Solucan Gübresi Bilgi Portalı 06 Aralk 2016

Solucan Kadın Mary Appelhof ile Röportaj I

Solucan Kadın Mary Appelhof ile Röportaj I

Solucan Kadın Mary Appelhof ile röportaj (Mary Appelhos 4 Mayıs 2005 tarihinde aramızdan ayrılmıştır.)

1  2 3

Solucanlar üzerine kariyer yapma doğrultusunda size ilham veren şey nedir?

Toprak solucanı yetiştirmek üzerine olan bir ilana cevaben bilgi toplamaktaydım.   Kompost solucanlarının (redworms) gübre yığınları, çürümekte olan kuru ot ve saman yığınları ve mısır koçanı yığınları gibi maddeleri çok güzel bir şekilde işlediklerine dair bilgiler beni oldukça şaşırtmıştı. Yaklaşık 1 kg (2 pound) solucan siparişi verdim ve onlara ev olarak bodrumumda bir kap inşa ettim ve mutfak atıklarımı bu kabın içine gömdüğümde çok az bir kokunun çıktığı şaşırarak fark ettim. İlkbahar geldiğinde avuç dolusu koyu ve zengin görünümlü kompostu domates ve brokoli diktiğim çukurlara döktüm ve verimli sebzeler üretebilmek için ihtiyaç duyduğum tüm gübrenin bu solucan gübresi olduğu keşfettim. Gübrenin bağımlısı oldum.1973’de “Bodrumdaki Solucan Kapları Çöpünüzü Azaltır ve Saksı Toprağınızı Üretir” adıyla ilk telifli yayınımı bastırdım. Birkaç yüz insan broşür için bana bir çeyreklik ve üzerinde adres ve pulu olan mektuplar gönderdiler.

O zamanlar, “Büyüme Limitleri” olarak ifade dilen konuya dikkatimi vermiştim. En büyük her zaman en iyi değildir. Kaynakları çabucak tüketen endüstriyel sistemleri geliştirmeye devam etmemeliyiz. Ailemin cömert desteği sayesinde Stockholm’deki  “İnsan Çevre Konferansı”na katıldım.  Barry Commoner, Margaret Mead ve Paoli Soleri’nin konuşmalarını dinledim. Onlar, yaşamak için uygun olan çevrenin büyük bir hızla yıkıma uğradığını ve sadece standartları belirlemek, uyumluluğu izlemek, mahkemeye başvurmak ve cezalandırmak için bile yeterince zamanımızın olmadığını söylemekteydiler. İşlemler çok uzun sürmektedir. Yapmamız gereken çevre dostu teknolojiler üretmeye başlamaktır. Stockholm yaz mevsiminin ortasında, gece yarısının soluk bir ışığında solucanların tam da böyle bir teknoloji olduğunu düşündüm. Çiftliklerimizden ve evlerimizden çıkan birçok iğrenç atığı oldukça değerli varlıklara dönüştürebilirler. Tam da o vakit ve orada benim veya başkasının ne kadar solucan besleyeceğinin o kadar önemli olmadığını ama dünyanın hep daha iyi olacağını fark ettim.

5Bilinçlendirme programlarınla büyük bir başarı elde ettin. Bu konuda en ümit verici olan şey ne olmuştu?

Milyonlarca çocuğun solucanlar ve solucan gübresiyle tanışması kitaplarım ve videolarım sayesinde olmuştur. Çocuklarımızın faaliyetlerinde doğan “Solucanlar Çöplerimizi Yerler: Daha İyi Bir Çevre İçin Sınıf Faaliyetleri” adlı kitabı “bu kitabı kullanarak bilim adamı olacak olan yeni başlayanlara” adadık.

6Bugün, geçtiğimiz yıl Hindistan, Bangalore’da bulunan Agricultural University’den Dr. Radha Kale yönetimindeki solucan projesine katılmış olan bir 11. sınıf  kız öğrencisinden bir e-mail aldım. Akhila adlı bu öğrenci, mandıradan çıkan atık sıvıyı (sütü)solucanlar tarafından işletilmesinin etkilerinin karşılaştırılması üzerine çalışmış. Kontrol malzemesi olarak sebze yataklarını kullanan Akhila bir grupta deneysel değişken olarak solucanları, diğerinde ise solucan + mikropları kullanmış. Akhila mikrop olarak kullandığı bakteri, mantar ve aktinomisetleri agar plakalarının üzerine kaplamada da deneyim kazanmış. Geliştirdiği afiş için yerel bilim fuarında ilk sırayı kazanmış olmasına rağmen, ikinci yılı için finansman aradığı sırada bilgisayar destekli ileri teknoloji projelerinin en çok finanse edilmeye uygun projelerden birisi olarak seçileceği belliydi. Bu yaz çalışmalarına Dr. Kale ile birlikte devam etmek için Hindistan’a geri dönecek. Ne mühim bir proje! Ve tabi henüz liseden mezun bile olmamış birisi için ne önemli bir gelişmişlik düzeyi! Kendi bilim projesinde solucanlar üzerine çalışan ve bana belgeler gönderen birkaç parlak öğrenci beni ümitlendiriyor. Onlar benim gençken bildiğimden çok daha fazlasını biliyorlar. Ben de şahsen onlara ümit verecek olan bilgiye sahip olmaktan dolayı kendimi iyi hissediyorum.

7 8

Solucan gübresi üretiminde sizi şahsi olarak en çok zorlayan sorun ne oldu?

Hemen herkes için geçerli olanların aynısı elbette… Meyve sinekleri. Şu anki solucan kabım dışarıda duruyor ve bu nedenle bir problem yok. Fakat kabı iç mekânda tuttuğum zaman sinekler tam bir sorun oluyorlar. Gıda atıklarını yataklama malzemesiyle kaplamam erişkin sineklerin yumurtlamasını engelliyor. Keşke insanlara bu sinekler baş belası olmaya başladıklarında tek bir hamlede onlardan nasıl kurtulabileceklerini söyleyebilseydim, ama mümkün değil. Yine de çok şükür ki, insanlar sağladıkları yararlarla yetinerek solucan kaplarına sahip olmaktan mutlular ve nadiren ortaya çıkan meyve sinekleri onları bu işi tamamen bırakmaktan alıkoymuyor.

Solucan gübresi üretim işine yönelik olarak bizzat bahçede çalışıyor ve planlama yapıyor musunuz?

Bu yıl Elaine Ingham tarzında solucan gübresi çayı yapmayı denemek istiyorum. Onun tanımına göre kompost çayı basitçe komposttan suya geçen öz değildir. Kompost çayı, yüksek değerli kompostun çok iyi havalandırılan suya daldırılması ve bakteri, mantar ve protozoa nüfusunda patlamayı sağlamak için ek besin maddeleri eklenmesiyle elde edilir. Kuvvetli su girdapları sayesinde bakterilerin yapıştıkları yüzeyden suya geçmeleri için yeterli enerji sağlanmış oluyor. “İyi” kompost, Elaine’ya göre, farklı çeşitte mikroorganizma popülâsyonuna sahiptir ve ölçülebilir miktarda bakteri, mantar ve protozoa içerir. Elaine birçok vermikompost kaynağı üzerinde sayım yapmıştır ve kaynağına bağlı olarak mükemmel kompost içerikleri olduğunu tespit etmiştir. Fikir, büyük nüfüs yoğunluğuna sahip olan, olabildiğince yüksek çeşitlilikteki mikroorganizmaların toprağın besin ağına eklenmesi ve besin değeri yüksek havacıl bir ortamda katlanarak çoğalmasının sağlanmasından ortaya çıkmıştır.

Ben de daha sonra, dışarıda bulunan vermikompost kabımdan elde ettiğim kompost çayını, belli bir kısmını kontrol alanı olarak bırakıp kalan bir parça çim alanı üzerine püskürterek deneyimleyeceğim. Aynı zamanda bir miktar çayı da, Japon böcekleri ve bazı yaprak lekesi sorunlarına olan etkileri görmek için bakımsız gül çalısında deneyeceğim. Yine bazı iç mekân bitkilerimde ve hatta belki bazı meyvelerde de deneyebilirim. Okuduklarıma göre kompost çayı ileiyileştirme çabaları meşru, faydalı bir faaliyettir. Bir değerlendirmeye göre, her halükârda, 12 yıl boyunca topraklarımıza herhangi bir kimyasal kullanmadığımız zaman ve bu zaman süresince topraklarımıza ot, yaprak hayvan gübresi, solucan gübresi ve örtü bitkileri eklediğimizde muhtemelen mükemmel bir toprak besin ağı sistemi kurmuş oluyoruz.  Bu nedenle eğer bu süreç boyunca kimyasal, herbisit ve pestisitleri kullanırsak, iyileştirmeler muhtemelen göz alıcı, etkileyici bir düzeyde olmayacaktır.

9

İlk olarak hangiyle başladınız? Bahçe işleri mi yoksa solucanlar mı?

Bahçe işleri. İlk bahçeme yüksek okul süresince bir karavanda yaşarken yetişkin bir insan olarak sahip oldum. Taze fasulye ve domates ektiğim küçük bir arsam vardır. Daha büyük bir bahçesi olan bir apartmana taşındım ve daha çok sebze yetiştirebildim. Daha sonra üçümüzün baktığı çok daha büyük bir bahçesi olan taşraya taşındık. İşte tam da bu sırada solucanlarımız bize yardıma geldiler. Solucanların çöplerimizi tüketerek domates, brokoli ve soğanlarımız için gıdaya dönüştürmekte nasıl da faydalı olduklarını gördük.

Ne kadar zamandır bahçıvanlık yapmaktasın?

Kesintili olarak 30 yıl.

11Favori solucan maceran nedir?

Canlı solucanlar üzerine videomikroskopi çalışmam için Ulusal Bilim Vakfı’ndan hibe aldım. Bunun bir parçası olarak yağmurlu bahar gecelerini, evimizin arka tarafında solucanları videoya kaydederek geçirdim. Dışarıda turuncu parkam, kafamda kırmızı selofanla kaplanmış madenci lambam ve elimde kameram solucanları kameramın bakacımdan görebilmek için eğilip duruyordum. Tabi bunları çok uzun zaman önceleri yaptım. Yakın olmak için dizlerimin üzerine çömeliyordum ve sakince, solucanların toprağın derinliğine geri kaçmalarına neden olan toprağı gıcırdatmadan ıslak çimlerin üzerine uzanıyordum. 10Eğer şansım varsa dirseklerimi toprağa dayayabiliyor ve bir cıvata yardımıyla yaptığım ayak üzerinde duran kameramı toprağın üzerinde sabitliyor ve gece akıp giderken solucanların yavaşça yiyecek aramalarını, başını öne ve arkaya doğru hareket ettirmesini, bazen kurumuş bir çim veya yaprak parçasını kavrayışını ve topraktaki tüneline doğru sürükleyişini seyredebiliyordum. Elbette ki çok fazla ışık imkânım olmadığı ve kameramın bakacı 1 santimetrekare ebadında olduğu için, bir de gözlüğüm olmadığından çok da iyi göremiyordum. Eve dönüp de, kameramı televizyona bağlayıp, kaydı geri sararak kontrol edinceye kadar kayda değer bir şeyler çekip çekemediğimi anlayamıyordum. Kim bilir kaç kere gece saat 2’ye kadar bu gibi oyunları oynadığımı sana söyleyemem.

Fakat videoya almak tam bir solucan çılgınlığıydı. Sonunda çabalarıma değdi. Bodrumdaki stüdyomda bir bebek solucanın yumurtadan çıkışını ve genç bir solucanın beş kalbinin atışını kayda almayı başardım. Bu kayıtların kliplerini web sayfamdan izleyebilirsiniz.

Neden solucanların dünyasıyla ilgileniyorsun?

12Dışarıda solucanları kayda aldığım zaman, bu beceriksiz solucana saygı duyulmasını sağladım. Tek bir solucanın günlük (gecelik)faaliyetine çıkışını seyretmek beni büyülüyordu. Solucan gübresi kabında hiçbir zaman bir solucan tek başına göremedim. Her zaman bir yığın solucan bir arada olur. Hiçbir zaman bir solucanı işaretlemek için bir yol bulmaya çabalamadım ve bu nedenle uzun bir süre boyunca onu takip ettim. Fakat bu solucanlar yok mu? Hele içlerinden bir tanesi var ki hiç unutamıyorum. Ona yeterince yaklaşmıştım ve korkunç derece karanlık bir gece olmasına rağmen gayet iyi bir biçimde bakacın çerçevesini dolduruyordu. Bir parça kabuğu tuttuğunu gördüm. Şimdi, sizce bir solucan 1,9 cm (3/4 inch) çapında bir kabuğu nasıl tutabilir? Aynen sizin başparmağınız ile işaret parmağınız yardımıyla tutmanız gibi solucanın da ağzını açarak kabuğun beğendiği bir kısmını kavradığı düşünebilirsiniz. Bu solucan öyle yapmadı. O bir vakum gücü kullandı. Evet! Ağzını inanılmaz büyükçe açtı, belki yarım cm çapında olabilir, daha sonra ağzını kabuğun üzerine yerleştirip kavradı ve vücudunu kasarak yuvasına doğru çekmeye başladı. Fakat o da ne! Keskin bir çim parçası yoluna çıktı ve kabuğu düşürdü. Sizce bu solucan kabuğu tekrar kavrayarak yuvasına çekmekten vazgeçecek mi? Asla! Tekrar vakumlayarak bu kez daha kuvvetli bir şekilde bu kabuğu çimden yaklaşık 5 cm daha uzağa taşıyıp yuvasına öyle götürdü.

Solucanların bu tarz davranışlarını gözlemledikten sonra neden solucanlar olmasın ki!

Solucanlara dair en çok neyi bilmem gerekir?

13Solucanlar gerçekten ne yediği! Ben biliyorum, kitabımın adı söylüyor, “Solucanlar Çöplüğümü Yiyorlar”. Fakat onların ne yedikleri konusunda oldukça eminim; benim çöplerimi ayrıştıran bakteri, protozoa ve mantarları yemekteler. Fakat ben biraz daha detay bilgi elde etmek istiyorum. Solucan biyolojini bu açıdan çalışmanın zor olduğunu biliyorum, çünkü solucanlar hem vücut içlerinde hem de dışlarında olmak üzere yığınla bakteri barındırırlar ve bu nedenle bakterilerden arındırılmış saf bir kültür olarak solucan elde etmek neredeyse imkânsızdır. Yani üzerine yapışmış olan bakteri, mantar ve protozoanın olmadığı steril bir solucan demektir bu. Dr. Roy Hartenstein 20 yıl kadar önce yaptığı araştırmada örneğin,  saf Öglena kültürünü barındıran solucanının ağırlığının arttığını ancak, bu organizmanın olmadığı deneyde ise solucanın kilo almadığını tespit etti. Diğer bilim adamları da yine bulgulamışlardır ki, mantar (fungi) ile kaplanmış olan yaprağın temiz yaprağa göre solucanlar tarafından daha rahat sindirilmiştir. Solucanın gıdalardan yarar sağlamalarını mümkün kılan enzimi salgılayan mide/bağırsaklarında yer alan bakteriler mi yoksa mantarlar mıdır? Peki, protozoanın rolü nedir? Farklı türler farklı görevlere mi sahiptir? Bir solucanın doğrusal bağırsağında yer alan farklı tür canlı veya bakterileri silsileleri nelerdir?

Solucanların dünyasına dair gelecek planlarınız nelerdir?

Benim şahsi misyonum, “dünyanın çöp hakkındaki düşüncelerini değiştirmektir. Çöpü atılacak bir madde olarak değil bir kaynak olarak görmelerini sağlamaktır”. Solucanlar bunu yapmamda bana yardımcı oluyorlar. Ömrümün sonuna kadar evimin içinde veya dışında bir solucan kabı bulundurabilirim. Onların küçük bir ölçekte çalışmayı sürdüreceklerini biliyorum ve ne kadar çok insan bunu küçük ölçekte yaparsa o kadar çok büyük ölçeklisine de erişebilirler. Fakat ben, insanların artık solucanların gücünü kullanarak büyük ölçekli atıkların nasıl topraklarımızın verimliliğini yeniden arttıran besin değeri ve mikrobiyal özelliği yüksek ürünlerin üretilebildiğini gördükleri bir noktaya gelmiş olduğumuzu düşünüyorum. Ben bunun mümkün olmasına yardımcı oluyorum. Ben şahsen geniş ölçekli proje girişimlerinde bulunmuyorum fakat bu işi yapacak olan insanlar için gerekli olan bilgi veritabanının oluşturulmasına katkı sağlıyorum. Kitaplarım, videolarım, yapmış olduğum sunumlarım, yazmış olduğum makalelerim, katıldığım veya düzenlediğim konferanslar, teknoloji geliştiren ve projelerin işlemesini sağlayan insanlarla bire bir etkileşimli çalışmalarım, tüm bunlar kendi misyonumu başarmamı mümkün kılan şeyler. Ve süreç ilerledikçe, göz ardı edilemeyecek kadar önemli,  çok ama daha çok insan, göz ardı edilemeyecek kadar önemli ve umursanmayacak kadar büyüleyici olan solucanların dünyasını keşfedecek.

Çocuklar ve yetişkinler için oldukça eğlenceli olan çok iyi yazılmış iki kitabınız var. Peki gelecek için yeni bir şeyler var mı?

14Son zamanlarda bir yazar rolünden çok yayıncı rolünü üstlendim. Binet Payne’nin 1999 yılında “Solucan Kafe, Yemek Odası Atıklarından Orta Ölçekli Vermikompost Üretimi” adlı kitabını yayınladık ve daha önce Solucanlar Çöplerimi Yiyor kitabında olduğu gibi bu kitap da şu anda Japoncaya çevrildi. Kendi diğer kitabımı yazmadan önce kitabımda yer alması için Elaine Ingham ile toprağın besin ağı üzerine olan büyüleyici çalışmasına dair çalışma yapacağız.

(ÇN:SG: Bknz: www.soilfoodweb.com)

15

Kitaplığınızda yer alan hangi referans kitabı size en çok fayda sağladı?

Biology and Ecology of Earthworms by Clive Edwards and Patrick Bohlen.
Compost Tea Manual by Elaine Ingham.
Soil Biology Primer by Elaine Engham, Andrew Moldenke, and Clive Edwards.

Ve daha fazlası… Ne aradığıma bağlı olarak değişir.

Herhangi bir favori bahçıvanlık dergisiniz var mı?

Daha çok BioCycle, Resource Recycling, SPAN newsletter (publishing), ACRES USA yayınlarını okuyorum.

Solucanlarla uğraşmak dışında zevk için başka neler yaparsınız?

Zihnimin ilginç insanlar tarafından gergin tutulmasından hoşlanırım. Bilirsin, iyi bir şirket, iyi yemek, hoş bir çevre. Kişisel teması tercih ederim ve yüz yüze etkileşimde olmaya özen gösteririm, fakat çoğunlukla çalışmalarını dışarıdan dinler ve okurum. Son birkaç yıldır beni en çok etkileyen insanlar Rachel Carson (son 40 yıldır!), Margaret Mead, Elaine Ingham, Gunter Pauli ve daha birçokları. Yüzmekten ve gezmekten hoşlanırım. Geçen yıl yunuslarla yüzmekten çok hoşlanmıştım. Bereket versin ki, solucanlarla ilgili çalışmaların başka zaman olsa asla gezme şansı bulamayacağım dünyanın bir çok yerine gitmeme vesile oldu. Kim daha fazlasını ister ki?

Solucanların dünyayı kurtaracaklarına dair herhangi bir şüpheniz var mı?

Solucanlar ve doğadan derslerini alacak olan akıllı, duyarlı insanlar…

16

17Çevirmen Notu: Röportaj Kasım 2011 tarihinde emilycompost forumu tarafından yapılmıştır. Röportajda satır aralarına eklenen resimlerin bir kısmı orjinalinde yoktur, konunun daha iyi tanıtımı için tarafımdan derlenip eklenmiştir.

(ÇEVİRİ VE DERLEME: Savaş Gönen)
Kaynak: interview_mary_appelhof.htm

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz