Solucan Gübresi Bilgi Portalı 25 Ekim 2014

SİYAHALTIN SOLUCAN HUMUSU RÖPORTAJI – II

SİYAHALTIN SOLUCAN HUMUSU RÖPORTAJI – II

Röportajın başına dönmek için tıklayınız…

 

S. GÖNEN      :     Her şeye rağmen solucan gübresi ve vermikültür Türkiye’de yeni sayılır. Peki, biraz da Bulgaristan’daki durumunda bahsedebilir miyiz?

M. H. CAN    :     Bulgaristan’da bu işi ilk başlatan Georgi Krumov Tençev diye bir adamdır. Bu adam komünizm döneminde Makedonya’daki bir gezisi sırasında bu işin yaygın olarak yapıldığını görüyor ve komünist partiye giderek diyor ki, bu işi Bulgaristan’da da yapılım. Fakat komünist ülkeler arasında para alışverişi fazla yok. O halde solucanı nasıl getirecek? Solucanı ödünç alıyorlar. Diyelim ki o günkü rakamlarla 100 bin tane veya 500 bin tane solucan alıyorlar ve bir sonraki sene iade etmek kaydıyla ödünç alıyorlar. Öyle ki, solucana değer biçilemiyor. İşte Bulgaristan’da solucan ve gübre üretimi bu şekilde başlıyor. Fakat bizim ülkemizde solucanın canlı olarak yurda girişi yasak. Dışkısını getirtebiliyoruz ama canlı olarak ithali yasak.  Canlı oluşundan veya yaşadığı ortamdan ötürü bir gümrük tarife mevzuatı yok. İşte komünizm döneminde de buna benzer bir olay çıkmış ama biraz daha farklı. Onlar parasal değer biçememişler.

Daha sonra Bulgaristan’ın Dobriç (Dobrich) şehrinde, Saçko Kolev – RAZUM OOD firması bu işi devam ettirmiş. Şu anda binlerce üretici var ama o zaman sayıları parmakla sayılacak kadar azdı bu üreticilerin. Örneğin, şu anda soyadlarını hatırlayamıyorum, Kırcalı Dimitri Dimitrov diye bir adam vardı. Krasen’de Laçev diye bir adam vardı, Siliven’de Nedelçev diye bir adam vardı. Bunların hepsi ben Türkiye’ye onlardan solucan satın alıp getirteceğin ve para kazanacaklar diye beni çok seviyorlardı fakat sonradan ben onlardan solucan alıp da buraya getirtemeyince şimdi beni (SG: gülümseyerek) sevmiyor olabilirler. O zamanlar Bulgaristan’da solucan oldukça fazla çoğaldığı için hepsi beni çok seviyorlardı.

S. GÖNEN        :     Peki genel anlamda Bulgaristan’da solucanlara ve gübresine bakış nasıldır?

M. H. CAN       :     Bulgarlar bu işe kumbara olarak bakarlar.

S. GÖNEN        :     Kumbara?

M. H. CAN      :     Evet, yani köylünün kumbarası derler solucan işine. Köylü gübresini alır, bizim de yaptığımız gibi kuyu sistemleri vardır ve oraya taze taze biriktirirler, bizde olduğu gibi bekletmezler. Bu gübrenin içine çok az miktarda solucan bırakırlar. Biz örneğin metrekare’ye 1500-2500 tane bırakıyoruz, onlar 50 tane bırakıyorlar. Zaten orada fiyatlar da çok ucuzdur. Daha sonra bütün gübresini bu yığının üzerine nizami bir şekilde yayarlar. Yani 45-50 cm’yi geçmez yığın. Aynen bizim eskiden köylülerimizin yaptığı gibi. Nedir, Doğu Anadolu’da veya Güneydoğu Anadolu’da bazı yerlerde hâlâ o kültür devam ediyor. Tezek yaparlar örneğin, bizdeki tek fark üstüne basarlar sıkışık olsun diye. Bulgarlar ise en alt tabakadaki solucanlı gübrenin üstüne nizami olarak gübreyi sererler ve hiç ilgilenmezler, kendi halinde bırakırlar yağmura kara. O kumbara orada çoğalır. Gübre hazır olduğunda ise onu ayıklar ve yeni kumbaralar oluşturur, ürünü de götürür satar. Her köyde de mutlaka bir tane yapan vardır.

S. GÖNEN        :     Ne güzel! Solucan gübresinin bu kadar yaygınlaşması ve neredeyse köylünün günlük hayatının parçası olması…

M. H. CAN       :     Şu anda bu durumdalar. Bizim ülkemizde de, her köyde en az bir kişini bunu yapması lazım. O köyün ihtiyacını karşılar. Aslında köylünün hepsinin bunu yapması lazım… Çok büyük bir masrafa girmeyecek. Metrekareye 50 veya 100 tane olacak şekilde solucanı koysa ve gübresini de getirip düzenli bir şekilde onun üzerine dökse, işçilik de yok…

S. GÖNEN        :     Zaten normal gübresini de götürüp tarlarının kenarına döküyor…

M. H. CAN     :     Evet, döküyor, tek farkı bu gübresini değeri yarı yarıya daha yüksek ve kendi bahçesinde işe devam ediyor olacak.

Mehmet bey ve şirketin diğer ortakları

Havuzdaki malzeme yığınla solucan dolu.

S. GÖNEN        :     Peki Bulgaristan’da devletin solucan gübresi konusundaki desteği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

M. H. CAN     :     Bulgaristan ekonomisi çok güçlü olan bir ülke değil. Devletin doğrudan destekleyecek bir gücü yok fakat işte bize Avrupa Birliğinin kırsal kalınmayı yatırımlarını destekleme programı var, asıl adı SAPART olan Bulgarlarda da bunun adı SAPART’tır ve onlar da bu programdan yararlanıyorlar. Bizim paramızla yaklaşık 50 bin lira alıyorlar ve Bulgaristan’da hemen her köyde en az iki kişi bundan yararlanıyor. Bunun 25 bini hibe 25 bini de geri ödemelidir. Bu para peşin veriliyor, ancak bu bizde daha farklı uygulanıyor; yine 50 bin lira veriliyor fakat yap, ondan sonra gel parayı al bizden diyorlar. Bizde tam tersi yani… Adam 50 bin lirayı önce harcıyor sonra gidip parayı alıyor. Aradaki fark bu…

 S. GÖNEN       :     Bizde Bulgaristan’ın organik tarıma çok fazla önem verdiği, topraklarında büyük oranda organik tarım yapıldığı ve topraktaki organik madde zenginliğinin yüksek olduğuna dair bir algı var. Köylünün kendisi de kendi gübresini üretip satabiliyorlar. Peki, ticari boyutta halkın solucan gübresine olan talebi ne boyuttadır.

M. H. CAN       :     Halkın talebi yok gibi bir şey! Niye diyeceksiniz! Zaten Bulgaristan’ın 70%’inden fazlası beyaz bayraklı bölge, yani organiktir. Ormanla, ağaçla vb ile kaplı bölgelerdir. İşin aslı Komünistler işi sıkı tutmuş. Komünistler hayvan gübresinin 100 gramını ziyan etmemişler. O dönem komünist yönetim biçiminde hayvansal atıklar olsun, diğer atık türleri olsun kompoze gübre olarak tarlalara atılmış. Solucanlar o zaman kullanılmamış ama özel olarak bu gübreyi tarlalara savurucu makineler yapılmış. Makineler şu anda atıl. Bulgarlar bizim kooperatif gibi yapılarımıza Tekeze diyorlar, o tekezelerin hepsinde en 2-3 tane bu makinelerden vardır. Yani bugün bir çiftçi gitse oraya o makineyi 1000 dolara alabilir. Ancak o makineyi Türkiye’de yaptırmaya kalksanız 30-35 bin dolara mal olur. Çünkü daha sonrada o sıkıyönetim dönemi kalkınca vatandaş da makineleri orada bıraktı. Onlarda yavaş yavaş artık kimyasala dönmeye başladı.

 Deneme ekimi olarak yetiştirilen soğan bitkisi

S. GÖNEN        :     Yani yönetim değişikliği sonrası tarım alanında da yapısal değişiklikler olmaya başladı.

M. H. CAN       :     Evet, işte bu demokrasinin verdiği serbestlik falan orada da artık hissediliyor. Bazen de böyle çok fazla hür olmak işe yaramayabiliyor. Bazı şeyler de bir şekilde dengeyi de korumak lazım. Örneğin bugün seninle birlikte gezdik, adam ayçiçeğini komple sökmüş, neden? Çünkü yan tarafta tarlasına buğday ot ilacı attı ve rüzgâr götürüp diğerinin ayçiçeğini mahvetti. Yarın öbür gün de ayçiçeğine atılacak olan ilaç buğdayı etkileyecek. Bizim Kanola tarlasının da yan tarafını etkilemişti örneğin. Yani bazı şeylerde de katı bir rejim olması gerekiyor. Özellikle tarımda rejimin katı olması gerekiyor. Böylesine bir serbestlik olmaması gerekir. Şimdi yine de bu iş Bulgar’da daha düzenli, çünkü onlarda 100 veya 200 dönümlük arazi bulamazsınız. Tam bilemiyorum, 2000 veya 5000 dönüm gibi büyük parseller var. Adam bir ekiyor 5000 dönüm ayçiçeği. 200 dönümlük tarlalar çok azdır. Bu da ürünün etkilenmesini azaltıyor.

S. GÖNEN        :     Bizde de yeni yasalar çıkıyor ama…

M. H. CAN   :     Birleştirmek için teşvikler, şunlar bunlar çıkıyor ama ne zaman biter nasıl o da tartışılır tabi.

S. GÖNEN     :  Üretimde hangi tür solucanlar kullanıyorsunuz? Biraz besleme yönteminden, ne tür yem verdiğinizden de bahsedebilir misiniz?

M. H. CAN       :     Şu anda elimizde safkan Eisenia Foetida ve Eisenia Andrei türleri var. Foetida türü kısmen diğer türlerle çiftleşiyor ama Andrei türü çiftleşmiyor. Bu türleri biz korumaya çalışıyoruz. Gübre üretimi sisteminiz ise kuyu sistemidir…

S. GÖNEN        :     Yani diğer adıyla Havuz sistemi.

M. H. CAN     :     Evet havuz sistemi. Bu sistem beton, asfalt veya toprak alan üzerinde kurulabiliyor. Ben toprak alan üzerinde olanı tercih ediyorum. Çünkü toprağın suyu emme imkânı var. Ancak asfalt veya beton üzerinde göllenme olmaması için meyil olması gerekir. Besin olarak da, bölgemizde sıkıntısı yok; ahır gübresi bolca bulunmaktadır. Zaten bizim isteğimiz dışında onlarca hatta yüzerce insan şehir dışından gelip burada saman balyaları yapıyorlar. Daha sonra herhangi bir nedenle bu balyaları götürmüyor ve burada kalıyor. Bu nedenle bizde malzeme sıkıntısı yoktur. Anadolu için bir şey diyemem ama Trakya’da böyle bir sıkıntı yoktur.

 Bitmiş ürünü hasat etmek için kullanılan el yapımı elek

S. GÖNEN        :     İçerik olarak neler veriyorsunuz?

M. H. CAN     :     Ahır gübresi, kaya tozu, fosfor kayası tozu, ince ağaç talaşı, toprak ve çürümüş saman kullanıyoruz. Bunların dışlında bir malzeme kullanmıyoruz. Çünkü en kaliteli üzün ahır gübresinden elde ediliyor ve kaliteli bir solucan gübresi tam bir yılda oluşan gübredir. Bana göre altı ayda solucan boşaltıp, eleyip elde edilen gübre kaliteli bir sonuç vermez.

S. GÖNEN        :     Kaya tozu ve fosfor kayası tozu kullanımındaki amaç nedir?

M. H. CAN       :     Bitkinin ihtiyaç duyduğu NPK’yı dengelemek amacıyla fosfor eksini tamamlamak için kullanılıyor. Tabi bu amaçla başka tür malzemeler de kullanılabilir. Fosfor ihtiva eden her türlü malzeme kullanılabilir. Kaya tozunu da daha çok solucanın taşlığı, yani sindirim sistemi için kullanıyoruz. Bu arada bitkinin ihtiyacına göre gereken başka bir malzeme varsa, örneğin diyelim ki Nevşehir bölgesinde nişastalı patates üretimi yapıyorlar ya da Giresun’da fındık yetiştiriyorlar, neye ihtiyaç olabilir, Kalsiyum, Potasyum vs. Gübredeki bu malzemeleri tamamlamak için farklı organik kökenli maddeler kullanılabilir. Bizim şu anda bölgemizde daha çok köklü ayçiçeği gibi bitkiler üretildiği için hayvansal gübre ağırlıklı çalışıyoruz. Çünkü hayvansal gübre güçlü kök sistemi gelişimini sağlıyor. Fakat diyelim ki bir seracı arar ve ben falanca bitki yetiştireceğim gübre içinde ihtiyaç duyduğum maddeler şunlar derse, biz bu maddelerin hangi organik atıkta olduğu araştıracağız ve onu kullanacağız.

S. GÖNEN       :     Türkiye’de büyük bir hızla gelişmekte olan solucan gübresi sektörü içinde, gerek bu işe yeni başlayacak olanlar gerekse de evsel boyutta üretmek isteyenler için ya da genel olarak tüketici için pazarlama stratejilerinizden biraz bahsedebilir misiniz?

M. H. CAN       :     Bizden ürün almak isteyen tüketicilerin bizlere en az on önce talebini bizlere iletmesi gerekiyor. Bu on günlük süre zarfında şunları yapıyoruz: metrekareye bırakacağı sayıya göre solucan ve malzeme hazırlıyoruz. Ambalaj olarak da Türkiye’nin öteki ucuna dahi rahatlıkla gidecek şekilde güvenli bir sistemimiz var. Yolda herhangi bir şekilde hasar görmeyecek şekilde bir solucanlar ve malzeme hazırlanıyor ve paketleniyor. Gübrenin pazarlanma ve ambalajlanması sürecimiz ise henüz tamamlanmamıştır. Çünkü şu an henüz kendi çalışmalarımız için üretim yapmaktayız. Şu anda henüz ürün satışı yok sadece yakın çevreye deneme amaçlı dağıtımımız oluyor.

S. GÖNEN      :     Kendi bölgenizde ürününüzü kullananlar ve elde ettikleri sonuçlar bakımından biraz bilgi verebilir misiniz bize.

M. H. CAN     :     Şu anda sonuçlar hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim. Çünkü geniş çaplı olarak şu ana kadar sadece kendi tarlamızda sıvı gübre olarak kullandık. Bu denemede belirgin bir erkencilik oldu.  3 Nisan’da Kanolalar çiçek açtı ve 8 Nisan’da da videoya çektim.

S. GÖNEN        :     Normalde ne zaman çiçeklenme oluyordu?

M. H. CAN      :     Yaklaşık olarak 15-16 Nisan’da. Yani yaklaşık 12-13 gün erken çiçek açtı. Bir de buğdayda kullanıldı ve onda da belirgin yetişme farklılığı oldu. Yine onun da videosunu çekip internete ekledik. Elma veya değişik meyve bahçesi olanlara verdik ve onlara aynı zamanda sıvı gübrenin nasıl yapıldığını öğrettik ama henüz ilk sonuçları almadık. Bunun dışında Kahramanmaraş ve Kayseri’de bazı arkadaşlara verdik. Bunların sonuçlarını ancak hasat döneminde almaya başlayacağız. Tabi Bulgaristan için sorarsanız birçok örnek vermek mümkün ama Türkiye için henüz sonuçları yavaş yavaş elde ediyoruz. Türkiye’de Tarımsal araştırma enstitüleri bu konu ile ilgili deneyler yapsın diye çok uğraştım ama bir türlü bürokrasiyi aşamadım

Ama Bulgaristan’da tarımsal araştırma enstitüleri bu konuda gönüllü olarak yardımcı oluyorlar alın işte size bir örnek vereyim (ekte)

S. GÖNEN        :     Elbette, karşılaştırma olabilmesi açısından Bulgaristan’daki sonuçlardan da bahsedebilirsiniz.  

M. H. CAN    :     Size şöyle örnek vereyim, aynı domates fidelerine aynı zaman içerisinde, kimyasal gübre kompoze hayvan gübresi ve 30%, 40% ve %50 solucan gübresi olmak üzere karıştırarak kullandık. Bu denemenin sonuçlarını, fidelerin belirli aralıklarla çekilmiş resimlerini size verebilirim. Boyda ve renkte olsun belirgin farklılıklar var. Ayrıca Bulgar üniversitelerine sorduğunuz zaman size her türlü cevabı verebilirler. İşte solucan gübresinin etkileri şunlardır, şu kadar nişasta oranını arttırır, şu kadar glüteni ve proteini arttırır falan. Fakat bizim üniversitelerimize sorduğunuz zaman bu cevabı alamazsın. Benim takip edebildiğim kadarıyla Tokat’ta Gaziosmanpaşa Üniversitesinde bir hoca var bir de Uğur Tutar Bey var, o da daha yeni doktora hazırladı bu konuda. Başka da kimse yok. Ancak hangi Bulgar üniversitesine başvuracak olursanız olsun mutlaka solucan gübresi ile ilgili bir çalışması vardır.

Saman balyaları kışın soğuk havalarda yazın da sıcak havalarda sera iç mekanını korumak için kullanılıyor.

Devam etmek için tıklayınız…

Gelen Aramalar: gübre solucanı,www solucangubresi web tr,canlı solucan gümrük tarifesi,solucan gubresi findik,solucan ithalati,solucana benziyor soguk havalarda cikiyor nemli yerlerde bulunuyor,uğur solucanlar,uğur tutar

Etiketler:

Yorumlar

  1. favalli77 diyor ki:

    faydali ve doğruluguna inandığım bilgiler için teşşekküler.

  2. SAVAS GONEN diyor ki:

    Sayın favalli77,

    yorumunuz için teşekkür ederiz. Sorularınız olursa bekleriz.

  3. Seymacicekcilik diyor ki:

    Savaş bey site gerçekten başarı olmuş. Yapmış olduğunuz röportajlar gerçekten başarılı. Emeginize sağlık.
    Sayın CAN beyin son sözlerinde resimleri paylaşabileceği bilgisini vermiş. Onları alıp yayınlama imkanınız varsa çok daha yararlı olacaktır

    Saygılar

  4. SAVAS GONEN diyor ki:

    Sayın Seymacicekcilik,

    söz konusu çalışmayı yakın bir zamanda yayınlayacağım.

    Teşekkür ederim.

  5. Devrim diyor ki:

    İyi günler dilerim;

    Solucan yetiştiriciliği ile yakından ilgileniyorum. Sizden solucan almak istiyorum. Bana ulaşırsanız çok sevinirim.

    devrimgulsen@yahoo.com

    Saygılarımla

  6. SAVAS GONEN diyor ki:

    Sayın Devrim,

    konuya o
    ilgi duymanız beni sevindirdi. Size gereken bilgilerle en kısa zamanda döneceğim.

    Saygılarımla.

  7. MESUT_CIKCIK diyor ki:

    Sayın Savaş GÖNEN
    tesadüfen nette gezerken sitenizi gördüm ve ilgimi çekti. siteyi inceledim ve solucanları sayenizde tanıma fırsatı buldum teşekkürler emeğinize sağlık.

    solucan gübresi üretimi hakkında bilgilenmek istiyorum tabii zamanınız varsa , bu konuda bana yardımcı olabilirseniz sevinirim.

    saygılarımla.

  8. SAVAS GONEN diyor ki:

    Mesut bey sorularınızı her zaman iletebilirsiniz. Buradan veya daha rahat yazışabileceğimiz http://www.bizimbahce.net/forum/solucanlar-ve-solucan-gubresi-uretimi-vermikompost-b253.0/ form adresinden de sorabilirsiniz sorularınızı. Ne biliyorsam paylaşmaya hazırım. Saygılarımla.

  9. mustafa diyor ki:

    gerçekten çok etkilendim ama nereden başlamak lazım kendim hayvancılık yapıyorum bu solucan gübresi kendi ahır gübremdeki solucanlardan olmazmı dönerseniz sevinirim saygılarımla

  10. SAVAS GONEN diyor ki:

    Elbette olur mustafa bey. Ancak yine de tam olarak türünü belirlemek için yakından görmek gerek… Deneme yaparak da tespit edebilirsiniz.

  11. cem diyor ki:

    Mrb hayvancıl yapmaktayım 600 küçük baş ve 50 büyük baş hayvanım var bunun yanısıra solucan gübresi üretmek istiyorum solucanları nasıl temin edebilirim
    saygılarımla

    1. SAVAS GONEN diyor ki:

      Cem bey merhaba.

      Solucan temini konusunda siyahaltın.com sitesinden sayın Mehmet Hanifi Can ile irtibata geçebilirsiniz. Tlf: 05358132372

      Bu site aracılığı ile ulaştığınızı belirtmeyi unutmayınız…

  12. Kaylan diyor ki:

    Sayın Savaş Gönen’e ve Sayın Mehmet H.Can beye teşekkür ediyorum. Röportajın bu kısmında kafama bir şey takıldı, sanırım burada solucandan da önemli olan girdi hayvan gübresi. Yani hayvan gübresini üretecek bir düzen sahibi değilseniz solucan gübresi üretimi ticari açıdan çok verimli bir girişim olmayabilir. Ben böyle bir fikre kapıldım, sonuçta bu ürünün tonu 1500-2000 TL gibi bir fiyata satıldığına göre, hayvan gübresini kendi kaynaklarından temin edemeyen biri satın almak zorunda kalacaktır ve buda önemli bir maliyet oluşturacaktır. Savaş bey veya Mehmet bey bu konuda ne diyorlar merak ediyorum.

    1. SAVAS GONEN diyor ki:

      Sayın kaylan,

      girdi olarak kullanılan hayvan dışkısı ve evsel atıklar ile hal atıkları ve bunların temini sırasında oluŞan nakliye maliyetleri zaten en büyük maliyet girdileridir. Ancak şöyle düşünün, bugün yanmış ve kullanıma hazır çiftlik gübresi bile çok pahalı değildir. Biz burada hayvan atıklarını ham olarak yerinde alıyoruz, bu nedenle daha da düşük maliyetle temin edilebilir. Bu maliyet unsuru bir şekilde halledilebilir, asıl olan süreklilik ve girdi olarak kullanacağınız malzemenin stabil olması ve dolayısıyla çıktı ürününün de stabil olması. Kaynak bir şekilde halledilebiliyor.

      Saygılarımla.

      1. Nuri Kaylan diyor ki:

        Teşekkürler Savaş bey,
        Gayet iyi anladım. Pazar ve fiyatla ilgili belirsizliği giderirken, girdi konusunda da işe başlamadan önce bir çalışma yapmak gerekiyor.

  13. erol ertop diyor ki:

    iyi günler toprak sevdalıları yurdumun topraklarını kurtarmak harcadığınız çabalar için sizleri gönülden kutluyorum yaklaşık 3 aydır yerli ve yabancı sitelerde bu konuyu araştırıyorum kafama takılan 2 soru var uygun ortam olduğu taktirde solucanların üremesinde nasıl bir artış olur bazı kaynaklarda yetişkin solucanların haftalık 7 yumurta bıraktığı ve bunların 4-5 nın yaşadiği bazı kaynaklarda ise senelik 10katı gibi bir artışolduğu yazılıyor doğrusu nedir 2 sorum solucan gübresi tarlada metrekareye veya dönüme ortalama ne kadar atılıyor.bizleri aydınlattığınız için şimdiden teşekkür ederim

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Erol,

      çeşitli solucan türlerinde çeşitli sayıda ve periyotlarda yumurtlama eğilimleri vardır. Bu sitede ilgili konularda bunların tür ismi ve sayıları belirtilmiştir. Ancak buradan şunu söyleyebilirim ki, haftada 7 yumurta yapması bir efsanedir. Yumurtadan kastettiğiniz kokon ise eğer bu şekilde yumurtlayan bir tür ne duydum ne de gördüm. Bir kere solucanların yumurtlamaları için yine bu forumda birçok yerde yazıldığı gibi uygun ortam koşulları gerekir. Sistemdeki erişkin solucan sayısının yeterli çoklukta olması da gerekir. Bu nedenle senede 10 kat çoğalmaları mümkün değildir. Çünkü bir yandan çoğalırken diğer yandan ölümler de olmaktadır. Eceliyle veya sistemdeki aksaklıklar nedeniyle…

      Bu rakamları söyleyenlerin dayanakları yoktur. Bunlar yazdıkça ve paylaştıkça çoğalan ve artan uydurmalardır. Tek gerçek şudur ki, solucanlar geometrik katsayıyla artarlar. Örneğin, 2 solucan 4 solucana çıkar, 4 solucan 8 solucana, 8 solucan 16 solucana vb… Burada amaç solucanları çoğaltmak değil dengeli bir sayıya erişmek olmalıdır. Çünkü habitatlarında yeterli sayıya eriştiklerinde diğer bütün canlılar gibi, belki insan hariç, çoğalmama eğilimine meylederler.

      Siz sistemin tüm gerekliliklerini yerine getirin, onlar gerektiği gibi çoğalırlar zaten. Zira her yeni başlayan kişi mutlaka bir aşamada solucan ölümleriyle karşı karşıya kalır. Bu da kaçınılmaz bir gerçektir. Sizi yıldırmasın yeter.

      Metrekareye yapılan uygulama konusunda her firma farklı rakamlar verebilir. Bu gübrenin miktar olarak fazla kullanılmasında hiç bir sakınca yoktur ancak sadece maliyet sorunu ortaya çıkar. Kullanacağınız gübre miktarını en iyisi toprağınızın mevcuttaki durumu belirler. Organik maddece çok fakirse daha fazla kulanmanız gerekebilir. Bu nedenle mutlaka toprak analizi şarttır. Bir iki sezon denemeden sonra gereken miktarı tüketici kendisi belirleyecektir.

      Saygılarımla.

      1. erol ertop diyor ki:

        çok teşekkür ederim savaş bey beni aydınlattınız 150 -200 kadar kaliforniya solucanımız 800 kadarda topladığım solucanlar var .bunları ayrı kaplarda tutuyorum şu an yaşatma çabasındayım sizin gibi tecrübeli kişileden öğreneceğim yararlı bigiler sayesinde bu işi öğrenerek profesyönel olarak yapma niyetim var bende ülkemin topraklarını yarınlarını kurtarmak için bir adım atsam ne mutlu bana sağlıkla kalın

  14. chttmr diyor ki:

    çok güzel bir röportaj olmuş Savaş Bey ve Mehmet Bey’ e teşekkürler…

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Rica ederim. Yeni röportajlar var sırada. Röportaj planlamak, yapmak ve düzenlemek gerçekten çok çetrefilli bir şey. Öyle dışarıdan görüldüğü gibi değil. Bu nedenle biraz zaman alıyor. Ama sonunda harcanan emeğe değiyor doğrusu.

  15. ALİ KIRIŞ diyor ki:

    abi ben 19 yaşındayım tam sizi 1 bucuk yıldır araştırıyorum sizi yerinizde solucanları nasıl yetiştirdiginizi gelip araştırmak isterim ama benim hayvan atıkları hemide gıda curumuş maddelerii bulmam cokkulay onlar en basit iş ama bu solcanlara bakma işi birz kafamı karıştırıyor yerde var oda musayit hatta eleme soguktan koruma gibi tum şeyleri bile tasarladım ben kabor tacıyım aslen ufaklıgım sanayide gecdi ama ünüversiteyede hazırlanmayı ihmal etmiyorum tabi nasip olursa otomativ muhendisi olcam ama bu şede cok candan severk bakıyorum biz 200 dönume yakın tarla ekdigimiz icin azda olsa tarımdan anlıyorum işte mesela 1 bucuk tonluk hayvan gubresi ve gıda atıkları birleşık olarak bir havuza solucanları bıraksak benim masrafım ve gelirim ne olur bu ban acıklaya bilirmisiniz *** ali kırış

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Ali bey,

      bu işi yapmak istiyorsan eğer, çok ciddi düşünmelisin. Eğer işin sürekli olarak başında duramayacak ve kontrolleri periyodik olarak sağlayamayacaksan bu işten zarar edersin. Her şeyden önce, tesisi kuracağın yerde eğer bol miktarda hayvansal ve diğer atıklar varsa öncelikle bunları kompost haline getirmeni tavsiye ederim. Yani hayvansal ve evsel atıkları büyük çaplı bir tesis olarak kuracağınız sistemde solucanlara direk vermemelisin. Kompost elde ettikten sonra yavaş yavaş solucanlara verebilirsin. Önemli olan nokta bir seferde solucanlara gerekenden fazla yem vermemelisin. Solucanların tüketebileceğinden fazla yem vermen durumunda, çürüme ve kokuşma, devam eden kompostlama nedeniyle yanma olanının olması olasıdır.

      Başlangıç olarak çok fazla solucanla başlama. Kuracağın tesise göre yeterli sayıda solucanla başla, işi iyice öğren ve ancak ondan sonra daha fazla solucan temin et. Çünkü ilk başlarda bir takım hatalar yapabilir ve solucan kaybına uğrayabilirsin. İş bir kez kurulduktan ve yoluna girdikten sonra, bir yandan solucanlar kendi kendilerine çoğalacaklar ve diğer yandan yeni solucanlar satın alarak işi hızla büyütebilirsin.

      Masraf ve gelire gelince, bu tamaman senin kurmak istediğim tesisin büyüklüğüne, kurarken kullandığın malzemeye ve işçiliğe ve gelirde ise pazarlama gücüne göre değişir. Bu konuda sabit bir rakam yoktur.

      Kolay gelsin.
      Saygılarımla.

  16. TURAN DEMİR diyor ki:

    Savaş bey;
    herkesi aydınlattığınız için teşekkür ederim öncelikle;savaş bey ben tarımla çok uğraşan bir ildeyim.bu konuyu 3 yıl kadar önce duymuştum ve ilgi duymaya başladım bu solucanlara.ama bulunduğum ildeki tarım il müdürlükleri bu konuda bilgilerinin olmadığını söylediler.yani bu konuda yardımcı olamadılar bana savaş bey.şimdi sizden ricam bu iş için ne gibi şartlar gerekli,nasıl bir yol haritası izlemeliyim,ne kadar açık ve kapalı m2 alana ihtiyacım olmalı.(havuz tipinde yapmak istiyorum)bu konuda herhangi bir kurumdan destek veya hibe alabilirmiyim ve ilk etabta 10 bin-20 bin solucan almak istiyorum bu yüzden bana bu konuda dönerseniz sevinirim.şimdiden teşekkür ederim iyi çalışmalar. turan_demir_82@hotmail.com

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Turan bey,

      Konu Türkiye’de oldukça yenidir. Aslında ilk gündeme geldikten bu yana aradan geçen zamanda oldukça çok yol alınabilirdi ama malumunuz ülkemizde bir iş yarım yapılır ve zamanında görmesi gereken ilgiyi göremez. Bu konuda gerekli yasa ve denetimler dahi hala tam manasıyla çıkmamış ve sistem kurulamamıştır. Bu nedenle tarım il müdürlüklerinin bir bilgi sahibi olmamaları oldukça normaldir.

      Kurmak istediğiniz sistemin metrekaresi tamamen sizin hedefinize bağlıdır. Ben şunu tavsiye edebilirim ki, her zaman için kuracağınız sistemi gelecekte büyütebilecğinizi hesaba katın, ancak işi iyice öğreninceye kadar birden büyük ölçekli bir biçimde işe başlamayın. 10-20 bin rakamı belki başlangıç için az olabilir ama işi yaparak kavramak için uygun sayılabilir. Bir süre sonra sayıyı hızla arttırabilirsiniz.

      Bu işi yapmak, basitçe internet ortamında tavsiye niteliğindeki bilgilerle mümkün olmuyor ne yazık ki. Eer ciddi bir iş olarak düşünüyorsanız yerinde destek şeklinde birebir yardım almanız gerek. siyahaltin solucan gübresi firmasından danışmanlık desteği alabilirsiniz.

      Devletin hibe ve/veya kredi destekleri ile ilgili bir araştırma içine henüz girmedim. Ancak kolay bir destek olmadığını duyumlarından biliyorum. Devletin ilgili kurumlarına bilgi amaçlı danışılabilir.

      Saygılarımla.

Yorum Yaz


3 + = dört