Solucan Gübresi Bilgi Portalı 03 Aralk 2016

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – III

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – III

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – III

S.GÖNEN   :   Ancak tarlalarını ekmediği için çiftçiye para veriyor devlet. solidem

M.AKSOY   :   Evet, ekmediği için para veriyor. Çiftçi düşünüyor, ne değişecek diye. Öylede para geliyor böylede. Öbür türlü işi yağmura Allah’a kalıyor, ama bu şeklide devlet garanti nasılsa veriyor parayı. Niye ben uğraşayım ki? Hep tembelliğe alıştırıyorlar. Yeni nesil belki tarımla hiç uğraşmayacak. Ondan sonraki nesil tarlaları başka şeylere dönüştürecek. Sonra da biz gıda maddelerini yurt dışından ithal etmek zorunda kalacağız.   

Solidem solucan gübresi

Solidem vermikompost

Solidem solucan gübresi

Biten gübreler son kullanıma hazırlanmak için, fazla nemini almak üzere açık havada güneşte kurutuluyor.

S.GÖNEN   :   Onlar da hibrit, GDO ürünleri olacaklar.   solidem

M.AKSOY   :   Evet. solidem solidem solidem solidem solidem solidem solidem solidem 

S.BAŞAK   : Ben bir ekleme yapayım. Yukarıda bahsettiğim, solucan gübresini yoncaya uygulayan ziraat mühendisi gübreyi kullandıktan sonra, içerisinde şimdi adı aklıma gelmeyen bir maddenin eksik olduğunu belirtmişti. Bunu ilave edelim, dedi. Benim ona söylediğim şey şuydu: Şeker ve tuzu kimyasal olarak gördüğümüzden dolayı bizim gübrede bunlardan bile yok, dolayısıyla hazır olarak laboratuarda elde edilmiş olan bir kimyasalı bir çay kaşığı bile katmak benim işime gelmez. Ancak bu madde doğada herhangi bir bitkide varsa, araştıralım ve o bitkiyi solucanlara yem olarak verelim.

S.GÖNEN   :   Sayın Aksoy, az önce kimyasal gübreler konusunda “para kazanan bir sürü insan var. Bunların işinin bozulmaması için” devletin organik gübre üretimine sıcak bakmadığından bahsettiniz. Baktığımız zaman, kimyasal gübre üretici ve satıcıları her türlü taktiği kullanarak gübrelerini övüyor ve sağlıklı olduğunu söylüyorlar. Acaba bu konuda yeterince denetim yok mu? Bu manada bir serbest piyasa mantığı doğru mudur?

solucan gübresi
Solidem
Çalışanlar tarafından kurutma işi yapılırken.

Solidem

Saadettin Bey kurumakta olan gübrenin nemini kontrol ediyor…

M.AKSOY   :   Bakın size çarpıcı bir örnek vereyim, ben ürünüm için evraklarda “doğal organik katı gübre” yazdığımdan dolayı bakanlık etiketime onay vermedi. Belgesini gösterebilirim size. Sonuçta kapitalizmin en temel aracı reklamdır. Öyle abartırsın ki insanlar en azından almış olmak için alır onu. Hiç ciklet çiğnemeyen adam bile çiklet çiğneme ihtiyacı duyar.

S.GÖNEN   :   Buradan şu soruyu sormak istiyorum, kimyasal gübre satıcıları kendilerine muazzam bir pazar yaratmışlar. Acaba onların yarattığı bir karşı duruş, direnç var mıdır?

M.AKSOY   :   Muazzam bir koruma ruhu içindeler. Onlar bu işe girmezler, çünkü çok kârlı değil. Fakat makineleri koyarsın, kimyasalları doldurursun, korkunç para kazanırsın. Onlar için o malın gördüğü iş önemli değil.

S.GÖNEN   :   Peki bu piyasanın içerisinde bir solucan gübresi üreticisi olarak kendiniz için nasıl bir gelecek görüyorsunuz? solidem solidem solidem 

M.AKSOY   :   Bir kere, en azından entelektüel kesimde bir doğala dönüş var. Organik ürünlerde, kullandıkları plastiklerde… Ama diğer taraftan da kullanılmayan teknolojileri de bizim gibi geri bıraktırılmış ülkelere satılıyor. Bunu nasıl yok edersin ya da buna nasıl bir egemenlik sağlarsın? Karşı tarafı bir şekilde bağımlı yaptığın zaman egemen olursun. Dediğim gibi, kimyasal gübrelere petrole verdiğimiz kadar para veriyoruz. Bu anlamda müthiş karteller oluşmuş. Bu organik gübreleri İsrail, Amerika, Rusya, Avrupa üretiyor ve kullanıyor ama Türkiye’de neredeyse yasak gibi bir şey.

S.BAŞAK   :   İsrail örneğin gübresini dışarıya satmıyor, solucanı dışarı çıkartmıyor. Dışarıya ürünü hibrit olarak veriyor. solidem solidem solidem solidem 

M.AKSOY   : Biraz kaba bir tabir olacak ama bir yerden sonra bu durum biraz da bizim salaklığımızdır. Neden onlar gibi olmayayım diye bir derdimiz hiç yok. Devlet her türlü desteği veriyor, tamam ama doğal ürünlerin üretimini de teşvik etmeli.

S.GÖNEN   :   Peki neden böyle dertlerimiz yok? Neden etkin bir girişimcilik ruhumuz yok? Örneğin dünya 50 yıldır bu işle uğraşırken biz şu ana kadar neredeydik?

M.AKSOY   :   Biz uyumaya ve uyutulmaya alıştırılmışız Savaş Bey. Bugün köy kahvelerine gidin, herkes oturur. Ya da mahalle kahvelerini alın. İnsanların bir şeyleri okumaya dahi istekleri olmaz mı? Biz olayın bütününü görmekten korkuyoruz. Geniş pencereden bakmaya korkuyoruz. Bir yerde okumuştum, insanların yedikleri kişiliklerini oluşturur diye. Biz de çok yediğimiz için, koyun gibi insanlar olmuşuz. Rusya’dan geleli 3 yıl oldu ve hep yeni bir şeyler yapmaya gayret ettim. Ama insanlarımız geleneklerine çok bağlı.

Solidem
Kış yaklaşmasına rağmen hâlâ yeşil kalan ve açmaya devam eden bir çiçek…

Solidem

Diğer ağaçlar çoktan yaprak dökerken gübreye yakın olanbu ağaç henüz tek tük de olsa yapraklı…

erkenci çilek

Solidem

Mevsimi olmadığı halde çiçek açmaya devam eden çilek ve pepino…

S.GÖNEN   :   Bazen şunu düşünüyorum, incelenecek o kadar çok konu var ki, herhalde ziraat fakültesi öğrencilerinin “ben tez konusu olarak neyi seçeyim?” diye bir sıkıntıya düşmemesi gerek. Ancak, internette şöyle bir gezindiğim zaman, Türkçe yapılmış tek bir çalışma göremiyorum. Tamam, Türkiye’de internet demek Facebook demek, çünkü dünya dördüncüsü olmuşuz ama yabancı internet sitelerine baktığımızda milyonlarca sayfa karşımıza çıkıyor. Gerçi pek bir sıkıntı duymamamız gerek, ne de olsa ana dilimiz İngilizce olduğu için… Bu açıdan sıradan bir kişinin solucan gübresi ile ilgili internette bir şeyler araştırıp yayınlamaması normal karşılanabilir; fakat ziraat fakültesi öğrencileri ve akademisyenleri neden bu kadar ilgisiz? Akademisyenlerin İngilizce bildikleri de aşikâr. Siz ve Türkiye’de bu işin yapan diğer iki kişi meslek olarak tarım kökenli değilsiniz ama bu işe teşebbüs etmişsiniz. Peki, akademisyenleri en azından araştırma bazında engelleyen bir şeyler mi var sizce?   

solucan gübresi

Solidem

Dipdiri naneler ve bol kuru biber…

M.AKSOY   :   Evet var. Onlar politika ile uğraşmayı bilimle uğraşmaktan daha çok seviyorlar. Bu yüzden de, belki abartılı bir laf olacak ama Cumhuriyet’in ilanından bu yana dünya çapında bulduğumuz hiçbir şey yok. Dünyaya ‘bu Türklerin icadıdır’ dedirtebileceğimiz hiçbir şey yok. Bu gübreyi bile biz, nasıl yurt dışından getirtip de üretebiliriz diye düşünüyoruz. Fasonculuğa alışmışız. Bir şeyleri birileri yapsın… Biz kopyalamayı çok seviyoruz.   

S.GÖNEN   :   Onu da tam yapabildiğimiz söylenemez gerçi…

M.AKSOY   :   Bu anlamda dünyada Çin’den sonra ikinciyiz. Örneğin bizim projelerimizden bir tanesi de şudur; bize en yakın Antalya ve Isparta ziraat fakülteleri var. Bunlarla görüşelim, ücretsiz gübre verelim, onlar da elde ettikleri sonuçları bir raporla bize versinler. Düşüncemiz bu ama sıcak mı, soğuk mu bakarlar bilemiyoruz. Gidince öğreneceğiz. Ali Nazmi Bey yıllardır bu işin içinde; keşke ona gidip de şunu demiş olsalardı; bu işe biz de bir el atalım, şu solucanların türünü nasıl daha iyileştirebiliriz, daha çok üretim yapar hale nasıl getirebiliriz?

S.GÖNEN   :   Bu ülke koşullarına nasıl adapte edebiliriz?

M.AKSOY   :   Evet! Nasıl adapte edebiliriz, diye bunun çalışmasını yapsalar ama yok öyle bir şey. Solucan gübresi dedin mi…    solidem solidem solidem solidem  

Solidem köpek

Solidem

Açlıktan ölmek üzere iken tesise misafir olan ve artık tesisin bir parçası haline gelen ZİLLİ…

S.GÖNEN   :   İşler sanki biraz kara düzen gidiyor gibi.   

M.AKSOY   :   Evet!

S. BAŞAK   :   4 ay evvel Konya’da bir elemanımızla beraber tarım fuarına katıldık. Orada bizim amacımız tarım ne durumda, gübre ve ekipman olarak neler var, bunları öğrenmekti. Dolaştık. Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğrencilerinin bir reyonu vardı. Öğrenciler duruyordu başında. Yaklaştım, dedim ki, “Solucan gübresi diye bir şey varmış, siz biliyor musunuz?” Çocuklar bir anda şöyle bir dondu kaldı. “Hemen hocamızı çağıralım” dediler. Genç bir hocayı çağırdılar. Solucan gübresiyle ilgili bilgi almak istediğimi söyledim, hani ne biliyorlar. Sonuçta ziraat fakültesi… “Hocalarımız bahsettiler ama bu konuda bir araştırma yok” dediler. Ben de “tahmin etmiştim. Biz bu işi yapıyoruz” diyerek onlara, elimizde bulunan ve bu işi ilk yapmaya başladığımız zamandan kalma iptidai dokümanları verdim. Arkasından bana şu söylendi, “eğer üniversitede konferans gibi bir şey yaparsak gelip bizi aydınlatır mısınız?” “Biz zaten bunun için geldik buraya, öyle bir çalışma olursa geliriz” dedim ben de. Bunu diyen doktorasını yazacak olan bir gençti ve “Ben bunu doktora konusu olarak seçebilir miyim?” dedi ardından. Tabi ki, neden olmasın? Ben elektrik öğretmeniyim, Mehmet bey ise elektrik teknisyeni. Böyleyken bizim için cazip geldiyse, sizin ana konunuz ve siz bu konuyu daha detaylı incelemek durumundasınız.  solidem

Devam etmek için tıklayınız…

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz