Solucan Gübresi Bilgi Portalı 03 Aralk 2016

VERMİSOL VE SOLUCAN GÜBRESİ

VERMİSOL VE SOLUCAN GÜBRESİ

VERMİSOL VE SOLUCAN GÜBRESİ

“Solucan gübresi üretim ve işleme konusunda ciddi yatırımlar yapan firmalar bir birlik oluşturarak daha verimli çalışacaklardır ve aynı zamanda mevzuatlardaki talepler ve çalışmalarla yurt dışında da ürünlerin pazar bulabileceği bir gerçektir.”

Solucan Gübresi gerek üretim olarak gerekse de tüketim olarak Türkiye’de ciddi bir önem kazanmaya ve pazarda pay sahibi olmaya başladı. Bunun neticesinde, kalite ve kurumsal kimlik kavramları doğal olarak önem kazanmaya başladı. Pazarda pay elde etmenin yolu, sektöre yenilikler katarak hem kendini hem de sektörü geliştirmekten geçiyor. Bunun ön koşulu olarak da kaliteli üretim, doğru pazarlama ve süreç takibi olmazsa olmaz hale geliyor. İşte bu oluşum sürecini başarıyla aşmış ve yoluna devam ediyor gözüken firmalardan birisi de VERMISOL…

Sizler için Vermisol ile tanıştık ve şimdi bize sunulanları size sunuyoruz. Ufuk açıcı sonuçlar elde etmeniz dileğiyle, keyifli okumalar!

vermisol

Savaş Gönen: Öncelikle sizi tanıyalım, Sema Böbür kimdir?

Sema Böbür

Sema Böbür: 2008 yılında Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinden mezun oldum. Ziraat Mühendisliği bölümü mezunuyum. Altı yıl boyunca aktif olarak Alanya’da tarım danışmanı olarak arazide çalıştım, aynı zamanda ziraat odasındaydım. Bu nedenle arazi deneyimim çok fazla. Çiftçilere birebir danışmanlık yaptığımız için onların her türlü sorunlarıyla ilgilendik. Bu yüzden konuyla ilgili tecrübemde Alanyalıların çok büyük bir katkısı var. Çünkü ilk tarım danışmanlarından biri olarak örtü-altı, tropikal, bahçe, açık sebze üretimi ve aklınıza ne geliyorsa, hepsiyle ilgilendim.

vermisol bina

vermisol

SG: Solucan gübresiyle nasıl tanıştınız?

SB: Bu konuyu daha önce gazetede okumuştum ve ilgimi çekmişti. Bir haber çıkmıştı, işte milyonlarca solucanla milyonlarca lira kazanıyor, diye. Ama tam olarak olayın birebir içine girmem tabi ki Vermisol sayesinde oldu. Firmaya geldiğim andan itibaren düzenli bir şekilde analizleri, ürünlerin değerlerini, Azot-Fosfor-Potasyum oranlarını, içeriğindeki enzimleri, aktivatörleri inceledim. Ürün portföyümüz zaten belli… Ürünün ithal olması ve Türkiye üretiminden farklı olarak belli bir standarda sahip olması en büyük avantajlardan bir tanesi bizim için.

SG: Biraz da Vermisol’ü tanıyalım. Bize kısaca Vermisol’ü özetleyebilir misiniz?

SB: VERMISOL Naturel Tarım San.veTic.Ltd.Şti. unvanlı firmamız merkez ofisi İstanbul’da olup 2011 yılında kurulmuştur. Organik solucan gübresi, torf, cocopeat, iç ve dış mekân süs bitkileri ihracatı, torf ve gübre  mixleri ve biokompostlama sistemi firmamızın faaliyet alanıdır. 2011 yılı itibariyle tarım sektöründe yurt dışı partnerlerimizle ürün gamını pazarlamayı hedeflemiştir.

vermisol yönetimFirmamız, Türkiye’de hızla gelişmekte olan Organik Tarım’ın birinci derecede ihtiyaç duyduğu organik gübre girdisini, gerek teknolojik gerekse doğal sistemlerle karşılamayı stratejik olarak belirlemiş bulunmaktadır.

Bu strateji çerçevesinde VERMISOL marka oluşumunu tamamlamıştır. VERMISOL organik solucan gübresi, hem çiftçiye hem de toprakla ilişkisi olan tüketiciye direk hitap etme özelliğine sahiptir. Organik solucan gübresi üretimi günümüzde değişik yöntemlerle yapılmaktadır.

VERMISOL dünyada çok az kullanılan teknolojik sistemlerle üretilmektedir. Firmamız 2009’un ikinci yarısından itibaren bu sistem üzerinde AR-GE çalışmalarını başlatmış, 2011 yılı itibariyle üretim prosesini oluşturmuştur. VERMISOL, el değmeden teknolojik bir sistem ile üretimini tamamlayıp nihai tüketicinin hizmetine sunulmuş bir üründür ve yapısı itibariyle tüm üretim prosesi organiktir.

vermisol yönetim binası

vermisol yönetim binası

VERMISOL  müşteri  talepleri karşısında Baltık ülkelerinden torf, Güney Asya ülkelerinden cocopeat ithalatı yapmaktadır. Yurtdışı ülkelerinden gelen iç ve dış mekân süs bitkisi talepleri sonucunda da bitki ihracatına başlamıştır. Pazar talepleri karşısında her geçen gün ürün gamını genişleten VERMISOL 2016 yılı itibariyle Litvanya’da UAB VERMISOL LT. şirketini kurarak faaliyete geçirmiştir.

Firmamız  VERMISOL,  günden güne geliştirdiği üretim teknolojisi sayesinde tarım dünyasında yüksek kalite ve verimliliği hedef edinmiştir.

SG: Ürünlerinizi farklı kılan şey nedir?

SB: Ürünlerimizin kalitesi her zaman için standarttır. Ürünler organik olduğu için sayısal değerlere her zaman için müdahale etme şansımız zaten yok. Çünkü kimyasal katkı yok. Bu tamamen hayvanın bünyesiyle alakalı bir durum… Tabi yedirilen mamanın çok büyük bir önemi var. Eğer ki siz mamada standardı yakalarsanız solucanlardan aldığınız gübre de standart çıkıyor. Yaklaşık olarak  %45-50 veya %50-55 gibi… Yani aldığınız sonuçlar gübrenin standardını belli ediyor.

SG: Sanırım üretimi Türkiye’de yapmıyorsunuz…

SB: Evet! Yurt dışında üretim yapıyoruz.

SG: Sizin denetiminizde olan bir üretim mi peki?

SB: Evet! Tamamen bizim denetimimizde olan bir üretim. Firmamız adına üretim yaptırdığımız çiftliklerimiz var. Biz onlara, Türkiye’nin piyasasına göre bir üretim planlaması veriyoruz ve gübreyi belirli periyotlarla ülkemize ithal ediyoruz. Aynı zamanda, mutlaka biliyorsunuzdur, diğer Avrupa ülkelerine de Litvanya’dan ihracat yapıyoruz.

SG: Türkiye piyasasında pazarlama konusunda daha efektif olduğunuzu görüyorum. Buradan yola çıkarak sormak istiyorum; Türkiye tarımını ve Türk çiftçisinin duruşunu göz önüne aldığınız zaman, genel anlamda pazarda karşılaştığınız sıkıntılar nelerdir?

vermisol sevkiyatSB: Öncelikle şöyle bir sıkıntımız var; çiftçimiz organik gübre denildiğinde sadece hayvansal gübreyi yani çiftlik gübresini biliyor. Organik gübre eşittir çiftlik gübresi, onlar için… Ama organik gübrenin bundan ibaret olmadığını onlara anlatmaya çalışıyoruz. Bu bakımdan işimiz zor açıkçası.

Çünkü bizim çiftçimiz hiçbir zaman ürünü denemeden, görmeden ve istediği sonucu almadan, siz ağzınızla kuş tutsanız da o ürünü sizden satın almaz. Bu yüzden açıkçası bizi pazarda zorlayan herkesin deneme yapmak  istemesi. Evet, ben bu ürünü alırım fakat ilk önce bir deneyelim görelim. Tabi biz patatesinden tutun mısırına, üzümüne, örtü altında domates ve salatalığına kadar çoğu denemeleri yaptığımız için bizim belli bir vermisol sevkiyatportföyümüz oluştu. Hatta bunları sitemizde de yayınlıyoruz. Nerede ne kadar miktar kullanmışız ve sonuçta verim artışı ne kadar olmuş diye…

Örneğin, üzümde şeker oranı artmış mı, verim yüzde kaç artmış, kuru madde oranı ne kadar vs gibi… İşte bunların hepsini elimizden geldiğince paylaşmaya çalışıyoruz. Ama öncelikle bizim üreticilerimize şunu öğretmemiz lazım; eğer toprakta organik madde miktarımız az ise ne kadar kimyasal gübreleme yaparsak yapalım, bitki hiçbir şekilde bunu bünyesine almayacaktır. Çünkü organik madde olmadan hiçbir şekilde azot, fosfor, potasyum ve diğer kimyasallar bitkinin alabileceği forma dönüşmeyecektir. Ne yazık ki, öncelikle bunu anlatmamız gerekiyor.

SG: Yani bir nevi eğitim vermek gerekiyor.

SB: İşe temelinden başlamak gerekiyor. Devamında ise, biz sadece şunu söylemiyoruz; sadece organik gübre kullanın! Keşke tüm üreticilerimiz öyle kullansa… Ama pazar payında ne yazık ki organik gübreden ziyade kimyasal gübre kullanımı yaygın olduğu için bu bilinci yerleştirmek biraz zaman alıyor. Örneğin örtü altından örnek verelim, çiftçi sezonda altı ayda bir ürün alıyor.

Bizim gübremiz organik bir gübre olduğu için çiftçiye diyoruz ki, tamam, organik gübreyi kullanın ve kimyasal gübrelemenize de devam edin ve böylece veriminizi %35 veya %40’a kadar arttırın. Bu şekilde hem topraklarını iyileştirmiş oluyorlar, hem de verimlerini arttırıyorlar. Bir de böyle bir artısı var, yani kimyasal gübre kullanarak toprağa hiçbir katkı sağlamıyorsunuz.

Ancak konvansiyonel tarım yaptığınızda hem toprağın yapısını iyileştiriyorsunuz hem de istediğiniz verimi alabiliyorsunuz. Yani sadece organik gübre kullanarak %15 veya %20 artış sağlarsanız konvansiyonel tarımla bunu %35’lere çekersiniz. Neden? Çünkü toprakta var olan organik madde ile beraber makro ve mikro elementler bütün olarak çözülüyor ve dolayısıyla bitki bünyesine çok kolay geçiş sağlıyor.

O yüzden biz her zaman diyoruz ki, sadece organik gübre olarak düşünmeyin bunu. “Ben organik tarımcı değilim, organik gübre kullanmam!” Böyle bir anlayış var. Hayır, böyle bir şey olamaz!

SG: Bu noktada Tarım Bakanlığının duruşu nedir sizce?

SB: Tarım bakanlığımızın da bu konuda bazı eksiklikleri var. Bu gidişle topraklarımız iyice kıraç hale gelecek ve hiç tarım yapılamayacak. Bence Tarım Bakanlığı yönetmeliğine şöyle bir madde konmalı: Organik gübre tarlalarda yılda en az bir defa kullanılmalıdır. Sonuçta artık çiftçilerimize bir sürü destek veriliyor: Mazot desteği veriliyor; örtü altına destek veriliyor; biyolojik mücadele destekleri veriliyor. Devlet organik gübrelemede de destek verse… Örneğin dese ki, toprak tahlilini bize yaptır ve arkasından organik gübreyi yılda şu kadar oranda kullan! Belki de dönüm başına vereceği 15-20 TL destek üretimde çok şey fark ettirecektir.

SG: Bunun genel anlamda ülke ekonomisine katkısı da tartışılmaz olacaktır tabi…

SB: Aynen öyle! Bir de çiftçi toprağını yaşatmış olacak. Biz toprağı her ne kadar toz gibi görsek de o da bir canlı. İçerisinde birçok mikroorganizma yaşıyor. Eğer biz onlara istedikleri ortamı yaratmazsak, zaten o topraktan verim alamıyoruz. Türkiye ortalamalarına bakıldığında organik madde oranı %1’in altında… Normal koşullarda bunun minimum %3 olması gerekiyor. Haliyle verim alamıyoruz.

Buğday, arpa üreticileri dekar da 400-450 kg ürün alabiliyor. Peki, neden oluyor bu? Üst üste kimyasal gübreleme yapılıyor. Ezberledik artık, taban gübresi DAP, devamında kardeşlenme döneminde CAN veya %46’lık ÜRE, devamında sapa kalkma döneminde %33’lük nitrat… Tüm çiftçiler ezbere bilirler bunu. Arkasından hadi biçelim… Böyle bir durumda verim bekleyemezsiniz. Bu yüzden kimyasal gübre ister kullanılsın ister kullanılmasın, organik gübrelerin topraklara mutlaka verilmesi gerekmektedir.

SG: Bugüne dek müşteri kitleniz içinde size gelen en tuhaf soru ne oldu?

SB: Aslında pek böyle soru gelmiyor. Genelde şunu soruyorlar, “Solucan satıyor musunuz?” En çok aldığım sorulardan bir tanesi bu. Bizim firma olarak solucan satışımız yoktur.

SG: Sanırım gübre kullanımına yönelik değil de üretimine yönelik bir soru olarak geliyor…

SB: Evet! Daha çok solucan gübresini üretmeye yönelik bir soru olarak geliyor. Ben elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Ayrıca uyarmaya da çalışıyorum insanları, çünkü sosyal medya, internet ve gazetelerdeki yanlış bilgilerden dolayı şöyle bir inanış var; işte solucan gübresinin fiyatını 5 TL’den satıyorlar, diye.  Yok, böyle bir şey! İnsanları yanıltıyorlar.

İnsanlar internette takip edince veya televizyonda izleyince şöyle diyorlar, “Aaa! Çok kârlı bir iş!” Sonra bir maliyet hesabı yapıyorlar ve diyorlar ki, “Ben bu işe gireyim. Ben yaparım bu işi.” Sonra başlıyor araştırmaya, ben bunu nasıl üretirim diye… Bu arada biz öncü firmalardan olduğumuz için en fazla da bizi arıyorlar. Biz de, üretim çiftliklerimizin yurt dışında olduğunu ve ithalatçı olduğumuzu söyleyince hayal kırıklığına uğruyorlar.

Vermisol Uygulama

SG: Peki siz neden Türkiye’de üretim yapmayıp, yurt dışından ithal etmeyi tercih ettiniz?

SB: Biz üretimimizi Litvanya’da yapıyoruz. Litvanya’daki üreticilerimiz seksen yıldır bu işi yapıyorlar ve çok deneyimliler. Oralara gittiğinizde üretim proseslerini göremiyorsunuz. Onların özel bir yapıları var. Öyle istediğiniz zaman gidip bakamıyorsunuz üretim yerlerine. Onlar için para ödüyor ve bazı evraklar imzalıyorsunuz. Dolayısıyla onu kopyalayamıyorsunuz. Yani onlar bu işi yıllardır deneyerek maksimum standartlara ulaşmış solucan gübresinin nasıl üretileceğini çok iyi biliyorlar ve bizim de onlara saygı göstermemiz lazım. Bizim orada üretim çiftliklerimiz olduğu için biz o süreci biliyoruz, ama bunları paylaşamayız tabi ki.

Bunu benden istedikleri zaman paylaşamayacağımı söylüyorum ve “Niye paylaşmıyorsunuz?” diye bir tepki geliyor. Sonra da “Ben nasıl olsa öğrenirim!” diye devam ediyor. Eh, öğrenin o zaman! Bu konuda yapabileceğimiz hiçbir şey yok. Zaten biz şu anda öyle bir oluşumun içine de girmiyoruz. İlerleyen zamanlarda Litvanya’daki çiftliklerin benzerini Türkiye’de oluşturarak kendimiz üretim yaparsak, ancak o zaman üreticilerimizi de  bu sürece dâhil edebiliriz.

SG: Bence, Türkiye’de henüz ciddi anlamda bir uygulama süreci gerçekleşmiş değil. Bunun en temel nedeni, birçok üreticinin elinde henüz yeterli ürün stokunun olmaması. Bunun da iki nedeni var; birincisi üretici sonucunu tam görmeden üretim kapasitesi artırımına gitmek istenmiyor, diğer taraftan da işi yeni öğreniyor.

SB: Üretse de satamıyor…

SG: Evet, satamıyor. Buradan devam edersek, bazen yapılan denemelerde güzel sonuçlar elde edildiği bilgisi geliyorken, diğer taraftan istenilen verimin yakalanamadığı bilgisi de geliyor. Sizin kendi pazarlama sürecinizde benzeri örnekler söz konusu mu? Eğer söz konusu ise, nedenleri hakkında verileriniz var mı?

SB: Biz bugüne kadar hiçbir problem yaşamadık. Peki, neden yaşamadık? Türkiye’deki üretimlere baktığımız zaman ağırlıklı olarak katıyı kullanıyorlar, sıvıyı çok fazla kullanmıyorlar. Bizim için sıvıda çok önemli. Biz hem katıyı hem de sıvıyı kullandırıyoruz. On beş gün veya maksimum yirmi gün aralıklarla takviye ediyoruz ve bitkiyi boş bırakmıyoruz. Bu nedenle biz olumsuz herhangi bir durumla hiç karşılaşmadık. Hep olumlu sonuçlar aldık.

Vermisol Çim UygulamasıSG: Yani, eğer ürünün üretimi doğru yapılmış ise, ya gübrenin kullanımı yanlış yapılıyor ya da ürünü satan kişinin yanlış yönlendirmesi söz konusudur, diyebilir miyiz? Ya da bunların dışında bir şey mi vardır?

SB: Açık konuşmak gerekirse, biz burada ithalatçı konumundayız ama fason sözleşme düzenleyerek Türkiye’de adımıza üretim de yaptırabiliyoruz. Bu, Tarım Bakanlığının bize tanıdığı haklardan biri. Ürünümüz ithal mal olduğu için Türkiye’ye girmesi 35-40 günü bulabiliyor.

Bazen acil ürün ihtiyacı olabiliyor, bu nedenle belki buradan alabiliriz diye beni arayan solucan gübresi üreticilerinden numune istiyorum. Masrafları ben karşılıyorum. Analize gönderiyorum. Şurada gördüklerinizin hepsi Türkiye’den alınan numunelerdir (Masada torbalarda duran gübre örneklerini gösteriyor– SG.) Gelen analiz sonuçlarına göre %10 organik madde içeriği çıkıyor; azot oranı çok düşük; humik ve fulvik içeriği yok denecek kadar az.

Diyorum ki, kusura bakmayın, ben bu ürünü hiçbir şekilde firmama sokamam. Ürün geliyor içerisinde kokonlar var. Ürün geliyor içerisinde kırmızı örümcek var, beyazsinekler var. Ben bunu müşterime veremem. Biz çok büyük firmalarla çalışıyoruz. Oradaki en ufak bir hata üreticilerin bir sezon boyunca harcadığı emeğin tamamını boşa çıkartabilir. Bu yüzden biz bu tür ürünleri asla almayız, asla! Bizim ürünlerimizin içerisinde asla kokon bulamazsınız. Herhangi bir yabancı madde bulamazsınız.

Herhangi bir zararlı bulamazsınız. Gübremizi elinize aldığınız zaman ipek gibidir. Bunlar Türkiye’de aşılmadığı sürece, bizim Türkiye’deki solucan gübresi üreticileri ile çalışmamızın imkânı yok. İlk önce bu problemler çözülmeli ki ben ürünü gönül rahatlığıyla alabileyim. Çünkü biz Tarım bakanlığının yanı sıra CERES Organik sertifikasyon kuruluşu tarafından da denetleniyoruz. Geçen bir denetimimiz vardı, herkes bizi örnek alıyormuş, öyle söylüyorlar. Biz piyasada o kadar dikkatliyiz ki, internet sitemize dahi en ufak bir yanlış ibare koymamaya özen gösteriyoruz. Herkes bizi taklit ettiği için biz bir yanlış yaparsak, o yanlışı onlar da devam ettirirler. Bu yüzden çok dikkatliyiz. Özetle bizim ürünümüzün standardını tutmadığı sürece biz, Türkiye’den ürün alamıyoruz.

SG: Vermisol olarak hedeflediğiniz satış kapasiteniz nedir?

SB: Yıllık ortalama 3000 ton satış hedefimiz var. Genel olarak satış tempomuz sezona göre değişiyor. Mesela şu aralar temponun yüksek olduğu zamanlar (Mayıs ayı dönemi kastediliyor –SG). Ancak Haziran’dan itibaren düşmeye başlayacak. Ne zamana kadar? Ekim-Kasım’a kadar. Bizim yoğun olduğumuz belli dönemlerimiz var. Örneğin önümüzdeki aydan itibaren artık ölü sezona giriyoruz. Neden? Çünkü artık ekimler yapıldı, fideler dikildi, taban gübrelemeleri yapıldı vs. Bundan sonra artık sıvı gübre satışlarımız başlıyor. Genel itibariyle Mart-Nisan ile Ekim-Kasım dönemi bizim için çok yoğun oluyor.

SG: Sıvı solucan gübrenizi de yine Litvanya’da mı yaptırıyorsunuz?

SB: Evet, yine aynı bölgede üretimi yapılıyor.

SG: Akademik çalışmaları incelediğim zaman solucan suyu, solucan gübresi çayı, akıntı suyu vb ürünlerle ilgili çokça çalışma mevcut. Yine aynı şekilde farklı ham maddelerden üretilen katı gübrelerle ilgili olarak da bir hayli çalışma var. Ancak nedense ticari olarak üretilen sıvı solucan gübresiyle pek fazla çalışmaya rastlanmıyor. Bunun nedeni ne olabilir sizce?

Vermisol Domates UygulamaSB: Aslında var ama çok sınırlı sayıda. Örneğin Cambridge Üniversitesinde bir çalışma var. Ancak şunu hemen belirtmek gerekir, sıvı solucan gübresi ile solucan çayı arasında çok ciddi bir fark var. Siz de biliyorsunuz, insanlar katıyı suyun içinde bekleterek elde ettikleri sıvının çok iyi bir gübre olduğunu düşünüyorlar.

Açıkçası ben şahsi olarak buna katılmıyorum. Çünkü içeriğindeki maddenin suya geçtiğini bunun da bitkilere çok iyi geldiğini vs söylüyorlar. Bizim özel bir sistemimiz var ve bunu paylaşamıyoruz. Üründe hiçbir kimyasal katkı yok ve hepsi tek tek analizlerden geçiyor. Bunlar hep demeler sonucunda ortaya çıkan şeyler. Katıyı gübre üzerine su dök ve oldu sıvı gübre, yok böyle bir şey!

SG: Peki fazla bir yayın olmaması konusunda sizin şahsi görüşünüz nedir? Örneğin üzerinde çalışma yapılsın, olumlu ya da olumsuz sonuç çıksın ve yayınlansın; bu mümkün değil midir?

SB: Yok! Aksine olumsuz sonuçlar değil, çok olumlu sonuçlar çıkıyor. Mesela şöyle söyleyeyim, bahsettiğim o üniversitenin çalışmalarında %6 gibi Azot oranı yakalayanlar var. Humik-Fulvik asit oranları çok yükseliyor, ama dediğim gibi belirli bir prosesi var ve denemeler sonucunda bunlar elde ediliyor. Bazı süreçlerden geçiyor ve evet içinde su var kesinlikle. Ancak bunun bir yöntemi var ve bu durumda ürünün yoğunluğu, içerik oranları değişiyor.

SG: Yurt dışında üretimi yapılan bazı sıvı gübrelerin kullanım oranlarına bakıldığında çok farklı formüller çıkıyor karşımıza. Örneğin 1/100 veya 1/500 gibi. Neden bu kadar çok farklı rakamlar söz konusu? Sizin formülünüz nedir?

Vermisol Domates UygulamaSB: Bizim sıvı gübre ürünümüzün belli bir kullanım formülü var. Şöyle ki, 100 lt suya 1 lt sıvı gübre konuyor. Bunu 200 lt veya 50 lt su yaparsanız olmaz. Ama bazen öyle durumlar olur ki, ürün çeşidine göre, örneğin örtü-altı olup olmamasına göre uygulama sıklığı artabilir. Ya da 200 litre suya 2 lt konarak uygulanabilir ama her durumda oran 1/100 şeklindedir. Şimdi sizin belirttiğiniz diğer örnekler pek mantıklı görünmüyor bana.

Şöyle düşünün, sıvı solucan gübresi %100 organik bir ürün. Gübre yanlışlıkla elinizden düşse ve toprağa dökülse, orada herhangi bir zarar görür müsünüz? Görmezsiniz. Peki, verim artışı görür müsünüz? İşte ot vs çıkar. Tabi ki de faydasını görürsünüz. Kimyasal için bunu söyleseler amenna, diyebilirim. Ama organik bir ürünün verim düşürme gibi bir durumu söz konusu olamaz.

SG: Solucan gübresi çayının esasını, gübreden suya geçen minerallerden çok gübrenin içerdiği yararlı mikroorganizmalar oluşturmaktadır. Öyle ki bu nedenle vortex tekniği kullanılarak daha fazla sayıda ve çeşitte mikroorganizmanın suya geçmesi sağlanıyor. Ancak çayın kullanım süresi çok sınırlı. Çünkü içerdiği oksijen tükenince yararlı mikroorganizmalar ölüyor ve onun yerine zararlı, patojen canlılar üremeye başlıyor. Buradan yola çıkacak olursak, sıvı solucan gübresinde durum nedir? Sıvı gübre nasıl oluyor da yararlı mikroorganizmaları öldürmeden bünyesinde barındırabiliyor?

Vermisol Domates Uygulama SonuçSB: Bizim sıvı gübremizi kullanırken bir hazneye boşalttığınızda dibinde biriken bir tortu görürsünüz. İşte bizim bakterilerimiz o tortunun içerinde yer alıyor. Canlı yaşamı orada devam ediyor. Bakteriler tamamen sıvının içinde olursa o dedikleriniz doğrudur. Ama o tortu onların yaşam alanlarının devam etmesini sağlıyor. Bunların da zaten kullanım ömürleri var, o da 4 yıl sürüyor. 4 yıldan sonra raf ömrü dolmuş oluyor ve hiç kimse onları kullanamıyor. Zaten bizim ürünlerimiz de o kadar beklemiyor.

SG: Şu anda mevcut sıvı gübrenizin bakteri ve mantar analizleri var mı?

SB: Hayır, şu anda yok ama yurt dışında bizim adımıza üretim yapan üreticilerimizin her türlü analizleri mevcut.

SG: Bunu şu nedenle sordum, 1 lt sıvı gübrenin içinde bakteri ve mantarların yoğun bir biçimde bulunmakta olduğunu varsayıyorum. Bu gübreyi aldım ve 100 lt suya karıştırdım.  Normalde solucan gübresi çayı yaparken sisteme melas veya benzeri bir besin kaynağı katarak bakteri ve mantarların çoğalmasını sağlıyoruz. Ama sıvı gübrede böyle bir olanak yok. O halde akla şu soru geliyor; sıvı gübrenin içindeki yararlı bakteri ve mantarlar suya karıştırıldığında daha da seyrelmiyorlar mı? Eğer seyrelmiyorlarsa, nasıl çoğalıyorlar?

SB: Toprakla buluştuğu anda çoğalmaya başlıyorlar. Bana bazen şu tür sorular geliyor: Hepsini tek seferde mi uygulayacağım? Hayır! Eğer bahçe gibi küçük bir alanda üretim yapıyorsanız, 100 lt suya hepsini aynı anda verebilir misiniz? Hayır! Peki, 100 lt suyu hazırlasam ve onu bir kenara koysam, sonra ihtiyaç oldukça kullansam olmaz mı? Buradan sizin söylediğiniz yere geleceğim; tabi ki olmaz! Peki, neden olmaz? Eğer ki, küçük bir ölçekte kullanacaksanız 1/100 oranını baz alarak, 100 cc sıvı gübreyi 10 lt ile karıştırıp onu kullanacaksınız. Neden? Eğer ben bunun 100 lt şeklinde hazırlayıp bir kenara koyarsam, işte bakterileri o zaman öldürmüş olurum.

SG: Yani yaşam ortamları ve yoğunlukları bozulmuş oluyor.

SB: Aynen öyle! Siz dilerseniz 100 cc veya 250 cc kadarını kullanabilirsiniz, ancak kalanının ağzını kapatıp bir kenara koyarsanız gübre bozulmaz. Bu ürün suyla beraber aktive olan yoğunlaştırılmış bir ürün. Suya değdirmediğiniz sürece, üretim tarihinden itibaren 4 yıl boyunca kullanabilirsiniz.

SG: Tarım bakanlığının genel anlamda solucan gübresi ve üretimi ile ilgili tutumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

SB: Tarım bakanlığı solucan gübresine dair mevzuatı üreticilerden gelen taleplere göre biçimlendiriyor aslında. Öncesinde belirli bir alt yapı çalışması yapılmış değil. Olsa bizler için süreç daha kolay olur tabi ki. Biz tarım bakanlığıyla sürekli olarak istişare halindeyiz. Önümüzdeki en yeni sorun KDV sorunu. Gübrede KDV %1’e düşmüş olduğu halde sıvı gübremizi %18 KDV ile satmaya devam ediyoruz.

SG: Tescil edilen gübrelerde %1 diye biliyorum ben.

SB: Doğrudur. Bizim ürünümüz de tescilli zaten. Fakat tescil belgesinde sıvı ürün için gübre ifadesi geçmediğinden ürün bu %1’lik kapsama girmiyor. Agronomineral sıvı besleyici veya bitki destekleyicisi sınıfına dâhil edildiği için biz %18 olarak pazara sunuyoruz.

SG: Aslında her şey basit bir tebliğ veya yönetmelik meselesi. Pekâlâ değiştirilebilir.

SB: Evet ama bu işlemler çok uzun sürebiliyor. Biz zaten bakanlığa bildirdik ve şu anda bekliyoruz. Bizim bakanlıktan beklentimiz bu süreçlerin daha da hızlanmasıdır. Çünkü sonuçta herkes biliyor ki, bu organik bir gübre. Basit gibi gelebilir ama bu %18 oranı müşterilerimizin gübreyi olması gereken kullanım sıkılığının dışında kullanmasına neden oluyor. Bu da verimi etkiliyor. Çünkü bu bir bütçe meselesi…

SG: Üniversiteler ve akademik çalışmalar hakkında düşünceleriniz neler? Birlikte organize çalışmalarınız var mı?

SB: Ben üniversitelerin bu konuda aktif olduğunu düşünüyorum. Biz de gitsek onlara, ellerinden geleni yapıyorlar. Bize yer sağlıyorlar. Siz ürünü sağlayın geri kalan işlemleri ve analizleri biz yapalım, diyorlar. Evet, bu konuda desteklerini alıyoruz. Ama yine de solucan gübresi konusunda henüz kat etmemiz gereken çok yol var. Çünkü üretim olarak Avrupa’nın çok çok gerisindeyiz. Türkiye üretiminden bahsediyorum. Bu seviyeye ulaşana kadar biraz zaman geçecek. Ama bunlar yine de güzel gelişmeler tabi ki. Bundan iki üç sene öncesine kadar solucan gübresi dediğimiz zaman insanlar solucanları tarlaya bıraktığımızı sanıyorlardı. En azından onları aştık.

SG: Türkiye’de solucan gübresi üretimi işine giren birçok girişimci mevcut. Bu süreç hâlâ da devam etmekte. Bu girişimcilerin büyük bir kısmı, çoğunlukla işin pazarlama ve satış kısmını düşünmeden gübre üretimine başlıyor. Özellikle bu tür girişimcilerin meraklarını gidermek için sormak istiyorum, Vermisol olarak sizin pazarlama stratejiniz nedir?

SB: Ürünü kullanan müşterilerimize arazide destek veriyoruz. Uygulama şekillerine yön veriyoruz; damlama mı, püskürtme mi kullanacak, yoksa katı mı kullanacak, bu konularda destek veriyoruz.

SG: Peki tüketiciye hangi kanallardan ulaşıyorsunuz?

SB: Açıkçası onlar bize ulaşıyorlar. Bizim pek bir çabamız yok. Yine de kendimize göre planladığımız şeyler var tabi ki; örneğin reklam, belli başlı yerlere katalog gönderimleri vb gibi. İnternet siteleri üzerinden satışlarımız var. Tabi bahsettiklerim büyük tonlardaki satışlar değil. Daha çok İstanbul için konuşuyorum. Ürünü alan müşterimize soruyorum, toprak analizi yaptırdınız mı? Nerede kullanacaksınız? Tabi ki memnun oluyorlar.

SG: Kimyasal gübrelerde formüle bağlı olarak farklı ürünler elde etmek mümkün. Bu anlamda yelpaze çok geniş… Ancak solucan gübresinde şu an için tek tip bir gübre var. Bu durumda toprak analizi yapmaya gerek var mı? Sonuçta örneğin sizin sıvı gübrenizin ölçeği 1/100 olarak hiç değişmiyor.

SB: Ben sizin toprağınızın yapısını bilmiyorum. Toprakta hangi makro ve mikro elementler hangi miktarda bilmiyorum. Örneğin ben daha önce hiç solucan gübresi kullanmadım ve toprağımı analiz ettirdim. Ardından solucan gübresi kullanmaya başladım ve ertesi yıl tekrar toprak analizi yaptırıyorum ve böylece aradaki farkı görüyorum. Toprağımda neler olmuş? Neler değişmiş? Değerlerde artış var mı? İşte bunları bilmek için analiz yaptırmak gerekiyor.

SG: Şu anda ürün gamınızda neler var ve gelecekte neler olacak?

SB: Şu an katı ve sıvı gübre solucan gübresi ile ithal torf var. İleride VERMISOL olarak planladığımız birçok şey var aslında. Örneğin belki Türkiye içinde üretime yönelebiliriz. Biz ilk olarak solucan gübresinin kategorisine oturmasını bekliyoruz. Ondan sonra yan ürünler üzerine düşüneceğiz.

SG: Son olarak Türkiye’de solucan gübresi üreticileri için bir birlik oluşumunun mantıklı buluyor musunuz? Bu bir gereklilik midir? Bunun için neler önerebilirsiniz?

SB: Biliyorsunuz, atalarımız ne demişler; “Birlikten Kuvvet Doğar!” Gerek iç pazarda, gerekse de bakanlık nezdinde üreticinin bu ürünle ilgili sesini duyurabilmesi için ve özellikle bakanlık ile ilgili ilişkilerde isteklerini kabul ettirebilmesi için birliğin olması son derece önemlidir. Ancak bu birliğin iyi organize olması ve üyelerinin de kendi aralarında iyi koordine olmaları gerekmektedir.

Solucan gübresi ile ilgili Tarım Bakanlığı mevzuatlarında eksiklikler bulunmaktadır. Organik tarımda tüm girdilerin organik ve sertifikalı olması kesin gereklilik içermektedir, ancak organik tarım yapan üreticiler kontrolsüz çiftlik gübresi kullanıyorlar ve hiçbir sertifika içermeyen bu gübre ile organik ürün üretiyorlar.  Bu durum da bizim sertifikalı belgeli ve kesinlikle kullanılması gereken gübrelerimizin önünü kesmektedir. Bu sadece bir örnek…

Solucan gübresi üretim ve işleme konusunda ciddi yatırımlar yapan firmalar bir birlik oluşturarak daha verimli çalışacaklardır ve aynı zamanda mevzuatlardaki talepler ve çalışmalarla yurt dışında da ürünlerin pazar bulabileceği bir gerçektir.

SG: Bana zaman ayırdınız için teşekkür ederim! Ayrıca konuya ilgi duyan solucan gübresi üreticileri, meraklıları ve tüketicileri için akıllardaki sorulara verdiğiniz yanıtlardan dolayı da ayrıca teşekkür ederim!

SB: Rica ederim! Soruların cevap bulmasına aracı olduğunuz için ben de size teşekkür ederim.

Not: Röportaj Mayıs 2016 tarihinde İstanbul’da yapılmıştır. Resimlerin tüm hakları Vermisol’e ait olup, gerek resimlerin gerekse de röportajın izinli veya izinsiz, yazılı, basılı ve görsel bir medyada kullanımı yasaktır.

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz