirim?

 

solucanlara ne yedirebilirim

Bu sorunun cevabı, solucanlarınızı hangi ölçekte beslediğinize göre değişir. Eğer ev tipi ve hobi amaçlı olarak solucan besliyorsanız onlara neler verip neler veremeyeceğiz konusunu aşağıdaki linkten takip edebilirsiniz:

Solucanlar ve Beslenmeleri

Ancak eğer ticari boyutta bir üretim yapıyor ve bu amaçla solucan besliyorsanız, aşağıdaki konulara göz atmanız yeterli olacaktır.

Solucanlar İçin Yem Türleri – I

Solucanlar İçin Yem Türleri – II

Başlangıç Olarak Gerekli Olan Solucan Adeti Nedir?

Başlangıç Solucan Sayısı

Bu konu netliğe kavuşması gereken bir konudur. Zira birçok kişi solucan gübresi üretimini ticari boyutta düşünmekte ancak her nedense bu işe başlangıç sayısı olarak hiç de makul ve mantıklı olmayan rakamları seçmektedir. Örneğin bu işe 100 adet solucanla başlamayı düşünenler bile çıkmaktadır. Oysa Avrupa geneline dahi bakıldığında rahatlıkla görülecektir ki, küçücük compost box (solucan kutularında bile) hiç değilse 1000 veya 2000 adet solucan kullanılmaktadır.

Kaldı ki, ticari boyut açısından bir öngörü verebilmesi için 1 veya 1.5 metrekarelik bir alanda 1000 solucan hiç bir şekilde sonuç almanızı sağlamaz. Bu nedenle eğer çok küçük ölçekli olarak başlayacaksınız, en azından 1,5 metrekareye 10.000 solucan konulacak şekilde başlamak gerekir.

Neden derseniz, 1000 veya 2000 adet solucana bakmak ile 10.000 veya daha üzeri solucana bakmak aynı şey değildir. 1000 solucanın ihtiyaç duyacağı yem miktarı, yem tüketim hızı, solucanların üreme ve çoğalma hızı  aşka bir şeydir, aynı kriterlerin 10.000 solucan için olması ise bambaşka bir şeydir.

Tesis Kurulum Maliyeti Nedir?

Solucan çiftliği tesis kurulum maliyeti tamamen hedefinize bağlı olarak değişmektedir. Bu konuda doğrudan olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir maliyet tablosu yoktur.

Eğer orta ve büyük ölçekli olarak başlamak istemiyorsanız, yapabileceğiniz en mantıklı şey bu işe başlangıç olarak ayırabileceğiniz bütçeyi belirlemek ve mümkünse bu bütçenin üçte biri oranında başlamak. Sonrası bir taraftan işi öğrenmek, diğer taraftan da kalan bütçeyle tesisi tamamına erdirmek olacaktır.

Böylece hem önünüzü görerek ilerleme şansınız olacak, hem de bütçenizi çok daha mantıklı bir ölçekte kullanmış olacaksınız.

Tabi bu arada hemen belirtelim, bu için belirli bir başlangıç bütçesi olmaz derken, mantık dışı bir rakam kast edilmemektedir. Örneğin ticari anlamda solucan gübresi üretimi için en azından 10.000 adet ve üzeri solucanla başlanması makuldür. Daha azı ile başlandığında elde edeceğiniz tecrübe ticari boyut için bir öngörü vermeyebilir.

Solucan Çiftliği Tesisi Kiralık Devlet Arazileri Üzerine İnşaa Edilebilir mi?

Bu konuda devletten kiralanan arazi için imzalanan sözleşme gereğine bakılmasında fayda olacaktır. Eğer bu manada bir engel söz konusu  değilse tesis kurabilirsiniz. Ancak eğer devletten hibe kredisi almak istiyorsanız, kiralık arazi üzerine yapılmış olan tesis için hibe alamazsınız. Bunun için arazinin size ait olması gerekmektedir.

Solucan Çiftliği Kurma İşi Bir Hayal midir?

Evet! Ama gerçekleşmesi mümkün olan bir hayal!

Eğer Darwin’den hemen sonra birisi bu soruyu soracak olsaydı, cevabımız “evet” olurdu. Eh, ne de olsa Darwin sadece solucanlar kullanılarak atıkların ortadan kaldırılabileceğini söylemişti. Kuvvetle ihtimal o da solucan çiftliği diye bir şey hayal edemezdi.

Ancak eğer bu soruyu günümüz için soracak olursanız cevabımız hiç düşünmeden “hayır” olacaktır. Zira halihazırda zaten kurulmuş olan irili ufaklı onlarca çiftlik mevcuttur.

Aşağıdaki resim sizlere dünya geneli için bir fikir verecektir. (büyütmek için resme tıklayınız) (Resimde solucan gübresi üreten ülkeler kırmızı ile işaretlenmiş ve altına ülke ismi yazılmıştır. Liste güncel olmadığı için eksiklikler olabilir…)

 

solucan-gübresi-üreticileri

Dünya Solucan Gübresi Üreticileri

Solucanların Verilen Yemi Tükettiği Nasıl Anlaşılır?

 

 

 

solucanın yem tüketim süreci

Solucanların kendilerine verilen yemi tüketmelerinin çeşitli etkenleri vardır. Bunlardan en başta geleni verilen yemin tek tip ve standart olması ve ayrıca doğru bir biçimde fermente olmasıdır. Solucanlar verilen farklı yemleri farklı süreçlerde tüketmektedirler. Bu nedenle verilen yemin eş zamanlı olarak tüketilmesi ve elde edilen gübrenin de buna bağlı olarak standart olması için verilecek yemin iyice karıştırılıp tek tip olarak verilmesi tavsiye edilir.

Solucanlara verilen yemin Karbon-Azot (C/N) dengesi iyi kurulmuş olmalıdır. Bu açıdan solucanlar, verilen yemin içerisinde bulunan en çok ayrışmış olan kısmı, biyokütleyi en başta ve rahatlıkla tüketirler. Yem bir kez tüketilmeye başlandığında zamanla geriye karbon kaynağı olan ve daha iri olarak göze çarpan saman vb kısım kalır. Bu kısım da zamanla çürüyüp ayrışacak ve solucanlar ve bakteriler tarafından tüketilecektir.

Solucanların verilen yemi tüketip tüketmediği şu şekilde anlaşılır:

  1. Yukarıdaki resimde sol tarafta görülen taze yemdir. Solucanlar bu yemi tüketmeye başladıkça yüzey çay posası görünümünü alarak çöl yüzeyi gibi dümdüz bir hale gelir ve resmin sağ tarafında görüldüğü gibi bir hâl alır.
  2. Yemin durumu resmin sağ tarafında görüldüğü gibi bir hâl aldığı zaman ve yüzeyde yeterince nem varken yemleme kontrolü yapılır. Yüzey hafifçe kaldırılır ve yüzeyin hemen altında yer alan solucan nüfusu eğer hâla çok fazla ve solucanlar hâlâ çok canlı ise, demek ki o bölgede henüz beslenmeye devam ediyorlar. Bir veya iki gün sonra, yine yüzeyde yeterince nem varken, yüzey hafifçe kaldırıldığında eğer yüzeyin hemen altında yeterince solucan göze çarpmıyorsa demek ki, solucanlar yüzeyin hemen altındaki yemi tüketmiş ve artık yüzey daha çabuk kuruma potansiyeline sahip olduğu için daha derinlere gitmeye başlamışlardır. Artık yeni yem verme zamanı gelmiştir.

Solucanlarımın Üreme Sürecini Nasıl Hızlandırabilirim?

Solucanlarımın Üreme Sürecini Nasıl Hızlandırabilirim?

Kaba yiyecek atıklarını azar azar ekleyin ve yeni yiyecek eklemeden önce eski verilen yemin tamamen bitip bitmediğini kontrol edin.  ‘Yumuşak’ gıdalar (örneğin muz, karpuz, kavun vb) daha hızlı tüketilirler. Bu tür yiyecek atıklarına ağırlık verin ama asla bunları sadece tek başına ve abartılı miktarda eklemeyin.

Kabın içindeki yataklamanın nem oranının sürekli olarak doğru seviyede olmasına dikkat edin (yataklamayı sıktığınız zaman su damlamamalı ancak dokunduğunuzda nemli olduğunu elinizle hissetmelisiniz.) Bu durumda solucanlar nefes almak, yem yemek ve gıdaları sindirmek için çok fazla çaba harcamak zorunda kalmayacaktır. Bu arada hemen belirtelim, bazı üreticiler sistemin nem seviyesini bilinçli olarak düşük tutarak, solucanları nesillerinin devamı için çiftleşme ve kokon üretimine teşvik ediyorlar. Bu bir uzman olmadıkça denenmemesi gereken riskli bir yöntemdir. Çünkü nem oranının düşmesi ekosistemin bozulmasına ve solucan ölümlerine neden olabilir. Solucanlar

Kokonlardan yavruların sağlıklı bir şekilde çıkabilmeleri için sistemin yeterli oksijene sahip olması önem arz etmektedir. Bunun için, eğer sistemde yeterli oksijen olmadığını düşünüyorsanız, ortalama olarak hafta bir kabın içindeki yataklamayı hafifçe  ve nazikçe alt üst ederek havalandırabilirsiniz. Solucanlar

Bu konuda iki ayrı görüş vardır:

        1)Solucanlar verdiğiniz atıkları tüketmeye başladığı zaman kabın içine gazete kırpıntıları veya karton parçaları eklemeyi kesin. Eğer gazete kağıdını ve kartonu kabına bir kapak olması amacıyla kullanıyorsanız kaldırın ve onun yerine eski bir havlu veya solucanların iştahlarını kabartmayacak başka herhangi bir malzeme kullanın.

        2)Birinci yöntemin tam tersine sistemin üzerine kuru ve sert gazete kağıdı serin. Solucanlar yüzeyde çiftleşip yine yüzeyde kokon bırakırlar. Yüzeyde eğer sert bir malzeme varsa bu malzemelere tutunarak yumurtlama faaliyetlerini kolaylaştırırlar.

Hangi yöntem daha iyidir, deneyip tercih etmeniz size kalmış.

Yeni Aldığım Solucanlar Fazla Yemek Yemiyorlar. Neden Olabilir?

solucanlar ne yer

Solucanlar yolculuk esnasında strese girerler ve bazı durumlarda bu stresten tamamen çıkmaları 4-6 haftayı dahi bulabilir. Bu süreçte fazla iştahlı olmazlar. Sabırlı olup, düzenli olarak kontrol etmeli ve azar azar yem vermelisiniz.

Solucanlarınızı satın almadan bir kaç gün önce kabınız hazırlayın ve içine yataklama malzemesini ve bir miktar yiyeceği ekleyin. Daha sonra solucanları sipariş edin. Solucanlar elinize geçinceye kadar kabın içindeki ekosistem dengeye oturacaktır.

İlk günler yemi çok az verin. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sarsıntının yarattığı stres nedeniyle iştahları kapalı olacaktır. Bir anda çok yem verirseniz tüketemezler ve sistemde kokuşma başlar.

Solucanlar kendilerine gelip yemlerini tüketmeye başladıktan sonra her defasında atıklarını yavaş yavaş arttırarak nihayetinde olması gereken miktara erişin. Solucanlar

Havalar Çok Fazla Isındığı Zaman Solucanlarımın Sağlığı İçin Ne Yapabilirim?

solucan kabında buz blokları

Kabın içi ısının aniden çok fazla yükseldiği iki şekilde anlamak mümkündür. Solucanlar yüzeye çıkmış ve bir top gibi yuvarlar olmuşlardır ya da kabın dışına kaçmaya çabalıyorlardır. havalar

Solucan kabınızın iç sıcaklığı 30°C’yi geçmeye başladığında (ya da çok kuru olduğunda) solucanlar strese girmeye başlarlar. Yaz sıcakları boyunca solucan kabınızın serin ve gölge bir yerde olmasını sağlayın. havalar

Ayrıca kabın nem oranını düzenli olarak kontrol edin. Nem oranının 50%’nin altına düşmesi tehlikelidir. İdeal nem oranını, kabın içinden bir avuç malzeme alıp sıktığınızda en fazla bir kaç damla su damlayacak şekilde olması gerekmektedir. Havalar Havalar Havalar Havalar

Çok aşırı sıcaklarda kabın içine bir buz parçaları ekleyebilir ya da içteki malzemenin üzerini kalın ve ıslak bir havlu (veya kendir bez) ile örtebilirsiniz. Bunların dışında eğer imkanınız varsa kabı iç mekana da taşıyabilirsiniz. Buz parçalarının çok küçük olmamasına dikkat edin. Çok küçük olunca çabucak erirler. Buzu kabın içine doğrudan koyarsanız solucanlara zarar verebilir. Bunun yerine bir bezin üzerine koyarak yerleştirin.

Kaba koyduğunuz atıkların ayrışma süreci ve az da olsa solucanların atıkları tüketim süreci de ısı yaratabilir. Bu nedenle çok aşırı sıcaklarda kabınıza fazla yiyecek eklemeyin. havalar

Solucan Gübresi Üretim Kabımı İstila Eden Zararlılarla Nasıl Mücadele Edebilirim?

solucan kabındaki karıncalar

Solucan gübresi üretim kabınız bir ekosistemdir. İçerisinde gözle görülmeyen yararlı mikroorganizmalardan tutun gözle görülebilir çeşitli böcek ve akarlar bulunabilmektedir. Bunların olması sistemin iyi işlediğini göstermektedir. Bu konuda detaylı bilgi için Solucanların Komşuları adlı başlığa göz atınız.

Kabınızı İstila eden karıncalarla ilgili bilgi ve öneri için Solucan Kabımı İstila Eden Karıncalar adlı başlığa göz atabilirsiniz.

Solucan Gübresi Üretim Kabımdaki Sinekleri Engellemek İçin Ne Yapabilirim?

Üretim kabınızda sinek oluşması bir dereceye kadar normaldir. Ancak gerçekten çok fazla ise ve çoğalan sinekler özellikle de meyve sinekleri ise bunun nedeni kaba koyduğunuz atık yiyeceklerin fazla olmasındandır. Ayrıca söz konusu yiyecekler eğer kabın içindeki malzemenin hemen yüzeyinde duruyorsa hava ile teması ve çürüme sonrası ortaya çıkan kısmi alkol meyve sineklerini cezbedecektir. Solucan

Nasıl Engellenir?

kendir çuvalıkendir çuvalıdoğranmış gazete kağıtları

Öncelikle solucanları aç bırakmamaya özen gösterecek şekilde verdiğiniz yemi biraz azaltın. Bunun yanı sıra atık yiyecekleri kabın içindeki malzemeye gömün. Önceden tüketilmiş ve gübreye dönüşmüş malzemeyi 2-3 cm kadar kaldırın ve atıkları koyup üzerini tekrar kapatın. Bu şekilde hem solucanlar atıkları daha rahat tüketeceklerdir hem de sineklerin atıklarla olan teması kesilecektir. Solucan Solucan Solucan Solucan Solucan Solucan

Bir başka ek çözüm ise kabın en üst katmanına kendir çuvalı gibi nemli ortamlarda hemen çürümeyecek bir malzeme sermeniz olacaktır. Ayrıca kabın en üstüne doğranmış ve kuru gazete kağıdı da serebilirsiniz. Gazete kağıdı eskiden bahçeli evlerimizde içeri sinek girmesin diye kullandığımız boncuklu sinekliklere benzer. Nasıl ki sinekler boncuklar arasından geçerek evin içine girmeye cesaret edemezlerse, burada kabarmış gazete kağıtlarının arasından geçerek ayrışmakta olan atıklara erişmeye cesaret edemezler. Solucan

Gazete kağıtları zamanla nemlenerek çürümeye başladığında yeniden ekleme yapabilirsiniz. Meyve sineklerini engellenemezse de azaltılabilir. Bunun için Vermikompost Kabınızdaki Meyve Sinekleri başlığına göz atabilirsiniz.

Bazı kişiler ayda bir kez sisteme hafif tozlu dolomit suyu serpilmesi durumunda sistemin pH’ının dengeye oturduğunu ve böylece de sirke sineklerinin azaldığını tespit etmişlerdir. Denemeye değer! Solucan Solucan 

Solucan Üretim Kabım Nasıl Kokmalıdır?

Solucan Üretim Kabım Nasıl Kokmalıdır?

İyi düzenlenmiş bir solucan gübresi üretim kabı toprak gibi kokmalıdır. Eğer üretim kabından kötü kokular yayılıyorsa büyük ihtimalle solucanlara olması gerekenden fazla yem vermişsinizdir ve atıklar çürüyordur. Bu durumda solucanları fazla rahatsız etmeden kabın içindeki malzemeleri havalandırmanız ve bir miktar doğranmış gazete kağıdı eklemeniz sistemi dengeleyecektir.

Ürettiğim Solucan Gübresinin Karbon ve Fosfat Oranını Nasıl Arttırabilirim?

Kahverengi atıklar bitmiş olan solucan gübrenizdeki karbon ve fosfat oranını arttırır. Örneğin, kağıt, karton, talaş, yapraklar ve ekmek gibi. Talaş ve ekmek kullanımına dikkat edilmelidir. Küçük ölçekli kaplarda ekmek kullanımı çürüme esnasında içerdiği mayadan dolayı alkol üretilmesine neden olabilmektedir. Riske girmek istemezseniz kullanmayınız. Talaş tüketimi ile ilgili detay bilgi için Solucanlar Talaşı Sindirebilir mi? Unutmadan belirtelim solucanlar aynen insanlar gibi dengeli bir diyeti severler. Bu nedenle ev tipi üretimde kabınıza zaman zaman kuru ağaç yaprağı gibi kahverengi malzeme eklemeniz diyetin daha dengeli olmasını (C:N oranı) sağlayacaktır. Solucan Solucan Solucan

Solucan Kabına Çim ve Yonca Gibi Yeşil Atıklar Ekleyebilir miyim?

Yeşil atıklar (ot, çim, yonca, vb) kabın içine büyük miktarlarda eklenirse kabın içindeki malzemede çok çabuk ısınma meydana getirir. Bu nedenle azar azar ve takip ederek ilave edilmelidir. Eğer kabınıza taze çim katacak olursanız çimin kimyasal ilaçlara maruz kalmadığından emin olun ve mümkünde bilinmedik kaynaktan gelen bu tür atıkları kullanmayın. Çimlerde kullanılan olası bir kimyasal solucan gübresi kabınızdaki tüm ekosistemi alt üst edebilir. Solucan Solucan

Vermikompost Üretim Kabındaki Asitliği Düzenlemek İçin Kireç Taşı Kullanabilir miyim?

Vermikompost Üretim Kabındaki Asitliği Düzenlemek İçin Kireç Taşı Kullanabilir miyim?

Kalsiyum karbonat özellikle asidik ortamlara bağlı birçok problemi çözmek için iyi bir seçimdir. Ancak kalsiyum karbonat kullandığınızdan emin olmalısınız; örneğin toz kireçtaşı (powdered limestone) kalsiyum karbonattır, ancak sönmemiş kireç kalsiyum oksittir ve solucanlara zarar verir. Kalsiyum karbonat piyasa tarım kireci olarak da bilinir. Kalsiyum oksit ise inşaat kireci olarak bilinir. Vermikompost 

Bununla beraber, toz kireçtaşı solucan kabında karbondioksit oluşmasına neden olur. Bu nedenle eğer kabınızın hava sirkülasyonu iyi değilse solucanlar zarar görebilir. Çok zorunluk kalmadıkça kullanılmamasında fayda olacaktır. Kullanmak durumunda kalırsanız da, ekledikten sonra bir süre boyunca günlük olarak kabın içeriğini solucanlara zarar vermemeye dikkat ederek karıştırın.  Vermikompost  

Alternatif olarak yumurta kabuğu da kullanabilirsiniz. Ancak kalsiyum içeriği açısından yumurta kabuğunun mümkün oldukça çiğ olarak kullanılmasında fayda vardır. Vermikompost  Vermikompost Vermikompost Vermikompost