Solucan Gübresi Bilgi Portalı 06 Aralk 2016

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – II

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – II

Solidem ile Solucan Gübresi Üzerine Söyleşi – II

S.GÖNEN   :   Solucan gübresi üretimi Türkiye’de yepyeni bir alan. Bu işe ilk başladığınız zaman, gerek teknik olarak gerekse de bürokratik olarak ne gibi zorluklarla karşılaştınız? Bu işe bundan sonra girmeyi düşünecek olanlara ne gibi tavsiyeler verebilirsiniz? solidem solidem solidem 

M.AKSOY   :   Teknik olarak pek bir zorlukla karşılaşmadım ama ikinci kısmıyla çok fazla uğraştım ve hâlâ da devam eden savaşımların oldu. Yeni başlayacak olan kişilere ise önerim şu olacaktır; bir kere üretim yapacakları yeri, hammadde olarak hayvansal atıkların bol olduğu yerlerden tercih etsinler. Onun dışında bu işin zorluğu sabır ve çalışmaktır. Ancak teknik zorluk olarak şundan bahsedebilirim; bir ara neredeyse solucanların tamamını yok etmek üzereydik. Yanlış beslemeden dolayı… Rusya’ya soruyorum, bende böyle bir sorun var ne yapayım diyorum. İşte taze gübre ver dediler verdim ama solucanlar yine ölmeye devam ettiler. Sonunda yaşlı neslin tamamı öldü. Sadece kıl kurdu gibi incecik olanlar yaşamaya devam ettiler. Meğer yemi beğenmedikleri için yığından kaçıyor ve ölüyorlarmış. Bir de, teknik sayılabilecek bir diğer konu da, maddi bir beklenti olarak bize laboratuar desteği verilebilir belki. Burdur’da bir laboratuar yok. Analizler için bir numuneleri Antalya’ya gönderiyoruz. Her analiz aşağı yukarı 1000 liraya mal oluyor. Bunun dışında organik gübrede KDV çok yüksek, %18. Hiç olamayacak bir üründen %3 KDV alınırken böylesi yararlı bir üründen %18 KDV alınması alan açısından da bir maliyettir. Bir de ürün parası kadar nakliyat gideri var. Sanki bunun yayılmaması için gereken her şey yapılıyor. Devlet çiftçiye gübre desteği vereceğine KDV’yi kaldırsın!

S.GÖNEN   :   “Bu işin zorluğu sabır ve çalışmaktır” dediniz, biraz bahsedebilir misiniz? solidem

M.AKSOY   :   Mesela biz bir gübreyi solucanların yiyebileceği hale getirebilmek için en az 10 defa karıştırıyoruz. Bu durum ya insan çalıştırarak, ya kendi gücünüzle ya da makinelerle halledilmesi gereken bir sorundur. Sabırla bekleyeceksiniz. Beklemeyi biliyor ve seviyorsanız, yeni bir şeyler yapmayı da istiyorsanız buyurun! Meydan bomboş.   

S.GÖNEN   :   Solucanlara yem olarak ne veriyorsunuz? solidem solidem solidem

M.AKSOY   :   Hayvan gübresi ve organik atıklar. Çürüyebilen her şey yani! Kâğıt, ağaç yaprağı ve dalları, tabi talaş şeklinde, tüm sebze ve meyve atıkları… Çürüyebildiği sürece aklınıza gelen her şeyi yiyebiliyorlar. Bahçelerdeki çim atıkları, otlar… Belediyelerin park ve bahçelerindeki tüm çimenleri örneğin bize geliyor. Karıştırıyoruz ve solucanlara yem olarak veriyoruz.

solucan gübresi
Çevredeki evlerden gelen atıklar, ağaç yaprakları, çim atıkları, sebze hali atıkları…
solidem

S. BAŞAK   : Bu arada şunu belirtmek gerekir ki, hayvan gübresinin yanması demek aslında gübrenin tamamen ölmesi demektir. Oysa olması gereken çürütülmesidir. Bu sayede gübrenin içindeki faydalı kısım ölmüyor. Bu anlamda bizim için gerekli olan çürümedir. Yanma gerçekleştiği zaman içerikteki organik madde oranı düşüyor. Diğer taraftan eğer normal hayvan gübresini bahçeye atarsanız aşırı bir otlanma meydana gelir. Tavuk gübresini atarsanız kokusu vardır, çok kuvvetli olduğu için bitkiye zararlıdır. Solucan gübresini ise miktar olarak ne kadar verirseniz verin asla bitkiye zarar vermez ve ayrıca bana göre çiftçi için en önemli tarafı da yaban otu olayı hemen hemen sıfırdır. Bunun nedeni de onlara verilen yemi tamamen tüketmeleridir. Elde edilen gübrede çimlenmeye müsait tohum kalmıyor.

S.GÖNEN   :   Park ve bahçelerdeki çimleri yem olarak kullandığınızı belirtiniz. Yol kenarında yetiştirilen ürünlerle beslenen çocukların, araba egzozlarından çıkan ve bitkiye nüfuz eden kurşun nedeniyle ileri yaşlarda şiddete daha eğilimli olduğu konusunda bazı araştırmalar var. Acaba solucanlar park ve bahçelerdeki çimlerde var olan kurşunu da sindirebiliyorlar mı? solidem solidem solidem 

M.AKSOY   :   Solucanlar ağır metalleri yok edebiliyorlar. Nükleer reaktörlerden çıkan atıkları da ortadan kaldırabiliyorlar. solidem

vermikompost üretimi

Yığının en üstüne taze yem konduktan sonra bu ölçü çubuğu sayesinde yeni yemin ne zaman konacağı tespit ediliyor.

solucan gübresi üretimi

Bu straforlarla kış aylarında havalar çok soğuduğu zaman yığınlar kapatılarak ısı kaybı engelleniyor.
solidem

S. BAŞAK   :   Bu konuda solucanların ne yapabilecekleri ile ilgili yapılan araştırmalar göstermektedir ki, 10 milyon solucan yılda 500 lt atom santrallerinin etrafındaki radyoaktif karışımlı atık suyu imha edebiliyor. Öyle ki bu ağır su doğaya bırakılmaz. İzoleli kaplarda muhafaza edilmesi gerekir. Ancak solucanların bunu ortadan kaldırdığı kesinlikle tespit edilmiştir. Bunlar Moskova Üniversitesinin verdiği veriler. Bir diğeri de, Kazakistan’da, Rusya’nın komünizm döneminde ağır metal ve silah sanayisinin olduğu yerde meydana gelen topraktaki ağır metal kirlenmesini solucanlarla bertaraf etme çalışmaları var…

M.AKSOY   :   Solucan gübresi alıp oradaki toprakları tarıma elverişli hale getirdiler.

S. BAŞAK   :   Onun için yol kenarlarındaki kurşun içeriği bu işin yanında çerez kalıyor.

S.GÖNEN   :   Amerika’da 21 yıldır solucan gübresi üretimini lisanslı olarak gerçekleştiren bir tanıdığım var. Bazen takıldığım konularda kendisine sorularımı soruyorum. Ona sorduğum sorulardan birisi de kanatlı hayvan dışkısının, örneğin güvercin dışkısının solucanlar için yem olarak kullanılıp kullanılamayacağıydı. Bilindiği üzere güvercin gübresi oldukça kuvvetli ve aynı zamanda tuzlu bir gübredir. Kendisi bana, yem olarak güvercin gübresinin kullanmamı tavsiye etmedi. Neden olarak da kanatlı hayvan bağırsaklarında yer alan bakterilerin zararlı olabileceği idi. Solucanlar bu zararlı bakterileri elimine edemeyebilirmiş. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz.    

M.AKSOY   :   Bizim çalışmalarımızda, daha doğrusu hedeflerimizden birisi diyeyim, Burdur’un kanalizasyonunu arıtma sistemi var.

solidem

solidem

kaydırma yöntemi

Yığınlara bir taraftan yeni yem verilirken, diğer taraftan biten gübre alınıyor. Bu arada gübreden süzülen değerli sıvı da ayrıca toplanıyor. Biten gübrenin kesilip alındığı yer bir iplik çekilerek belirlenmiş. Son fotoğrafta yığından süzülen sıvı görülüyor.

solidem

S. BAŞAK   : Orada çıkan atıklara posa veya çamur diyorlar. Suyunu alıyorlar posası kalıyor.

S.GÖNEN   :   İçerisinde deterjan atıklarından zehirli kimyasallara kadar her şey var…

M.AKSOY   :   Her şey var, evet ama biz onları yok etmeye talibiz. Kalite olarak solucan gübresi sadece hayvan gübresinden eldi edildiğinde yeterince kaliteli değil. Bu nedenle hayvan gübresi farklı karışımlarla birlikte solucanlara verilerek değeri yükseltilebilir. Ancak en düşük haliyle bile toprağa 50% daha fazla içerik veriyor. Gübre olmasa da iyi bir humuslu çiçek toprağı olarak kullanılabilir.

S. BAŞAK   :   Bataklıklardan elde edilen çiçek toprağı vardır…

S.GÖNEN   :   Torf mu? solidem solidem solidem solidem

S. BAŞAK   :   Evet torf. Rusya’dan gelen hocanın bize söylediği torf iyi bir topraktır. Çiçekçiler veya seracılar fidelemede kullanır. Solucan gübresi torfun en az 10 misli daha kuvvetli olacak.

S.GÖNEN   :   Ki bazen torftan kaynaklanan çeşitli bitki hastalıkları da olabilmekte…

S. BAŞAK   : Evet, doğrudur.

akıntı suyu

solidem akıntı suyu

sıvı solucan gübresi

solidem
Toplanan sıvı kaplarda biriktiriliyor.

 solidem

M.AKSOY   :   Hayvansal gübreler arasında kalite olarak bir sırlama yaparsak, birinci sırada at gübresi, ikinci sırada küçükbaş hayvan gübresi geliyor, üçüncü sırada büyükbaş hayvan gübresi ve dördüncü sırada kanatlı hayvan gübresi geliyor. En sonunda da insan dışkısı geliyor. Bunların hepsi de yok edilebiliyor. Ancak bunlar solucanlara verilirken değişik oranlarda verilmelidir ki solucanlar için zararlı olmasınlar. Yani özetle bunun teknolojisi var.

S.GÖNEN   :   Sonuçta dönüştürülemeyecek hiçbir şey yok. solidem solidem solidem solidem solidem 

M.AKSOY   :   Kesinlikle! Dönüştürülemeyecek hiçbir şey yok!

S. BAŞAK   :   Asitli olması nedeniyle kanatlı hayvan atıklarını direk vermeyi düşünmüyoruz…

M.AKSOY   :   Benim bütün derdim çevreye zarar verebilecek her şeyin yok edilmesi.

S. BAŞAK   :   Ne yapacağız? Özel karışımlar düzenleyeceğiz. Örneğin bir veya üç ölçü hayvan gübresi olacaksa bir ölçü de diğerinden gibi. Bu anlamda deneme üniteleri düzenlenip elde edilen çıktıların ayrı ayrı analiz raporları alınabilir.

 solucan gübresi üretimi

Yine Mehmet Bey ve Saadettin Beyin kendileri tarafından yapılan kırma makinesi.
solidem

M.AKSOY   :   Ayrıca Rusçada “staratel” denilen bu “gayretli” solucanların bir özelliği var. Her türlü yeme adapte olabiliyorlar. Yetişkin nesil ölüyor ve yeni nesil uyum sağlamış olarak devam ediyor. Bu nedenle yeni bir yem vermeden önce, 50-60 solucan alıp bu önce bu solucanlara veriyoruz. Eğer beğenirlerse içinde kalıyorlar; beğenmezlerse de hemen dışına kaçıyorlar. O zaman ne yapıyoruz, beğeninceye kadar yeni karışımlar hazırlıyoruz.

S.GÖNEN   :   İlk gübre üretimi sonrası ürün elde ettikten sonra, bitki üretimi açısından ne gibi sonuçlar elde ettiniz? İlk dikkatinizi çeken şey ne oldu?

M.AKSOY   :   Üründe ne gördüm? Tadı ve kokusu benim ilk dikkatimi çeken şey oldu. Ürünün tadı ve kokusu tamamen değişiyor. Domates yiyorsanız domates gibi kokuyor. Çilek yiyorsanız gerçek bir çilek kokusu ve tadı alıyorsunuz. Çilek genelde hormonlarla ve hızlı bir şekilde yetiştirilir ve pek bir tadı olmaz ama bizim bahçemizde yetişen çilek gerçekten sulu ve tatlı, değişik bir ürün oluyor. Artı, bizim pek vaktimiz olmadığı için ürünü toplayıp bir kenara koyuyoruz ve aklımıza geldiği zaman yiyoruz. Bir bakıyorsunuz ki, bir hafta on gün geçmiş ama çilek hâlâ ilk günkü tazeliğini koruyor. Çünkü raf ömrü uzuyor. Bitkinin dayanıklılığı artıyor.

S.BAŞAK   : Burada bir arkadaşımız evindeki Afrika menekşesinde solucan gübresini kullandı. Çiçek mükemmel oldu. Ben Afrika menekşesi hastasıyım. Öğretmenliğim sırasında yüzlerce saksı menekşem vardı. Öğrenciler, öğretmen arkadaşlar benim menekşelerden alıp evlerine götürürlerdi. Çok iyi tanıdığım bir bitki. Normalde kış aylarında çiçek açmaz. Baharda, hiç olmazsa güneşin biraz bol olduğu dönemde çiçeklenmeye geçer ama Şubat sonunda arkadaşın evine gittiğimde saksıdaki çiçek sayısı yaprak sayısından fazlaydı. Dolayısıyla üreticiler bu ürünü kullanmaya başladıkları takdirde farkı bizzat yaşıyorlar. Yine aynı şekilde yoncaya veren bir ziraat mühendisi vardı. Bu konuya merak salanlardan birisi… Yoncanın yapraklarındaki damarsal yapının daha canlı olduğunu, rengin daha koyuya döndüğünü ve yapraklarda irileşmenin meydana geldiğini anlattı. Şimdi bu açıdan baktığımızda, hormonlarla desteklenmiş, kimyasal gübreyle beslenmiş ürünlerin sadece albenisi var. Çok güzel, üzerinde hiçbir leke yok domatesin ama tadına baktığımız zaman hiçbir şeye benzemiyor. Domates yiyip yemediğinizi anlayamıyorsunuz. Biz bahçemizde ilk üretim yaparken bir deneme yaptık. O da sadece fiziksel anlamda bitkide nasıl bir farklılık yaratıyor diye. İki saksıdan birinde solucan gübresi kullanarak, diğerinde de normal hazırlanmış toprak kullanarak domates fideleri ekimi yaptık. Bir süre sonra solucan gübreli olan 45 cm’ye erişti. Saksıda durmayacak diye götürüp bahçeye ektik. Bütün komşular bakarken tuhaf oluyorlar. Diğerlerinden önce çiçek açtı ve domates verdi. Hatırladığım kadarıyla bizim bu yörenin Yıldız domatesiydi. Şekil olarak pek bir albenisi yok ama diğer domateslerle özellikle mukayese ederek kestik yedik, damak ve ağızda bıraktığı tat anlamında inanılmayacak boyutlarda fark var.

S.GÖNEN   :   Doğrudan tarımsal üretimle ilgili bir meslek grubundan gelmiyorsunuz ama şu an itibariyle organik tarım girdisi olan organik gübre üretimi yapıyorsunuz. Bu anlamda bakarsak, Türkiye’deki tarım politikaları ve üretici bilinci hakkında neler söyleyebilirsiniz?   

M.AKSOY   :   Ben bana gelen çevremdeki çiftçiler üzerinden tanıdığım kadarıyla bu konuda konuşabilirim. Bir kere biz neredeyse petrol faturası kadar kimyasal gübre faturası ödüyoruz yurtdışına. Bunun hiçbir yerde sözü geçmiyor. Neden? Çünkü para kazanan bir sürü insan var. Bunların işinin bozulmaması için belki üst katmanlarda, bakanlık düzeyinde, bu tip organik üretimlere sıcak bakılmıyor. Oysa tam tersine bakanlığın çiftçiyi, üreticiyi yönlendirmesi lazım. Ben bir şey soracağım zaman, bu işin uzmanı kim, bakanlık deyip oraya gitmeliyim. Bu işin maalesef Türkiye’de bir bilim dalı bile yok. Araştırdım sadece ders olarak okutulup geçiliyormuş. Solucan gübresi var, tamam bitti. Ancak bir kere tamamen doğal olan tek gübre solucan gübresidir. Diğer organik gübreler genelde kimyasal karışımlıdır. Bize de aynı şeyi söylediler, bunun içine kimyasal karıştırın, şunlar olsun. Ben kesinlikle yapmayacağım dedim. Bakanlıktan hiç izin alamasam bile ben bu işi yapacağım, kullanan nasıl olsa gelecek benden isteyecek ama ben her şeyin yasal olmasını istedim ve hâlâ da uğraşıyorum. Devletin tarım politikasına gelince, devletin çiftçiye para desteği vermesine kesinlikle karşıyım. Para desteği yapacağına, gübre desteği yapsın, eğitim desteği yapsın. Bilinçlendirme yapsın, alternatif olarak başka ne üretimi yapılabilir? Bunları getirsin. Neden insanları tembelliğe itiyoruz? Bizim insanımız çalışmayı sever aslında. solidem

Devam etmek için tıklayınız…

Etiketler:

Yorumlar

  1. Celal Baydar diyor ki:

    İyi günler Mehmet bey,
    Ben Edirne’den Celal Baydar. 60 yaşındayım. Çevre duyarlılığı olan bir insanım. Malumunuz Edirne verimli topraklara sahip bir ilimiz. Bende Edirne’nin sebze üreticisi Karaağaç mahallesindenim.
    Yıllardır çeşitli konularda ne yapabilirim diye hep düşünmüşümdür. İnternetten sizin solucan gübresi üretiminizi gördüm bu konuda bilgi ve deneyimlerinizle bana bana yardımcı olur musunuz?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Baydar,

      Mehmet beye ve firmaya, web siteleri üzerinden doğrudan erişerek ulaşabilirsiniz. Daha etkili bir iletişim olacaktır.

      Saygılarımla.

Yorum Yaz