Solucan Gübresi Bilgi Portalı 08 Aralk 2016

Yem Türü ve Vermikompost Kalitesi Hakkında

Yem Türü ve Vermikompost Kalitesi Hakkında

solucan yemiEn iyi kalitede gübre elde etmek için  yem olarak en iyi ne verebilirim?

İki çeşit solucan humusu (vermikompost) sayabiliriz;

1) Mantar baskın solucan humusu
2) Bakteriyel baskın solucan humusu

Birinci tip humus başlangıç malzemesi olarak yüksek C:N oranına sahip (saman, ağaç talaşı, karton gibi) kahverengi malzemeler kullanıldığında elde edilir ve daha çok çok yıllık ağaç ve çalı gibi ürünler için tercih edilir.

Bakteriyel humus ise daha çok, yıllık sebze ürünleri için kullanıldığında daha etkili olurlar.

Buradan yola çıkarak şunu diyebiliriz, hayvan dışkısı kullanılarak elde edilen bakteriyel baskın humus sebze üretiminde daha iyi verim alınmasını sağlarken,  mantar baskın humus seven bitkiler için bol kâğıt kullanılarak elde edilen humus daha etkin olacaktır.

Yani farklı başlangıç malzemesi kullanılarak elde edilen farklı solucan humusları farklı amaçlara yönelik olarak farklı kalitelerde ürünler olacaktır. Yine de eğer en iyi humusu elde etmek için en uygun malzemeyi soracak olursanız hayvan gübresi kullanmanız tavsiye edilir.

Örneğin Dr. Clive Edwards yaptığı denemelere göre en iyi malzemenin domuz dışkısı olduğunu belirtir. Çünkü hayvan gübresi, başlangıç malzemesi olarak kâğıda göre birçok bitki besin maddesini diğer faydalı özelliklerine ek olarak zaten içinde barındırır. Bu da hayvan gübresinin başlangıç malzemesi, yani mama olarak kullanımının önemini arttırır.

Etiketler:

Yorumlar

  1. ilkgün salih diyor ki:

    solucan yetiştirmek için ona verilen gıda ile meydana gelen gübre solucandan nasıl ayrıştırılır ve nasıl taşınır .
    solucanda gübresi ile taşınmazmı tasinırsa solucan çiflikte nesli bitmezmi.
    buna mukabil hayvan dişkısı hayvandan ayrıdır kulanması. taşıması olaydır.

    1. SAVAS GONEN diyor ki:

      Sayın ilkgün salih,

      Elde edilen gübrenin hasadı ile ilgili bilgiye http://solucangubresi.web.tr/temel-bilgiler/vermikompost-hasadi.html bölümünden ulaşabilirsiniz. Bu konuda bir kaç farklı metot var. Amacınıza göre en uygunu hangisi ise onu tercih etmeniz mümkündür.

      Kullanıma veya satışa hazır gübrede mutlaka bir miktar solucan, değilse bile yumurtası yani kokon kalabilir. Kokonlar vakumlu ve muhafazalı tüpler gibidirler. Yapılan çalışmalar yaklaşık 5 yıl boyunca, içinde canlı solucan yavrusu ile birlikte dayanabildiklerini göstermektedir. Ancak asıl mesele şudur ki, gübre ile birlikte solucan veya kokon gitse bile, büyük çoğunluğu gübrenin kullanılacağı tarım arazisi ve toprak koşullarında zaten yaşayamayacaktır. Çünkü, bu tür solucanlar yatay düzlemde ve toprak düzeyinin üst kısımlarında yaşarlar. Gittikleri topraklarda koşulları elvermeyeceği için yaşayamayacaklardır.

      Saygılarımla.

  2. İbrahim diyor ki:

    Savas bey suan elimde 10ton yanmıs büyükbas hayvan gubresı var ve bundan fazlada küçük bas hayvan gübresi var ben bunlarla solucan gubresı uretıımıne baslayabılırmıyım yada bunlara baska seyler ılave etmem gerekırmı tesekkurler…buradada paylasırmısınız sorumun cevabını

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın İbrahim,

      elinizde bulunan yanmış hayvan gübresi elbette iş görür. Ancak eğer yanmış hayvan gübresi 12 aydan eski ise besin değer düşüktür ve bu nedenle çok da kaliteli bir solucan gübresi elde edemezsiniz. Ancak bu miktarda gübrenin bışa gitmesi de doğru olmaz tabi, başlangıç olarak bu gübreleri harmanlayıp katabilirseniz yanma olayı henüz bitmiş kompost ile karma yapıp kullanabilirsiniz. Solucanlara verilen yemin devamlı ve sabit bir em olması ürün kalitesi ve sistemin sağlıklı bir biçimde işlkemesi için önemli. Bu nedenle elinizdeki hayvan gübresine başka bir şey katabilseniz dahi şuna dikkat ediniz, bundan sonra sürekli olarak aynı katkı maddesini katabilir miyim? Eğer cevap hayırsa o halde ya katmayın ya da elinizdeki solucanalrı ikiye ayırarak bir gruba sürekli sabit yem diğerine de katkılı yem verebilirsiniz. Burada katkıdan kast ettiğim, sebze meyve atıkları gibi ürünlerdir.

      Saygılarımla.

  3. macrol diyor ki:

    selamın aleyküm savaş bey öncelikle kolay gelsin çalışmalrınızı büyük bir zevk ve içtenlikle takip ediyorum savaş bey solucanlarıma ben sürekli at gübresi veriyorum taze at gübresini alıp 1 ay boyunca 2 günde bir karıştırıp suluyorum yanma işleminin bitmesi için bittikten sonra eleyip çuvallayıp solucanlara veriyorum mehmet beyin indoor sistemi bu işi 2 saate indiren bir şey mi yoksa başka bir sistem mi birde 1 hafta önce 250 kg at gübresi getirdim bunu evsel atıkla karıştırıyım mı yoksa eskisi gibi direk at gübresi mi yesinler evsel atık karıştıracaksam ne kadarlık bir evsel atık karıştırmam lazım teşekkürle saygılarımla

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın macrol,

      sayın Mehmet Hanifi Can’ın yaptığı indoor sistem sizin yaptığınız sistemin profesyonel hali sayılır. Temel mantık aynı ama Mehmet beyin sistemi tabi ki daha büyük boyutlu ve daha planlı ve kontrollü.

      At gübresinin yanma işleminin tamamlanması sürecinde karıştırdığınız yığına bir miktar evsel atık katabilirsiniz. Ancak eğer bu karıştırma işlemini belirttiğiniz gibi 1 ay süresince yapıyorsanız evsel atığı ilk 1 hafta içinde katın. Çünkü 1 ayın sonunda sistemde artık ayrışmamış evsel atık kalmamalı. Aksi halde yığın sürekli yanmaya devam eder. Katacağınız evsel atığın miktarını at gübresinin yarısından daha az olacak şekilde düzenleyebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  4. macrol diyor ki:

    savaş bey mehmet beyde 21 gün boyunca aktarma yaptıktan sonra indoor sisteme koyuyor benim anlamadıgım nota şu indoor sistemin yeme ne gibi bir faydası var veya indoor sistemin amaçı nedir bunu sormak istedim

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın macrol,

      indoor sistem gerçek anlamda kompostlamadır. Ondan önceki aktarma işlemleri ham maddeyi indoor sisteme hazırlıyor. İndoor sistem ham maddeyi solucan maması haline getiren son aşamadır. Bu aşama sonrasında oluşan yemde en ufak bir zararlı bakteri, yabani ot tohumu, atık maddelerden gelebilecek olası diğer istenmeyen her türlü madde arındırılmış oluyor.

      Mehmet bey ham maddeyi üçer gün arayla 5-6 defa aktarıyor. Yani 15 veya 18 gün demek. Daha sonra indoor sisteme alınmaya hazır hale gelen ham madde 60 santigrat derecede 8-10 saat veya 70 santigrat derecede 1-2 saat ısıl işleme tabi tutuluyor. İşte bu ısıl işlem sonucunda, yani indoor sistem sayesinde solucan yemi hazır oluyor ve bu yem tam anlamıyla steril oluyor. Yararlı bakterilerle dolu ve doğal bitki büyüme hormonları vb olması gereken her türlü maddeyi içerir hale geliyor.

      Saygılarımla.

  5. Yunus YALÇIN diyor ki:

    Savaş bey, bu yanma dolayından yaklaşık 4000 tane solucanımı kaybettim. havuz içerisinde yanma oldu solucanlar eridiler. İyice kafam karıştı. Bazı kaynaklarda taze hayvan gübresi verilir diyor, bazıları yanmış hayvan gübresi. Ama en mantıklı olan Mehmet hanifi beyin yaptığı galiba. ama ben hayvan gübresini ısıl işleme tabi tutacak alt yapım yok?
    Sizden bu fermante sürecini nasıl yapacağımı maddeler halinde yazmanızı istesem 🙂 (Taze hayvan gübresi + yeşil atık + saman + kuru yaprak parçaları ile. şimdiden teşekkür ederim. Yani bunları kaçar gün arayla ne kadar sürede karıştırıp solucanlara kaçar cm kalınlığında yem verirsem havuzda tekrar yanma oluşmaz.

    birde bu yeşil atıkları hayvan tersiyle karıştırmadan direk yüzeye serpiştirsem nasıl olur? Çünkü tersle karıştırdığımda yanma işlemi hep oluyor. yardım lütfen.

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Yunus,

      yeşil atıklarla hayvan gübresini karıştırdığınız zaman yanma olayı ister istemez oluşmaya başlar. Burada iki tür yöntemi deneyebilirsiniz. Birincisi,
      havuz içine ince bir katman hayvan gübresi ve onun üzerine de yine ince bir başka katman yeşil atık serebilirsiniz. Ancak karıştırmayın. Yanma olayının başlaması için her ne kadar belirli bir kalınlık ve ağırlık olması gerekse de, az da olsa eğer bu miktarı karıştıracak olursanız yanma yine oluşabilir. Bu nedenle, hem oldukça ince bir katman olarak, hem de önce hayvan dışkısı sonra yeşil atık serebilirsiniz. Bu yeşil atığın üzerine de ince ince doğranmış gazete kağıtları serecek olursanız en üstte kalan yeşil atıkların çürümesi sırasında kokuşma ve sineklenme oluşmaz.

      Gelelim ikinci ve daha başarılı ve sağlıklı yönteme. Bu yöntem esasen Solucan Yemi Olarak Kompost Yapımı başlığında bahsi geçen yöntemdir. Kısaca şöyle yapabilirsiniz:

      1) Büyükçe bir yerde, mesela büyükçe bir bidonda, hayvansal atıkları, saman ı, ağaç yapraklarını ve yeşil atıkları karıştırın ve yanma olayının başlamasını bekleyin.
      2) Yanma başladıktan bir kaç gün sonra, sönme başlayacaktır. Tam da bu sırada yığını boşaltıp yeniden karıştırın. Yanma yeniden başlayacaktır.
      3) Bu şekilde muhtemelen 3-5 aktarma yapacaksınız. Son aşamada aktarma yapsanız da bir yanma olayı başlamayacaktır.
      4) Eğer yeşil atıklar ve hayvan dışkısı, yapraklar ve saman iyice birbirine karışmış ve hemen hemen tek tip bir görünüme ulaşmışsa yem hazır demektir.
      5) Bu yemi oldukça ince bir tabaka halinde (başlangıç olarak 1-2 cm olabilir) havuza serin. Serdikten sonra birinci gün ilk olarak hafifçe nemlendirin. Daha sonraki günler sulamayla nemlendirmeye yine azar azar devam edin.
      6) Not: Unutmayın, yanmayı başlatan ana etken serilen tabakanın kalın olması ve yanmayı tetikleyecek kadar fazla sulamanın yapılmasıdır. Kalın tabaka serip, bol sulama yapmak ve seyrek yemleme yapmak yerine; ince tabaka serin, seyrek sulama yapın ve sık sık yemleme yapın. Böylece yanma fırsatı olmayacaktır.
      7) Son not: Havuzun tamamına birden yem sermeyin. Bir tarafa yem serin ama diğer taraf dursun. Eğer yeni yem serdiğiniz yerde bir yanma olayı başlarsa solucanların yem serilmeyen tarafa kaçma şansı olacaktır. Bir daha ki sefere yem serme işini daha önce sermediğiniz tarafa yapabilirsiniz. Solucanlar yeni yem serilen tarafa göç edeceklerdir.

      Umarım açıklayıcı olmuştur.
      Saygılarımla.

      1. Yunus YALÇIN diyor ki:

        Savaş bey solucanlarım normal hayatına döndüler şükür. bilgilerinize teşekkür ederim

        1. Savaş Gönen diyor ki:

          Rica ederim sayın Yunus.

          Bu işin kaderinde olan bir şey yaşadıklarınız. Her ne kadar yol gösteren olsa da, okuyup iyice anlayacak olsanız da yine bazı şeyler yaşanıyor ve encek öyle tecrübe ediliyor. Bunlara hazırlıklı olmak da bu işin bir diğer önemli parçasıdır. Geçmiş olsun ve kolay gelsin…

          Saygılarımla.

  6. hakan diyor ki:

    Savas bey bu ise nasil baslayabilirim 2yil once duymustum fakat birkac aydir ciddi olarak arastiyorum cesitli sayfalardan edindigim bilgilerle sizin sayfanizida arastirip takip ediyorum ve oldukca yararli bilgiler buldum bu ise nasil baslasam nereden baslasam daha yararli olur ileriye donuk profesyonel olarak yapmak istiyorum fikir ve goruslerinizi rica ediyorum hosca kalin

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın hakan,

      eğer ileriye donuk profesyonel olarak yapmak istiyorsanız mutlaka bir üretim tesisini yerinde görmenizi tavsiye ederim. Yazılı ve görsel olarak her ne kadar bilgi edinirseniz edinin, üretimi yerinde görmeden gerçek anlamda karar vermeyiniz. Bunun haricinde bu siteyi sürekli takip ederek ilgili konu başlıkları altında sorularınızı sorabilirsiniz.

      Başlangıç olarak da çok ciddi rakamlarla başlamayın, durumunuza uygun bir sayıda başlayıp daha sonra yavaş yavaş büyüterek ilerleyebilirsiniz.

      Saygılarımla.

  7. mehmet ertürk diyor ki:

    sayın savaş gönen
    genelde takip ettiğim kadarı ile seralarda ve çiçek yetiştiriciliği yapanlarda solucan gübresinin yoğun olarak kullanıldığından bahsediliyor fakat yaptığım araştırmalarda çiçek yetiştiricilerinden farklı illerden yaklaşın 10 iş yeri sahibi ile görüştüğümde bırakın kullanmayı bunu gübre hakkında hiç bir şey bilmiyorlar hatta neredeyse hepsi ilk kez benden duyduğunu söylüyor, daha sonra sebze meyve yetiştiriciliği yapan seralarla genelde antalya mersin ve adana illerinde bu işi yapan iş yeri sahipleri ile görüştüğümde de aynı sonuca ulaştım.Benim merak ettiğim bu denli bilinmezken neden bütün seralarda kullanılıyormuş izlenimi veriliyor ve özellikle Türkiye de bu işle uğraşan Edirne Burdur ve İstanbul da 3 büyük işletme var bu işletmelerin kendilerini anlatırken biri 5 milyon TL biri 8 Milyon TL yıllık ciro sağladığını anlatıyor bende bunların yurt içi değilde acaba yurt dışına mı satışı yapılıyor diye yeni bir araştırmaya koyuldum ve sonuç manidar eğer kaçak yollarla göndermiyorlarsa öğrendiğim kadarı ile tarım bakanlığı ruhsat ve veri inceleme raporu vermediğinden vergili satış izni görünmüyor tarım bakanlığı belli bir dönem bu izni vermiş denildi üç firma bundan faydalandı deniliyor ama benim öğrendiğim hiç bir firma yok bu şekilde resmi olarak bu iş yapan varsa beni bilgilendirirseniz sevinirim ben bu işi ticari olarak yapmak istiyorum yurt dışı araştırmaları yapmaya başladım çünkü ne yazık ki ülkemizde ilgilenen çiftçi görmedim ama bunun toprağımıza faydalarını görüpte bu işin hala ülkemizde başlamamış olmasından yana çok huzursuzum inşallah bir an önce toplumumuz bu konuda bilinçlendirilir. Hayırlı günler ilginize çok teşekkürler saygılarımla

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın mehmet ertürk,

      bu araştırmacı ve sorgulayıcı, mükemmel soru için teşekkür ederim. İsabetli bir soru sormakla kalmamış, aynı zamanda oldukça önemli ve ince detayları da yakalamışsınız. Size yardımcı olmaya çalışacağım. Ancak öncelikle bazı rakamlar vereceğim:

      2002 baskılı Türkiye Gübre Gereksinimi, Tüketimi ve Geleceği adlı kitapta verilen rakamlara bakalım,

      1. Tespit:

      Türkiye’nin yıllık azotlu (N) gübre gereksinimi: 2 107 698 ton
      Türkiye’nin yıllık azotlu (N) gübre tüketimi : 367 745 ile 1 485 628 ton arası (1972-2000 arası)

      Türkiye’nin yıllık fosforlu (P2O5) gübre gereksinimi: 1 400 750 ton
      Türkiye’nin yıllık fosforlu (P2O5) gübre tüketimi : 217 620 ile 748 531 ton arası (1972-2000 arası)

      Türkiye’nin yıllık Potasyumlu (K2O) gübre gereksinimi: 156 833 ton
      Türkiye’nin yıllık Potasyumlu (K2O) gübre tüketimi : 12 716 ile 88 507 ton arası (1972-2000 arası)

      Varılan sonuçlar:

      “Genel anlamda gereğinden az azotlu gübre tüketildiğinden ülkemizde azotlu gübre kullanımı arttırılmalıdır.”
      “Genel anlamda gereğinden az fosforlu gübre tüketildiğinden ülkemizde fosforlu gübre kullanımı arttırılmalıdır.”
      “Genel anlamda gereğinden az potasyumlu gübre tüketildiğinden ülkemizde potasyumlu gübre kullanımı arttırılmalıdır.”
      “Türkiye’de kullanılan ortalama gübre miktarları dünya ortalamasının altındadır.”

      2. Tespit:

      “”… Doğal, Organik veya İşletme gübreleri olarak tanımlananlar ahır gübresi,yeşil gübre, kan unu, kemik unu gibi gübrelerdir ve pazar ekonomisindeki payları yüksek değildir.”

      3. Tespit:

      “Gübrelemenin tarım sektöründe oluşturduğu katma değer çok yüksektir. Gübre uygulaması sonucu sağlanan ürün artışının değeri, artışı sağlayan gübre değerinin yaklaşık 11 katıdır.”

      4. Tespit:

      “Yaklaşık 4 milyon ton olan gübre üretimimiz, tüketimin yaklaşık %70’ini karşılamakta ve 1998 yılı fiyatları ile değeri 150 Trilyon TL karşılık gelmektedir.”

      5. Tespit (ve en önemli tespit):

      “Türkiye gübre sektörü başlangıç ham maddelerinde (doğal gaz, fosfat kayası, potasyum tuzları ve kükürt) tamamen dışa bağımlıdır.

      6. Tespit (ve konumuz açısından bağlayıcı olan tespit):

      “Türkiye gibi sıcak ve kurak iklim bölgelerinde yer alan ülke topraklarının organik madde kapsamı genellikle %1-2 veya daha düşük düzeylerde bulunmaktadır. Türkiye topraklarının %65’inin organik madde kapsamı az veya çok azdır.

      Şimdi gelelim bu tespitler ışığında sorularınızı yanıtlamaya; öncelikle firmaların verdiği hasılat rakamları hakkında bir şey diyemeyeceğim. Çünkü bilgim yok. Bunlar firma beyanıdır. Doğruluğunu ispatla firmaların kendileri mesûldur.

      Ancak Türkiye’de gübre gereksinimi, üretimi ve kullanımı konusunda bir şeylerin ters gittiğini tespitlere dayanarak söyleyebiliriz. Mesela 1. tespitte verilen rakamlar mevcut durumda kullanılması gereken gübrenin dahi henüz kullanılmadığını gösteriyor. Bu demektir ki, bırakın organik kökenli gübreleri kimyasal gübreler bile az kullanılıyor. Bu nedenle organik gübrenin, hele hele solucan gübresinin bilinmemesi gayet normal.

      2. tespit ise özelde solucan gübresinin genelde de organik gübrenin neden henüz veya hâlâ rağbet görmediğini gösterebilir, “…pazar ekonomisindeki payları yüksek değildir” denmekte. O zaman üretici organik gübre işini doğal olarak tercih etmemeye meylediyor ve böylece de tüketicinin organik gübreyi, hele hele solucan gübresini bilmemesi bir kez daha normal oluyor.

      3. tespit esasen 2. tespitle çelişir gibi görünmekle beraber işin başka bir tarafına dikkatimizi çekiyor. Özünde gübre sektörü katma değeri yüksek bir sektördür. şimdi bu niteliği 4. ve 5. tespitlerle birleştirelim: ne diyor 4. ve 5. tespit, gübre üretimimiz 150 Trilyon TL değerindedir ve gübre sektörü başlangıç ham maddelerinde tamamen dışa bağımlıyız. Yani işin içinde uluslararası dev firmalar, tröstler var. Üretilen ve kullanılan gübrenin miktarını ve fiyatını onlar belirliyor olabilir mi acaba? Ya da bu “komplo teorimizde” onların katkısı ne ölçüdedir? Bu durumda gübre tanıtım ve satış faaliyetlerinde onca pazarlama “hile” ve “tekniklerinin” neden bu kadar çok ve önemle kullanıldığı üzerine düşünmek lazım.

      Son olarak ne diyor 6. tespit, topraklarımızda organik madde yok. Bu kadar açık ve net. Peki kimyasal gübre organik madde yerine geçebilir mi? Hayır! O zaman neden hâlâ organik gübrenin pazar ekonomisindeki değeri azdır ve organik gübrelere talep yeterli düzeyde değildir? Bu soruların cevapları sanki biraz, tarım ekonomisi ve siyasetiyle alakalı gibi, ne dersiniz? Tarım ülkesi olduğumuzu kabul etmememizle ve dışa bağımlı olma sevdamızla alakalı gibi…

      Gelelim solucan gübresinin kullanımı konusuna. Solucan gübresi her türlü tarımsal faaliyette kullanılabilir. Tabi kimyasal gübrelerde olduğu gibi üretim için ham madde kaynağı bol değildir. Bu nedenle üretilen gübre de öyle devasa miktarlarda olmuyor. Bu da gübrenin daha çok belirttiğiniz gibi “seralarda ve çiçek yetiştiriciliği” vb. alanlarda öne çıkmasına neden oluyor. Ancak gerek katı gerekse de, ve özellikle de sıvı solucan gübresi açık alan tarımında rahatlıkla kullanılabilir. Ancak organik gübre başlangıç ham maddesinde kaynak kimyasal gübreye göre çok fazla sınırlı olduğundan ve tabi solucan gübresi gibi bir gübrenin üretimi emek-yoğun olduğundan maliyeti de yüksektir. Haliyle satış fiyatı da yüksek oluyor.

      Unutmadan, eğer aklımda doğru kaldıysa, Fransızlar internetten en fazla faydalı veri indiren, ABD’liler internete en fazla faydalı bilgi yükleyen millet olurken, yurdum insanı internette en fazla sosyal medya gibi eğlence ürünü tüketen sıralamasında ilklerde. Solucan gübresinin bir kaç haber hariç, gündeme geldiği neredeyse tek mecranın internet olduğunu düşünürsek kimsenin bilmemesi ayıbı normaldir.

      Unutmadan, Darwin solucanlara ve atık dönüşümünde kullanılmasına 100 yıldan fazla bir zaman önce dikkatleri çekmişti. Avrupa ve ABD bu detaya Darwin’den neredeyse 50-60 yıl sonra dikkatini ancak verebildi. Eh, bizde de şöyle böyle bir 10 yıl kadar oldu konuya ilgi duyalı. Trenimiz çoook yavaş gidiyor. O halde her şey gayet normal.

      Saygılarımla.

      1. Mehmet ertürk diyor ki:

        Çok tşk ederim verdiğiniz bilgiler için ve zaman ayırdığınız için duamız daha verimli topraklar ile sağlıklı ürünlere İnş.

  8. Evranos diyor ki:

    Savaş Bey, solucanlar için hayvan gübresi en ideal mama olduğunu yazmışsınız. Solucanlar içinde hayvan gübresindeki üre tuzları ve amonyağın zararlı olduğunu söylemişsiniz. Peki bu iki zararlı maddeden gübreyi nasıl arındıracağımızı size zahmet olmazsa detay bir şekilde anlatabilir misiniz?Saygılarımla…

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Evranos,

      bu iki maddeyi tamamen ayırmanız mümkün değildir ve de gerekli de değildir. Belli bir ölçüye kadar makuldür. Ayırmanın en kolay yolu da ham maddeyi seperatörden geçirmektir.

      Saygılarımla.

  9. turgut diyor ki:

    Savaş bey Merhaba 3 bin adet solucanım vardı strafor kutularda bakıyordum aradan 7 ay gecti simdi 4 kutu oldular ıbc su tankına geçirmek istiyorum 2 adet tank temin ettim ustlerini kestim zeminde nasil bir uygulama yapmalıyım bilgilendirirseniz sevinirim tesekkurler

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Turgut,

      Sıkça Sorulan Sorular bölümünde yer alan Kültür Havuzlarında Drenaj Nasıl Yapılır adlı konuya göz atınız. Resimli anlatım mevcuttur.

      Saygılarımla.

  10. batuhan diyor ki:

    Merhaba
    Bir yerde izlediğim bir videoya göre en iyi vermikompostu üretmek için C/N dengesinin muntazam olması gerekiyormuş? Bu ölçü neye göre hesaplanıyor ve siz bu konunun doğruluğu hakkında ne düşünüyorsunuz ? Elimizde karbon- azot ölçer gibi bir alet mi olması gerekiyor?
    Satın alınabilecek aletler ile ürettiğimiz vermikompostumuzun kalitesini kendimiz ölçebilirmiyiz? Yani bu soru bi nevi kendi laboratuarımızı nasıl kurarız ürün içeriğini kontrol etmek için ? bilmiyorum saçmamı oldu ama genede soruyum dedim , sadece mümkünlüğünü öğrenmek istedim.
    Sonuçta bu ülke meselesidir en iyi gübreyi üretmek zorundayız öyle değil mi?

    1. Savaş Gönen diyor ki:

      Sayın Batuhan,

      C/N dengesi solucan yemi için en önemli kriterdir. Bu cenge ne kadar ideal olursa solucan o kadar iyi beslenir. Kullanılan solucanın türüne göre değişmekle beraber, Eisenia fetida türü, şimfi yanlış anımsamıyorsam 1/20 ile 1/30 arası C/N dengesini ideal olarak görüyor.

      C/N dengesini ölçen bazı mekanik yöntemler var ama çok zor ve sürdürülebilir olmuyor. Bu nedenle dünyanın birçok yerinde deneme yanılma yöntemi ile denge tutturuluyor. Solucanın hızla beslendiği ve iri, şişmen ve canlı olduğu yemler idealdir.

      Kendi laboratuvarınızı kurmanız biraz zor. Kursanız da laborantlık bilgisi gerekecektir. Tek yöntem uzman ve yetkili laboratuvarlara analiz yaptırmaktır.

      Saygılarımla.

Yorum Yaz